Mavi Ay Sürüsü
CELINA
Çok derin bir uykudaydım ve rüya görüyordum. Bir anda alarmım çaldığında korkuyla sıçrayarak uyandım. Oflayarak alarmımı kapattım. Saate baktım. Daha sabah beş’ti.
Her gün bu saatte uyanıyordum. Çünkü bu sürünün tam anlamıyla tam zamanlı hizmetçisiydim.
Annem ve babam ben çok küçükken öldürülmüşlerdi. Detayları tam bilmiyordum. Çünkü tüm bilinen sürünün sınırlarında ölü bulunduklarıydı.
Beni babamın büyük annesi Dorothy nine büyütmüştü.
Dorothy nine sürünün en yaşlısıydı. Kendi kuralları olan ve ona göre yaşayan dişi bir kurttu.
Benim ise bir kurdum yoktu. Annem insan olduğu için bende insandım. Dorothy nine her ne kadar eşimi bulduğumda kurdumun uyanacağına inansada kurdu olmayan birinin eşi nasıl olurdu ki?
Sürüde ki tek insan ben olduğum için burada yaşam benim için çok zordu. Her günüm mücadele ile geçiyordu.
Çocukluğumda Dorothy ninem daha güçlüyken imkansız olsa bile yakında ki insan kasabasında okumamı sağlamıştı. 2 sene geç gitmiş olsamda okumam için bu bana fırsat olmuştu.
Sürü içinde hiç arkadaşım olmamıştı. Hep insanlarla arkadaş olmuştum onlarda çok azdı. Hatta bir tanedeydi.
Mia adında çok tatlı bir insan arkadaşım vardı. Orta okulun son döneminden beri birlikte çok yakındık. Lise son sınıfa kadar da birlikteydik.
Yani okuldayken hayat çok güzeldi. Tabi sürümden birileri gelip beni okulda rezil etmek istemediği zamanlarda.
Bazen genç kurtlar beni itip ezmekten zevk aldığı için bunu abartıyorlardı. Bir kaç defa beni okulda gördüklerinde itip kakmışlardı.
Tabi ki bu sırada bende boş durmamıştım. Hiç bir zaman boş durmazdım. Her zaman karşılık verirdim. Belki de bu yüzden her defasında daha fazla zarara uğruyordum.
Hele ki okuldan sürüye döndüğümde hayat çok daha zor oluyordu. Benimle tüm genç kurtlar uğraşıyordu.
Sözlü saldırı yetmeyince bu sefer fiziksel saldırıya maruz bırakıyorlardı. On yaşındayken çok kötü bir darbe almıştım.
Sürüde benimle yaşıt kızlardan biri kulübemin hemen dışında ben tek başıma oyun oynarken bana sataşmıştı. Beni yere ittiğinde kalktım ve bende onu ittim.
Sonra bana vurmaya fırsatı olmadan yüzüne sağlam bir tokat indirdim. Korkarak ve ağlayarak annesinin yanına gitti.
Annesiyle birlikte geri döndüğünde gözleri parlıyordu. Annesi kafama vurduğunda yere çarptım ve bayıldım.
Bunu duyan ninem ortalığı ayağa kaldırmıştı. Bir insan için neden bunu yaptığını anlamayan Kurtlar bu durum umursamasada ninem bir daha böyle bir şeyin başıma gelmemesi için tüm önlemleri almıştı.
Artık bana karşı bu şekilde şiddet uygulanmayacaktı. Bunu alfa ile görüşerek kesim çözüm ile uygulamıştı. O olaydan sonra da bir daha kimse bana karşı o kadar ileriye gidememişti.
Bir kaç gün hastanede kaldıktan sonra iyileşmiştim. Ninem beni kurtarmıştı.
Bu olaydan önce yetişkin kurtlar beni umursamıyorlardı. Olaydan sonra da pek bir şey değişmemişti.
Onlar beni görmezden geliyordu. Sanki hiç yokmuşum gibi davranıyorlardı. Onlar için utanç kaynağı olduğumu söylüyorlardı.
Çünkü insandım. Sürüde ki tek insandım. Bu durumda beni görmezden gelerek yokmuş gibi davranıyorlardı. Sadece bana emir verirken ‘insan’ diye sesleniyorlardı.
Okumam karşılığında da lise yılından itibaren sürü evinde çalışıyordum. Sürü evinde yemek yapıyor, temizlik yapıyordum. Yani Luna ne derse onu yapıyordum.
Liseden sonra üniversiteyi okumak çok istiyordum. Dorothy ninem arkamda olduğu sürece bunu yapabilecektim.
Önümüzde ki hafta liseden mezun olacaktım. Dorothy ninemin bunu görmesini ve beni üniversiteye göndermesini çok istiyordum.
Güneyde bir üniversite kazanmıştım. İç mimarlık bölümü okuyacaktım. Bu konuda aşırı heyecanlıydım.
Çünkü yakın arkadaşım Mia da aynı üniversiteyi kazanmıştı. Ama o sanat okuyacaktı. İki ay sonra üniversiteye gidecektik.
Bunun bana verdiği enerjiyle yataktan kalktım. Hazırlanmaya başladım.
Ninemin tek odalı kulübesinden sürü evine doğru gitmeden önce ninemi kontrol ettim. Çok yaşlanmıştı ve artık eskisi gibi değildi. Doktorun verdiği ilaçları kullanıyordu. İnatçı bir yapısı olduğu için daha çok zamanı olduğunu düşünüyordum.
Ninem uyurken alnına ufacık bir öpücük kondurdum. Esneyerek sürü evine doğru gitmeye başladım.
Kulübemiz sürü evinin en kenar kısmında kalıyordu. Okulun olmadığı her gün sürü evinde çalışmak zorundaydım.
Bir ay önce lise bittiğinde artık buranın tam zamanlı hizmetçisi olmuştum. Sabahları ilk önce mutfakta pan kek yapıp kahvaltılıkları çıkartıyordum. Sabah sürü kahvaltıyı bittikten sonra mutfağı toparlıyordum.
Ardından alfa ve lunanın odasını temizlemeye geçiyordum. Alfanın ofisini temizliyordum. Sonra misafir odalarını da temizliyordum. Sonra tekrar mutfağa inip yemek yapmaya başlıyordum.
Sürü evinde yaklaşık 30 kişi kalıyordu. Diğer sürü üyelerinin neyse ki evi vardı. Yoksa hiç bir zaman işim bitmezdi.
Bu sabah alfanın ofisini erken saatlerde temizlerken Mavi ay sürüsünün alfası Cannon içeriye girdi. Beni gördüğünde kurt gibi gülümsedi.
Normalde uzun yıllardır aralıklı olarak beni görür ama görmezden gelirdi. Ama son bir aydır çok fazla sık karşılaşıyorduk. Sanırım bu sebepten artık beni görmezden gelmiyordu.
İçeri girdiğine yere baktım. Bu sürüde hiyerarşi vardı. Kimse alfanın gözlerine öylece bakamazdı.
‘Günaydın’ dedi. Bana mı dedi diyerek etrafıma baktım. Odada kimse yoktu. ‘Sana dedim’ dedi.
‘Günaydın Alfa’ diyerek cevap verdim. İlk defa doğrudan benimle konuşuyordu. Alfa Cannon yaklaşık otuz yaşlarında sarışın, kahverengi gözlü oldukça göz alıcı bir adamdı.
Ama onda beni geriye iten hep bir şey vardı. Sinsi bir bakış gibi.
Bir kaç adım bana doğru yaklaşıp masasını sildiğim yere gelip karşımda durdu. Derin bir nefes aldı. ‘Kokunda bir tuhaflık var’ dedi.
Ne demek istediğini anlamadım. Bu sabah bir kaç tane pankeki yakmıştım. Sanırım üzerime sinmişti. Alfa Cannon beni geçip masasına oturdu.
Sonra ‘Bana kahve getir’ diyerek emir verdiğinde hemen kendime geldim ve koşarak odasından çıktım.
Bu hafta boyunca Alfa Cannon bana karşı farklı davranmaya başlamıştı. Artık beni görmezden gelmiyordu. Göz hapsinde tutuyordu. Bu durum tuhaf olsada çok irdelememiştim.
Sonunda mezuniyetimin yapılacağı gün geldiğinde çok heyecanlıydım. Ninem Dorothy zar zor da olsa bana eşlik etmişti. Bu aralar öksürüğü artmıştı. Biraz zor yürüyordu.
Mezuniyetim de ön sırada oturdu ve birlikte fotoğraf çekinene kadar bekledi. Ardından daha fazla duramayacağını kulübesine gideceğini söyleyerek yanımdan ayrıldı.
Ayrılmadan öncede Mia ile bugünü kutladıktan sonra eve dönmemi söyledi. Bu benim için güzel haberdi. Mia evinde ufak bir parti hazırlamıştı.
Oraya uygun giyinmediğim konusunda endişelendiğimde bana dolabını açtı. İki katlı evin üst katında ki odasında hazırlamaya başladık.
Mia pembe çiçekli yazlık bir elbise giymişti. Elbise bronz tenine çok yakışmıştı. Siyah uzun kıvırcık saçlarını açık bırakmıştı.
Mia sütun gibi çok güzel bir kızdı. Ben ise onun tam zıttıydım.
Saçlarım ay ışığı rengindeydi. Gözlerim buz mavisiydi. Ufak bir burnum vardı. Ama onun dışında ufak bir yerim yoktu. Şişman değildim ama zayıf kesinlikle değildim.
Her zaman kilomda biraz fazlalığım vardı. Birde boyum 1.60’ı olunca kıza ve tombul duruyordum. Mia her zaman tatlı olduğumu söylese de ben öyle olduğumu düşünmüyordum.
Basenlerim, memelerim hatta göbeğim bile tombuldu.
Mia üzerime uygun mavi midi boy bir elbise verdi. Üzerime geçirdiğimde gözlerimi öne çıkarttığını söyledi.
Hazır olduğumuzda aşağıya indik. Herkes bizi bekliyordu. Mia’nın ailesi ve bir kaç arkadaşı oradaydı. Birlikte mezuniyet pastasını üfledik.
Akşam çok güzel geçiyordu. Sonra bir telefon aldım. Acilen sürüye dönmem gerekiyordu.