Tunç’un geleceğine olan inancım bana güç verse de Engin’in manyak hali beni çok korkutuyordu. Kasıklarımdaki ağrı yüzünden çığlık atma isteğimi dudaklarımı ısırarak bastırmaya çalışıyordum. Yerde soğuk zeminde oturmaktan karnım ağrısada Engin’e yakın durmaktan özellikle çekiniyordum. Telefon yerine telsizle iletişim kuruyordu. “Tabii ya telefon…” çantam kucağımda öylece duruyordu sonuçta. Engin’e seslendim. “Lavaboyu kullanmalıyım” dedim ayağa kalkarak. “Tamam.” dedi Engin sakin bir ses tonuyla. Sakinliğine şaşırsam da diğer halinden iyidir diye düşündüm. Fakat yanılacağımı bilmiyordum. Delilerin sakin halinden korkmak gerektiğini öğrenecektim birazdan. Lavabonun kapısını açarak beni içeri itti. Geçtim. Kapıyı kapadım. Cam yoktu zaten küçücüktü. Telefonu çıkardım Tarık’ın numarası zaten

