Duygularım ağır yaralı
Sanki kurşun yemiş kan kaybeden
Duygularım
Hayatını kaybetmek üzere
Ne duygularımı paylaşacak biri var hayatımda
Nede beni seven biri
Yani unutulmuş mazide kalmış biriyim....
Attila İlhan
❤️
Tarif ettiği mahalleye girdiğimiz de boş bir yerde sağa çektim. Bir an gaflete düşüp Rüya'ya döndüm.
"Eviniz hangisi?" diye sordum .
"Bir yan mahalle de bizim ev. Bilerek oraya girmenizi istemedim. Zaten çok ısrar etmeseydiniz buraya kadar da gelmenizi istemezdim. Çünkü burada herkes herkesi tanır küçük ve sıcak bir mahalle yani. Demek istediğim yanlış anlaşılırdı, söz olurdu kişisel algılamayın lütfen" diye cevap verdi.
Bu kadar cümleyi hangi ara kurdu anlayamadım. İstemsizce gülümsedim açıklama yapan küçük hanıma karşı. Bir an da ne diyeceğini bilememesi ve açıklama yapması sebepsizce hoşuma gitti nedense. Benim yardım edişimi yanlış anladı muhtemelen.
Bir an duraklasam da sonra söylediklerinde haklı olduğunu düşünüp kafa salladım. Gülümsediğimi anlamış olacak ki iyice sinirlenip;
"Ben gitsem iyi olacak" dedi. Kapıyı açmak için hamle yapınca kolundan tutup durdurdum.
Önce kolunu tutan elime sonra bana baktı.
"Bir şey mi söyleyeceksiniz Miraç Bey?" dediğinde ödevi yapmak için bir ay uğraşıp mükemmel bir şekilde bitirdikten sonra, teslim günü başına bir şey gelmiş ve çaresiz duruma düşmüş çocuk gibi hissettim kendimi.
Neden bana böyle düşmanıymışım gibi davranıyordu ki. Ben ona yardım ettim insanlık yaptım. Ama bana resmen fırsatçı insan gözüyle bakıyor. 'Miraç BEY' diyerek vurgu yapması da bunu gösteriyor.
Hastaneden beri yan yana olduğum nazik kız azıcık ilgi gösterdiğim de beni parçalayacak güçte bir pantere dönüşmüştü. Üstelik ilgimi yanlış anlayarak. Kendimi kötü hissettim ve bu durum sesime de yansıyarak ;
"Reçete, reçeteniz bende kaldı ilaçları almak için gittiğim de cebimde unutmuşum" diyerek ona cebimden çıkardığım kağıdı uzattım.
Bir an mahcup olmuş olacak ki;
"Ben özür dilerim... Yani aslında size teşekkür borçluyum ama biraz kaba davrandım sanırım. Sabahtan beri olanlardan sonra" dedi ve bir an gözü arabanın anahtarın da takılı olan anahtarlığa kaydı.
Küçük kitap şeklinde ki anahtarlık ilgisini çekmiş olacak ki yüzüne sıcak bir gülümseme yayıldı.
"Siz de mi kitap okumayı seviyorsunuz yoksa?" dedi. Yüzüne yayılan o gülümse saf, masum bir çocuğu anımsatıyordu.
Hic bir şey söylemeden okumaya başladım;
"İçi bilgi doludur,
Kafamızın süsüdür,
Hep okuyalım kitapları,
Adam olmanın yoludur.
Yolun aydınlığını,
Kitaplar gösterir bize,
İçimizin karanlığını,
Atarak, bizi çıkarır düze.
Hediyeniz kitap olsun,
Kafalara bilgi dolsun,
Kitapları ezip, bozmayalım,
Kuşaktan kuşağa kalsın.
Okuyan millet yükselir,
Biz de okuyarak yükselelim,
Milletçe geri kalmayalım."
Bitirdim ve gülümsedim. Bu şiiri ilk okuldayken bir şiir yarışmasın da ezberlemiştim. "Onlar benim dostlarım nasıl sevmem. " dedim.
Bir an şaşkınlık ve hayranlıkla bana bakıp "O zaman size bir kitap hediye edeyim hem de teşekkür etmiş olurum" dedi.
Gerek yok gibi şeyler söylesemde vazgeçmeyeceğini anladım ve;
"Hmm peki bir kahve içeriz o zaman tabi iyileştiğiniz de, önce numaranızı yazayım" diyerek telefonu mu çıkardım. İlk kez bir kızdan numarasını alıyordum. Babaannem görse kırk yasin okur kesin.
Neyse numara yazma işlemi de bittikten sonra "tekrar geçmiş olsun kendinize dikkat edin" dedim ve arabadan indi. Ben de oradan uzaklaştım.
İnsanlar işte ön yargılılar çoğu zaman. Bu düşüncenin önüne geçmek zor. Geçen gün okuduğum bir söz geldi aklıma. "Ön yargılı bir insana gerçekleri anlatmak; kör bir insana renkleri anlatmak kadar zordur. (F.Yakar) "
Saatime baktım öğle yemeğine az kalmıştı. Ben de bir şeyler atıştırıp öyle geçeyim bari şirkete diyerek dedem ve abimle sürekli gittiğimiz çorbacıya sürdüm arabayı.
O arada sabahtan beri yaşadıklarım gözlerimin önünden geçmeye başladı.
Müşahade odasında tanışmamızın üzerine bir süre kısa bir sohbet etmiş ardından onu kurtardığım için teşekkür etmişti bana Rüya.
Kısa bir süre sonra hastane polisi gelmiş ikimizin de ifadesini almıştı. Allahtan çok büyük bir problemi yoktu Rüya'nın da. Ben de o dinlenirken ilaçlarını alıp gelmiştim. Sonra onu o halde bırakmamış evine bırakmak için ısrar etmiştim.
Fazla ısrar etmiş olacağım ki hanım efendi beni yanlış anlayıp yol boyu sinirli sinirli oturmuştu yanımda. Düşününce yine komik geldi ve gülümsedim. Tabi uzun sürmedi telefonun çalması herşeyi böldü. Arayanin Bahar olması da ayrıca sinirlerimi gerdi.
Aramayı meşgule atıp yoluma devam ettim...
Şiir = İbrahim Şimşek
❤️