Bölüm 11

1045 Kelimeler
Gözlerimi açamadım ama odaya dolan ışığın farkındayım. Yanım boş, yatakta yalnızım. Parmağımda lanet bir yüzük var. Kocaman bir tek taş. Çok saçma buluyorum bunu ve hemen çıkarıp komodine fırlatıyorum. “Leyla” diye sesleniyorum. Ama bir dakika, ben çıplağım. Evde kendi yatağımda değilim. Dün Tarık’la yapılan tüm seks maceram aklıma hücum ediyor. Of diye alnıma vuruyorum bir tane. Sanki başka adam kalmadı seks yapacak? “Ne kadar salağım?” Yataktan kalkıp etrafta elbiselerime bakıyorum ama nafile bir kilot bile yok burada. Sonra kilodumu nasıl cebine koyduğu görüntü geliyor gözümün önüne. İtiraf etmeliyim az biraz azıyorum ince bir sızı var bacak aramda ama istenilmek beni çok yükseltiyor. Bacaklarımı anlık birbirine sürtüyorum. Kısa bir ürperme hem çıplaklıktan hem de seks isteğimden dolayı titrememe sebep oluyor. Evet çantam, telefonum nerde acaba diye bakınıyorum. İşte burdaymış. Belki Tunç’tan elbise isteyebilirdim böylelikle. Tunç’tan ekranda bir kısa mesaj: “Ne zaman içinde olacağım?” Ben bunu tamamiyle unutmuştum. Böyle çıplak görmesi tehlikeli olabilir. Aşırı sahiplenici ve kıskanç tamamiyle çıplak halim onu kızdırabilir vücudumda yeni bir iz istemiyorum şu sıralar. Tenim hassas ve beyaz olduğundan iz çok uzun süre sonra geçiyor. Ve Tunç bile isteye beni işaretlemek için seks yaparken bunu bana yapıyor, yapıyor ki kimle seks yapıyorsam karşıdaki adam bunu bilsin. Bu kadını yalnız sen sikmiyorsun diyebilmek için yapıyordu. Evet manyakça gelebilir ama ben Tunç’u seviyorum. Manyaklığına rağmen beni sahiplenmesi onun olduğunu bilmek, beni işaretlemesini bilmek benim kimsesiz kalbime iyi geliyor. Vücudumu sıcak ve güvende hissettiriyor. Kim giderse gitsin veya kim gelirse gelsin O orada kalacakmış gibi. Banyoya yöneliyorum. Süitte keyif yapmak güzel olurdu ama öğleni geçmiş saat. Yıkanıp çıkmalıyım. Bornozla çıkıp bir mağazaya girmem fazla probleme sebep olmaz diye geçiriyorum kafamdan. Yıkanmak düşüncelerimden arındırıyor şu an. Vajinam hala çok hassas. Sızıyı hissedebiliyorum. Aletinin boyutu gerçekten büyük olmalı. Böyle beni ayıran olmamıştı şimdiye kadar. Duştan çıkıp bornoza sarınıyorum. Havluyu da başıma yerleştirdim. “Günaydın” diyen genç bir kız karşılıyor odaya döndüğümde beni. Şaşkın olmalıyım ki kız hemen açıklıyor. “Ben Buse bugün sizin hazırlanmanız için yardımcı olacağım.” diyerek arka taraftaki askılığı yerdeki ayakkabı kutularını mücevher aksesuarlarını ve ünlü bir iç çamaşır firmasının çamaşırlarını gösteriyor. Şaşkınlık giderek artıyor. Gerek olmadığını bile söyleyemez haldeyim konuşamıyorum. Buse denilen kız buna pek aldırış etmiyor. Bende bişey demeyeceğimi anlayınca kendimi onun ellerine bırakıyorum. Kız oldukça maharetli ve pratik. Göğsü bralet tarzında bir prenses model elbiseyi giydiriyor bana. Tafta siyah kumaş ayaklarımdan taşıyor. Sağ bacağım komple açık. Bralet taşlı, ışıl ışıl. Tafta kumaş dökümlü olmasına rağmen oldukça hafif.. Siyah topuklu ayakkabılar tercih ediyor altına. Ama önce elbetteki iç çamaşırı. Ben giyebileceğimi söylesemde bunu da kendi yapıyor. Biraz utansam da kız tamamen profesyonel davranıyor ve beni hazırlamak dışında bişeyle ilgili değil. Leyla’dan alışık olsam da bu kız bir yabancı. Yabancı erkeklerle yatıyorsun diyerek kendimi azar payı verip susuyorum içimden. Mücevher tercihimi bana bırakıyor beni makyaj ve saç için kuaför ve makyözün eline bırakıp gülümseyerek ayrılıyor odadan. Kuaför ve makyöz kusursuz bir şekilde beni hazırlıyorlar. Tüm bu hazırlıkların niçin olduğunu sorsam da Buse de dahil bu konuda konuşmuyorlar. Hazırlık bitince çıkıyorlar. Aynadan kendimi süzerken gördüğüm beni bile etkiliyor. Saçlarım dağınık topuz yapılmıştı. Makyajım yeşilin mavi karşımı gözlerimi ortaya çıkaran bir makyajdı. Tam ayağa kalkacakken Tarık odaya girmiş, işte bunu farketmemiştim. Beni süzerken yine o çıplakmışım dürtüsüyle hafifçe titriyorum. Neyse ki ona belli etmemeyi başarıyorum. Yanıma doğru ilerlerken bu dalga daha çok yayılıyor adamdan bu kadar etkilendin mi yoksa bu adama özgü mü anlayamıyorum. Gözlerimi kısarak bakıyorum ve o bu bakışı eğlenceli bularak alayla: “Nasıl da sevimli bakıyorsun? Harika demek basit kalır olağanüstü olmuşsun. Hadi geç kalmadan çıkmamız gerekiyor…” “Pardon nereye gidiyoruz? Üstelik tüm bu hazırlık?” elbisemin taftasını ellerimle yukarı kaldırdığım için parmaklarımda göz gezdiriyor. “Niçin?” Kesin bir dille soruyorum. Oysa bundan pek etkilenmiş değil parmaklarımı işaret ederek “O yüzük parmağında kalacaktı. Nerde o hadi takayım?” dedi. “Ne münasebet?” desem de oralı olmadı ve yüzüğü ararmış gibi etrafa göz gezdirdi. Sonra komedinin üstünde olduğunu farkedince “Evet işte burda! “ dedi sevinçle. Yanıma geldi yüz yüze bakıyoruz. Bakışlarından çok etkileniyorum buna mani olamıyorum. “Bu adamda ne var böyle?” Sesli düşünceme gülüyor. Gülmek yakışıyor aslında ama gülerken görmedim. “Nasıl göreceksin Arsu dün bir bugün iki!” Neyse ki bunu içimden düşünebildim. İnce bir sızı hissediyorum bacak aramda. Görmezden geliyorum. Bakışlarıyla beni becermek isteyen seks kölesi yanımı derinlerime itiyorum. “Sorularına cevap alacaksın! Ama önce bunu takmama izin vermelisin lütfen?” Sanırım başka şansım yok. Kafamı sallayarak onay verdiğimi belli ettim. Taktı ve elimin üstünü öptü. Ufak bir karıncalanma. Hislerime hakim olmalıyım. “Evet adamla yattıktan sonra. 3 mü 4 kez mi becerdi seni orospu?!” diyordum içimdeki azmış kudurmuşa. Ben bu düşüncelerimle boğuşurken o aradığı kutuyu bulmuştu. Tasarım bir mücevher çıkardı. Önce pırlanta kolyesini taktı boynuma. Açıkta kalan omzuma kısa bir öpücük vererek. Yine ürperdim karıncalanmaya engel olamıyorum. Sonra küpelerini takmaya başladı. Tüm bunları dudaklarını kulak deliğime getirerek bitirdi. En son “Çok güzelsin Arsu..” fısıltısıyla beni yine titretti. Bunu anlayınca şehvetle gülümsedi dudaklarıma kısa bir öpücük gönderdi ve yırtmacımdan kasıklarımı okşadı. İnlememi tutamadım ve bunu çok eğlenceli buldu. “Doyumsuzsun değil mi?” diyerek bacak içlerime ilerledi. “Seni çok mu etkiliyorum?” Cevap yok çünkü tüy gibi dokunuşları bacak arama sinyallerini çoktan gönderdi. Kasılıyorum ve bunu anlıyor. “Sanırım bir orgazmlık zamanımız var. Seni rahatlatacağım..” diyerek amımı avuçluyor. “Ahh!” Yüksek sesli bir inlemeyi koyveriyorum ve o bundan oldukça memnun boynumu öpüp boşta kalan eliyle braletin içine elini sokuyor. Göğüs ucumu bulup sıkıyor ve yine çaresizce inliyorum. “ Ah lütfen” Ovuşturuyor “Ah” “lütfen” kesik kesik inliyorum. Ne ara göğsüm çıktı elbisenin içinden bilmiyorum ama Tarık bir bebek gibi meme ucumu emiyor. Oldukça sakin emiyor. Sanki tadını çıkarıyor bu sefer acele etmiyor. Bu görüntü beni çok ıslatıyor. Mememi emen Tarık ıslaklığımı anlayınca kasıklarımdan elini çıkarıp parmaklarını gözümün içine bakarak yalıyor. “Ahhh” yüksek sesle inliyorum. Bu çok ateşliyor beni. “Lütfen” diye tekrar yalvarıyorum. “Lütfen ne?” diyor Tarık. Ben “Beni rahatlat!” diye emir veriyorum.”Hay hay azgın nişanlım!” “Bir dakika ne dedi o?” Artık çok geç! Aynaya doğru döndürdü ve çenemi sıktı önce kulak mememi boynumla birlikte yalayıp açıkta kalan mememi avuçladı. “Bak kendine! Nasıl da erotik yüzün? Sikilmelisin!… Ben hep sikeceğim seni…” Devam edecek…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE