Miray'ın anlatımından ; Kapı kapandığında, Savaş’ın ayak sesleri giderek uzaklaştı. Ve sonra… Sessizlik. Keskin, rahatsız edici bir yalnızlıkla çöktü odanın üzerine. Olduğum yerde kalakaldım. Kıpırdamadım. Sadece bir an, gözlerimi kapadım. Kalbimin çarpıntısı, kulaklarımın içine dövülüyordu sanki. Derin bir nefes aldım. Ama o nefes bile yetmedi içimdeki ağırlığı hafifletmeye. > “Bu nasıl bir gece böyle… Ne kadar sürdü? Saat kaç? Gerçekten buradayım, değil mi?” Başımı yavaşça çevirdim. Odayı süzdüm yeniden. Direk… yatak… loş ışıklar… Bu yer, bir evden çok bir düş gibiydi. Ama huzur veren değil, insanın içine bastıran, geçmişini yüzüne vuran türden bir düş. Yavaşça yürümeye başladım. Her adımım, içimdeki düşüncelerle ağırlaştı. > “Annemin sesini en son ne zaman duydum acaba?” B

