Eşik

389 Kelimeler
Feride, konağın misafir odasında sabahı etti. Yatak verilmemişti. Sert bir koltukta, battaniyeye sarılmış hâlde uyumuştu. Yorgunluk kadar, nerede olduğunu bilememekle gelen ürkeklik çöreklenmişti üstüne. İçeriye tok sesli, yaşça büyük bir kadın girdi. Hizmetçilerden biriydi. “Kalk bakalım! Bey sabah kahvaltısı verdirmez misafire. Mutfakta iş çok. Elin kolun tutuyorsa yardım et.” Feride usulca başını salladı. Kalkarken eteğini düzeltti. Uyandığı anda bile kendini yabancı hissediyordu bu evde. Ayak sesleri arasında, konağın derinlerinden boğuk bir inleme duyuldu. Kadına sordu: “O ses?..” “Sorma. Beyimizin annesi. Yıllardır yatalak. Gerekmedikçe yanına yaklaşılmaz. Ne konuşur ne tepki verir. Kapısını açma, içerideki huzur kaçmasın.” Koridorun sonunda küçük bir oğlan çocuğu belirdi. Altı yaşlarındaydı. Feride’yle göz göze geldi ama tepki vermedi. Konuşmadı. Hizmetçi kadın: “Beyin küçük kardeşi. Doğduğundan beri bir kelime etmedi. Biz bile unuttuk sesini.” Feride sessiz kaldı. İçinde merhamet büyüyordu, ama ağzından bir söz çıkmadı. Mutfakta işler hızla akıyordu. Feride’ye yıpranmış bir önlük verdiler. Paslı tencereler, sıcak su ve sert emirlerle karşılaştı. Aralarında fısıldaşıyorlardı: “Bu kız o değilmiş. Bey kandırılmış.” “Zaten başımıza dert olacak. Baksana, eline kaşık bile yakışmıyor.” Feride duymamış gibi yaptı. Kırmızı saçlarının uçları terden ıslanmıştı. Herkes gibi davranmaya çalışıyor, kimseye yük olmamaya çabalıyordu. Ama saatler sonra Kenan konağa döndü. Ayakkabılarının sesi sertti. Mutfağın eşiğinde durdu, Feride’yi baştan ayağa süzdü. Yorgun, tozlu ve sessiz bir kız vardı karşısında. “Bundan sonra görevlerini iyi belle,” dedi soğukça. “Annemle ilgileneceksin. Onun odasını toplayacak, ilaçlarını verecek, yemeğini götüreceksin. Kardeşimle de sen ilgileneceksin. Sessizliğine alış. Onunla konuş, oyun oyna, yemeğini sen yedir.” Feride gözlerini kaçırdı. İçine çöken bir boşluk gibi, söylenenleri sindirmeye çalıştı. “Ayrıca mutfakta da çalışacaksın. Yemek, temizlik, çamaşır… Hizmetçi ne yapıyorsa sen de yapacaksın. Ne bir fazlası, ne bir eksiği.” Feride, sadece başını eğdi. Bu bir evlilik değildi. Bu, bir görev listesiydi. Bir eş değil, bir köle gibi sunuluyordu ona bu hayat. Hizmetçi kadın gülümser gibi oldu, ama alayla: “Beyimiz çok cömert. Size bir iş değil, tam zamanlı ömür vermiş hanım kız…” Feride’nin elleri titredi. O gece bir köşede yemek artıklarını yerken, pencereden dışarı baktı. Gökyüzü karanlıktı ama yıldızlar vardı. “Acaba,” diye düşündü, “bir gün biri gerçekten bana bakar mı?” O sırada küçük kardeş sessizce yanına oturdu. Sadece baktı. Konuşmadı. Ama gözleriyle bir şeyler söylemek ister gibiydi. Feride gülümsedi. İlk defa biri onu susturmamıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE