Acı Kayıp

1107 Kelimeler
CELINA Telefon avizesini kulağıma koydum. Konuşan Alfa Cannon oldu. ‘İnsan, hemen sürüye dön. Dorothy ninen öldü’ dedi. O anda kan beynime sıçradı. Kalbim hızlandı. Böyle bir haberi bu şekilde almayı asla beklemiyordum. Ninemin ölebileceğine asla inanmıyordum. Elim ninemin bana verdiği kolyeye gitti. Onu sımsıkı tuttum. Gözlerimden yaşlar akarken Mia yanıma geldi. Ona doğru dürüst bir açıklama dahi yapamadan hızla koşarak evden çıktım. Sürüyle olduğum yer arası on beş dakikalık mesafeydi. Arabam yoktu. Her zaman okula yürüyerek yada koşarak gittiğim için benim için alışkanlık haline gelmişti. Bu sefer daha hızlı koşarak ninemin kulübesine gittim. Kulübeye vardığımda kan ter içinde kalmıştım. Kulübenin kapısı açıktı. İçeriye girdiğimde ninem yatakta yatıyordu. Doktorda ninemin başında duruyordu. Onlara yaklaştım. Ninem haraketsizdi. Yanında durdum. Gözleri kapalı huzurluydu. Gözlerimden yaşlar akmaya devam ederken yere çöktüm. Kalbimden büyük bir çığlık koptu. Tek akrabamı kaybetmiştim. Şimdi tamamen yalnızdım. Ninem beni büyütmüştü. Sımsıcak sevgisini o bana vermişti. Belki o beni dünyaya getirmemişti ama o benim her şeyimdi. Onsuz bir hayatı nasıl yaşayacağımı bilmiyordum. Hıçkırıklarımın arasından ‘Bana ölmeyeceğine söz vermiştin. Üniversiteden mezun olduğumu görecektin’ dedim. Doktor omzuma dokundu. ‘Dorothy nine günlerinin sayılı olduğunu bilmeni istemedi. Mezuniyetine kadar beklememi söyledi’ dedi. Demek bu kadar hastaydı ama ben fark edememiştim. Benden gizlemişti. Dorothy ninemin elinden tuttum. Elleri soğumuştu. Hıçkırıklar beni derinden sarsarken içeriye Alfa Cannon girdi. ‘Dorothy nineyi usulüne uygun şekilde veda edelim’ dedi. Ninem herkes tarafından sevile ve sayılan yaşlılardandı. Şimdi ona veda etme sırası gelmişti. Sürüden bir kaç kişi geldi ve ben nineme veda edip alnından öptükten sonra onu aldılar. Sürü meydanına kadar gittim. Herkes ninemle vedalaştı. Bir kaç kişinin göz yaşı döktüğünü gördüm. Ninemi son yolculuğuna uğurlama benim için zordu. Üstelik bunu yaparken sarılabileceğim kimsem yoktu. Kollarımı kendime sarıp sarılırken omzum hıçkırıklarla sarsılmaya devam etti. Tören bittikten sonra boş kulübeye geri döndüm. Ninemin yatağına kıvrılıp uyuyana kadar ağladım. Artık bu dünyada tamamen yalnız olmanın ağırlıyla baş başaydım. Ertesi gün kapımın hızla çalınmasıyla uyandım. Üzerimde dünden kalma Mia’nın elbisesi vardı. Saçlarım karman çorman olmuştu. Kapıya gidip açtım. Karşımda sürünün Lunası Amelia duruyordu. Uykulu bir sesle ‘Luna’ dedim. Kaşlarını çatıp bana baktı. Esmer dolgun fizikli bir kadındı. Luna Amelia oldukça güzel bir kadın olmasına rağmen kibirli bir yapıya sahipti. Bana üstten bakarak küçük görmeyi severdi. ‘Bu sabah neden sürü mutfağında değilsin? Herkes kahvaltıyı bekliyor’ dedi. Sürü evine sabah gitmek tamamen aklımdan çıkmıştı. Üstelik daha yeni ninemi kaybetmiştim. Bu halde zaten bir şey yapamazdım. Gerçekten bu kadar anlayışsızlar mıydı? ‘Luna Dorothy ninemi daha dün gece törenle uğurladım’ dedim. Ayağını sertçe yere vurarak ‘bu bi sebep mi?’ diye bana sordu. Sonra ‘Tabi insan olduğun için zayıf bir yaratıksın’ diyerek beni aşağılamaya başladı. Ağzımı açıp cevap vermek istesemde onunla uğraşmaya hiç halimin olmadığına kanat getirdim. Onlar beni aşağılamaya alışmışlardı. Nedense bunu hak ettiğimi düşünüyorlardı. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım bu düşünceyi bir türlü yıkamıyordum. Luna’ya ‘Hayatımda ki tek kişinin yasını tutmama bile izin vermeyecek misiniz?’ diye sitemkar şekilde sordum. Sorumu görmezden geldi ve ‘Hemen sürü evine gel. Hatta buradan taşınıyorsun. Artık sürü evinde yatılı olarak çalışacaksın. Bu evi başka bir ihtiyacı olana vereceğiz’ dedi. ‘Burası ninemin eviydi’ dedim. Bu kadın bana neler söylüyordu? Burayı öylece bırakmamı benden isteyemezlerdi. ‘Burası alfanın evi. Hatta tüm arazi alfaya ait. Yoksa sen bana karşı mı geliyorsun?’ diyerek tehdit ile sordu. Sertçe bana baktığında bir adım geri çekilmek zorunda kaldım. Burayı öylece terk etmek istemiyordum ama buna mecbur bırakılıyordum. Ben bir adım geri gittiğimde Luna‘da bana doğru bir adım geldi. Bana ‘hemen’ diyerek emir verdi. Omuzlarım çöktü. Bu nokta da elimden gelen bir şey yoktu. Bende o yüzden elime aldığım ufak çantamla kendime ait eşyalarımı toparlamaya başladım. Ninemin son kez yastığını kokladım. Gözlerimden yaşlar akarken onu geride bırakmadığımı düşünmek her zaman kalbimde olacağını kendime söylemek iyi geliyordu. Luna kapıda sabırsızca beni bekliyordu. Beni almadan gitmeyecekti. Ona ninemin eşyalarının ne olacağını sordum. Bunu bilmek istiyordum. Bana ihtiyaç sahiplerine vereceğini söyledi. En azından iyi şeyler için kullanılacaktı. Bu içime huzur getirmişti. Kapıyı kapatmadan önce içeriye baktım. Derin bir nefesi uzunca verdim. Hayat benim için asıl şimdi başlıyordu. Sürü evine doğru yürümeye başladık. İçeriye girdikten sonra Luna bana en alt katta mutfağa yakın büyük oda gösterdi. Burası ait benim odamdı. İçinde tek kişilik yatak ve yanında küçük bir şifonyer olan küçük bir odaydı. Odanın içine doğru yürüdüm. Küçük el çantamı yatağın üzerine bıraktım. Bir kaç kıyafet ve kitaptan başka bir şeye sahip değildim. Zaten bu mümkün de değildi. Sürü içerisinde bir şey alabilmek için paraya ihtiyaç vardı. Parayı Alfa kontrol ediyordu. Düşük rütbelilere pek para kalmıyordu. Benim ninemden başka kimsem olmadığı için ödeyecek kimsem yoktu. Yani okul masraflarımı bile sürede çalışarak ödüyordum. Şimdi de ödemeye devam edecektim. Luna arkamdan kapıyı kapatırken tekrar ninemi düşündüm. Şimdi o burada olsaydı başıma bunlar gelmezdi. Beni bırakıp gitmişti. Acım hala çok tazeydi. Tekrar gözlerim dolarken ninem ile olan güzel hatıralarınızı düşündüm. O her zaman kalbimde yaşayacaktı. Anılarımız kalbimde olacaktı. Sonra kapinin çalınmasıyla içeriye burada çalışanlardan bir kız girdi. Adı Lindaydı. Linda bana acele etmem gerektiğini söyledi. Çünkü mutfakta çok fazla iş vardı. Ben de göz yaşlarımı silerek mecburen mutfağa doğru ilerledim. Artık günlerim her gün burada geçecekti. İki ay boyunca dişimi sıkmam lazımdı. Çünkü ondan sonra üniversiteme gidecektim. Ninem ölmeden önce bu konuda zaten alfadan izin almıştı. Geriye sadece gitmek kalıyordu. Her gün birbirinin aynısı gibi geçerek burada yaşam benim için zorlaşmaya başlamıştı. Dişiler sebepsiz yere bana karşı kötü davranmaya başlamıştı. Sebebini anlamasam da erkek kurtların bana bakışlarından kaynaklı olduğunu düşünüyordum. Eskiden beni görmezden geliyorlardı. Şimdi ise çok tuhaf davranıyorlardı. Her defasında yanlarından geçtiğimde beni kokuyorlardı. İlk başlarda aşırı derece yadırgasamda bir aydan sonra bana artık normal gelmeye başlamıştı. Sadece tuhaf olan bunu erkeklerin yapmasıydı. Özellikle de çiftleşmemiş olanlar.. Çiftleşmiş olanların dikkatini pek çekmiyordum. Alfa dışında.. Bu durumun neden olduğunu bilmiyordum. Linda anlaşabildiğim tek dişi kurttu. Onunla fazla bir şey paylaşmasam da diğerleri gibi beni itip kakmıyordu. Ya da hor görmüyordu. Linda, bana kötü davranan dişi kurtlara karşı savunuyordu. Onlar bana omuz attığında yada çelme atıp düşürdüğünde Linda onlara kızıyordu. ‘Onun bir suçu yok’ diyordu. Tabi bana bunları yapandan her zaman öcümü alıyordum. Ne kadar onlar kadar güçlü olmasamda hızlı ve kurnazdım. Mesela bana omuz azan aşçının akşam yemeğinden bir anda böcek çıkabiliyordu. Yada bana çelme takan oda hizmetçisinin ayağının altından fare geçebiliyordu. Ancak bu şekilde öcümü alabiliyordum. Linda hepsinin beni kıskandığını söylemişti. ‘Neden?’ diye sorduğumda da ‘erkeklerin bir şekilde dikkatini çekiyorsun’ dedi. ‘Bundan önce böyle bir şey yoktu’ dedim. ‘Çünkü bundan önce burada bu kadar fazla zaman geçirmemiştin. Zamanının hepsini burada geçiriyorsun. Tüm kokunu ve enerjini her yere yayıyorsun. Sanırım bundan oluyor’ dedi. Birde başıma bu durum bela olmuştu. Tek kaçış yolumun üniversite olması neyse ki bana cazip geliyordu. Çok kısa bir süre kalmıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE