Tarık’la kendimize geldiğimizde, Tarık elimi tutup beni kaldırdı ve “Hadi gidiyoruz.” diyerek kendine doğru çekti. Biraz kıkırdayarak “Tamam, Tunç’a söyleyeyim.” diyerek ondan koptum. Tunç’un kapısının önüne vardığımda kapıyı tıklattım ve açtım. Yatak başlığına dayalı Tunç kulaklıkla müzik dinliyordu. Yanına yaklaştığımda farkettim ve bir kulaklığı kulağından çekip “Ne dinliyorsun?” diyerek kulağıma yerleştirdim. “While your lips are still red…” diye söyledim ve kulaklığı kulağımdan çıkardım. “Öp hala dudakların kırmızıyken…” diye mırıldandım ve Tunç’a yaptığım bu yanlışlığım altında ezildiğimi hissettim. Tunç bakışlarıyla beni süzerken, baktım ben konuşmayacağım, O benim yerime konuştu. “Çıkıyor musun?” diye sordu. “Evet” anlamında başımı salladım ve “Tarık’la gidiyoruz şimdi, sonr

