Hastane koridorunun o keskin, geniz yakan ilaç kokusu Zervan’ın ciğerlerine değil, doğrudan ruhuna doluyordu. Duvarlar beyazdı ama onun gözünde her yer zifiri karanlıktı. Oturduğu koltukta öylesine hareketsizdi ki, koridordan geçen hemşireler bir an onun nefes alıp almadığını kontrol etmek için duraksıyordu. Zervan bitmişti. Bir ağacın köklerinden sökülüp bozkırın ortasına fırlatılması gibi, kimsesiz ve dayanaksız kalmıştı. Gözlerini karşıdaki boş duvara dikmişti ama gördüğü tek şey Hejar’ın gidişiydi. "Kimim var?" diye sordu kendi kendine, sesi sadece zihninde yankılandı. Sağ tarafında, yoğun bakımın ağır metal kapısının ardında annesi yaşam savaşı veriyordu. Ciğerleri o yangının dumanıyla dolmuş, bilinci kapanmıştı. Sol tarafında, çocuk servisinin sessizliğinde oğlu uyuyordu; babasın

