Başım önüme düşmüş, ellerim iki yanımda yerde ki beyaz kara bata çıka yürüyordum. Bugün olanların ağırlığı başımı yere eğdirmişti. Kaldıramıyordum. Ne yüreğimde ne de kafamda bu ağırlığı, acıyı kaldıramıyordum. Ruhum tarumar olmuştu. En başından beri anlamalıydım, görmeliydim. Kanmamalıydım o sevgiyle bakan gözlerine. İnanmamalıydım aşkla dolu kalbine. Çünkü onların hiçbiri bana değildi. Ben de yarattığı kadına aşık olmuştu, bana değil. Tüm hisleri ben de gördüğü kadınaydı bana değil. Ayaklarımın altında ki karı eze eze ilerlerken, yanımda yürüyen Kağan’dan da ses çıkmıyordu. Onun acısı benden daha büyük olmalı diye geçti zihnimden. Doğduğu günden bu yana yedikleri ayrı gitmeyen, abisi, canı her geçen gün başka bir insana dönüşmüştü. Sevgisi onu zehirlemişti. Hatta sevgiyi aşmış, takıntıl

