Yemek sona erdikten sonra Tarık beni yaşadığım eve getirdi. Sessizliği ikimiz de bozmadık. En son arabadan inerken öptü ve “Lütfen güzel uyu, böyle olman hoş değil. Dinlen… Seni seviyorum…” diyerek öptü yumuşakça. “Gerçekten nasıl sevebiliyorsun beni, anlayamıyorum.” diye tereddütle soruyorum. Parmağını çeneme götürüyor ve eğik başımı kendine doğru kaldırarak siyah gözlerini gözlerime dikiyor “Yeşillerine aşık oldum. Dünyadaki en güzel yeşil hangisi deseler senin gözlerinin olduğunu söylerdim.” diye belirtiyor. Yine de ben mübalağa ettiğini düşünüyorum. “Hiç komik değil abartıyorsun!” diyerek hafif bir kızgınlıkla karşılık veriyorum. Aşk karşılıklıydı öyle olmalıydı, ben kendimden emin değilken O kendinden nasıl bu kadar emin olabiliyordu, anlamıyordum. “Arsu” diye öyle güzel bir tonda se

