Sinirle bir nefes aldım, kendimi kontrol etmek istiyordum. Kenan'ın mavi gözleri endişeyle geziniyordu üzerimde.
''Gülfem, ne oldu bir tanem?''
Elimi alnıma yaslayıp saçlarımı geriye itekledim hızla, ''Anneme para gönderdin m Kenan?'' Kızacağımı bile bile, beni bile bile bunu yapmamış ol sevgilim...Lütfen yapmamış ol.
Şu an sorunun ne olduğunu anlamış bir surat ifadesiyle bakıyordu bana, başını salladı usulca, ''Evet,'' diye yanıtladı sinirle sorduğum soruyu, ''Gönderdim.'' diye devam etti benim aksime çok sakin bir sesle.
''Neden yaptın? Kenan neden yaptın? Daha önce bunun üzerine defalarca kez konuştuk, benim delireceğimi bile bile neden yaptın bunu?''
''Çünkü sen hâlâ itiraz etsen, asla kabul etmesen de biz aileyiz.''
''Yine aynı savunmayı yapıyorsun!'' diye diklendim dayanamayarak.
''Savunma yapmıyorum, artık aileme yardım ettiğim için sana kendimi savunmak istemiyorum Gülfem.''
''Neden anlamak istemiyorsun Kenan, senin aileme yardım etmeni istemiyorum. O bizim aramızda, aile meselelerine karışamazsın.''
''Aileden değilsin mi diyorsun sen bana?''
''Öyle değil, sadece borcumuz harcımız sadece bizi ilgilendirir. Daha öncekiler gibi, aileme para yardımında bulunamazsın. Bu yaptığın beni ne kadar küçülttü, sen farkında mısın?''
''Niye küçültmüş olsun Gülfem? Onlar benim de ailemse eğer maddi açıdan her türlü yardımda bulunabilirim.''
Sakin bir ses tonuyla bana tane tane konuşması daha da sinirlendirmişti beni.
''Bulunamazsın!'' diye gürledim adeta, ''Sen benim aileme maddi açıdan destek olamazsın! Onlara bakmak benim görevim, seninle ciddi bir yola girdiğimiz ilk gün ya, ilk gün ben bunu sana söyledim! Kabul ettin, ben kendi paramı kazanıp onlara destek olacaktım, seninle bir aile kurduğumuzdan beri de bu hep böyle oldu. Ben kendi paramı her iki aileme de yetirmeye gayretliyken sen banka çeki yazar gibi benim ailemin borcunu kapatamazsın!''
''Ben artık senin yersiz gururundan çok sıkıldım Gülfem! Yeter ne yaptım sanki? Alt tarafı 3000 lira kredi borcunu ödedim!''
''Senin alt tarafı dediğin o miktar için her gün geberiyorum ben! Sen neyi küçümsüyorsun Kenan?!''
''Küçümsediğim şey senin tavrın! Küçümsediğim şey senin takıntıların! Küçümsediğim şey senin yersiz gururun! Anladın mı?''
Tam karşısına dikilip öfkeyle bağırmaya devam ettim, o da bana aynı şekilde karşılık veriyordu ve bu bizim kavgamızı daha da çıkmaza sokuyordu.
''Yerli ya da yersiz 5 yıl oldu, koskoca 5 yıl! Sen beni hala tanıyamadın mı? Annem aradığında bir şekilde bana ulaşmayı denemeliydin!''
''Telefonun kapalıydı!''
İsyan edercesine konuştum, "Aramamışsın bile!"
''Annen söyledi! Acil toplantıya girmem gerektiği için de havale ettim parayı.''
''Edemezsin işte! Anneme seni aradığı için çok kızdım, bir daha asla böyle bir şey olmayacak! Asla!''
Elini belime sarıp bedenlerimizi birleştirdi, kavga ederken temas hoşuna giderdi Kenan'ın, elini yüzüme sarıp nefesimi kesmeye ant içmiş gibi tısladı yüzüme.
''Niye bana izin vermiyorsun Gülfem? Niye ben senden bir parça olamıyorum? Niye aramıza dağ koyuyorsun?''
Günlerin özlemi vardı aramızda, sürekli çalıştığımız için bir araya zor gelmiştik son günlerde. Ben iki dava arası bile onu görmek için delirirken o bana vakit ayıramaz olmuştu. Birbirimize tensel anlamda duyduğumuz özlem gözlerimizden okunuyordu. Kenan'ın gözleri dudaklarıma kaydığında yutkunduğunu gördüm. Bu kez de böyle bir şeye izin vermeyecektim, ama geriye de çekilemiyordum işte.
''Sen zaten bensin, aramızda dağ yok. Ben böyle rahat ediyorum. Hala direnme, anla beni Kenan, ben böyleyim.''
''Seni anlamak istemiyorum,'' diye fısıldadı, ''Ben seninle olmak istiyorum, mutlulukta olduğu kadar zorlukta da. Kendi başına bir şeyleri halletmeye çalışmaktan... Yorulmadın mı?''
''Yorulmadım,'' diye cevap verdim hırsla başımı kaldırarak, ''Yorulmam da, ben böyle biriyim. En kısa zamanda parayı hesabına yat-''
Sözümü kesen dudaklarıma değen dudakları oldu, elini belime sarıp beni kana kana içerken ona engel olmayı çok istesem de engel olamıyordum. Sırtımı duvara yaslayıp öptü beni. Kavga eder gibi dans etti dudaklarımız bir süre.
Dudaklarıma son bir öpücük bırakıp geriye çekildi, ''O cümlenin devamını... Sikeyim!''
''O cümlenin devamı beni öpsen de gerçekleşecek Kenan, engel olamazsın ki.''
Uzanıp tekrar öptü beni, bu sefer geriye çekilen de ondan uzaklaşan da ben oldum. Kendime yenilmemem gereken her anda Kenan'a yeniliyordum. Ona yenilmeyi hiç sevmiyordum.
''Keşke engel olabilsem, keşke bizde seninle normal karı kocalar gibi yaşasak. Keşke ailemden birisin bana derken sahte davranmasan! Zorlukta da yanında olmama izin versen.''
''Ben artık seninle aynı şeyleri konuşmak istemiyorum Kenan, sıkıldım. Yoruyorsun ya beni. Bitti, bu kadar ben buyum. Kabul et artık.''
''Bu siktiğimin şeyini nasıl kabul edeyim Gülfem? Neyi mantıklı bunun? Doğum günlerinde beraberiz, annem bizi en mutlu anlarında yanına çağırıyor, ailecek yemek yiyoruz mutluyuz yan yana, ama dert tasa olunca ben yokmuşum gibi davranıyorsun. Ben bunun neyini anlayayım, neyini kabul edeyim?''
''Neresi zor ya? Biz seninle beraber beş sene geçirdik Kenan, beraber büyüdük. Hala mı tanımadın beni?''
''Biz seninle beraber falan büyümedik Gülfem, sen hala ufacık bir kız çocuğu gibi davranıyorsun!''
''Sensin ufak!''
Ellerini saçlarından geçirdi, ''Bana katlanamayacağım şeyleri yapıp durma, lütfen.''
Bugünkü kavgamızın volümünü daha da artıracağına emin olduğum konuyu sinirime de yenilerek çıkardım dudaklarımın arasından.
''Benim de katlanamadığım çok şey var, ama merak etme insan bir zaman sonra alışıyor!''
''Neymiş senin katlanamadığın şeyler? Niye imalı konuşuyorsun Gülfem?''
Ben lafı çevirmeyi sevmezdim, bir şeyler ima etmeyi de. Beni rahatsız eden şeyi cesurca konuşmaktan yanaydım hep. Belki de bazen bunun yüzünde kaybediyordum. Derinliği olmayan bir kadındım, Kenan bir tartışmamızda bana bunu söylemişti. Bu sözün üzerine bayağı bir küs kalmıştık. O zamanlar çok koymuştu bu cümle bana, derinliği olmayan kadın...Yani bendim o... Bir zamanlar üzülüp ağladığım şeyi şimdi kabul ediyordum işte. Ben derinliği olmayan bir kadındım.
''Buket'in hala senin yanında ne işi var Kenan?''
Alayla sırıttı, ''Hah senin karın ağrın da belli oldu.''
''Karın ağrısı değil, daha da fazlası. Bu kadın sana aşık değil mi? Niye hala yanında dolanıyor, neden hala onunla iş yapıyorsun?''
''Kadın boşanmış bir kızı var, işe ihtiyacı varken geldi çalışmaya başladı. Üstelik başarılı bir mimar. Şimdi hayatının en zor zamanlarını yaşıyor, karımın saçma ve yersiz kıskançlıklarıyla yönetemem ben bu şirketi.''
''O kadar yardıma muhtaçsa başka bir ofisinde iş ver, bu kadın sana aşık! Ben sana takıntılı bir manyağın yanında olmasını istemiyorum. Ben yersiz hiçbir şey yapmam Kenan, tanıyamadın mı sen beni?''
''Buket hanımın bana öyle bir yaklaşımı olmadı Gülfem, olmadı."
''Ben işteyken odana geliyor mu? Yalnız kalıyor musunuz bu odada?"
Karşıma dikilip gözlerime baktı cesurca, başını salladı kabul edercesine, ''Evet, kalıyoruz.''
Benim için alayla da olsa bu cümleyi kurmak zordu, ama bir şeyleri anlamak için konuşmam gerektiğini biliyordum.
''Onu da duvara yaslayıp öpüyor musun?''
''Hayır,'' diye konuştu sakin bir sesle, ''Onu duvara yaslamadan öpüyorum.''
İçimde duyduğum sinire yenilerek suratına sert bir tokat attım, ''Şakasını bile bu kadar kolay yapıyorsun! İşte sen böyle bir adamsın!''
Yana düşen yüzünü toparlayıp öfkeyle baktı yüzüme, ''Şaka olduğunu bile bile sinirini hakim olamıyorsun. Kıskanıyor musun Gülfem? Söyle, senden başarılı diye kıskanıyor musun?''
Hayal kırıklığı ile baktım yüzüne, ''Ne?''
Çoktan pişmanlık esir almıştı koyu mavi gözlerini, "Öyle demek istemedim Gü-"
Elimi kaldırdım hemen susması için, ''Tüm olay buydu değil mi? Yıllardır tepebaşı hukuk bürosundan bir adım ilerleyemediğim için suçlu bendim öyle değil mi? Sen başarılı bir kadın istiyorsan hayatında, ben çıkabilirim.''
''Üzerime gelme, öyle demek istemedim. Başka bir şey düşünürken çıktı ağzımdan.''
''Sen ne zaman sinirlensen hep içinde tuttuklarını söylersin Kenan, demek benimle o kadını kıyaslıyorsun? O senin çalışanın, bense senin karınım!"
''Az önce seni delicesine öperken sence de farkında değil miydim karım olduğunun?''
''Her sorunumuzu böyle çözemeyiz! Yeter artık, ağzından rastgele savurduğun yersiz kelimelerin beni ne kadar kırdığını gör artık!''
''Sen bir şeye kırılır mısın Gülfem? Sen aslanlar gibi devam edersin hayatına. Olan bana olur hep.''
''Ne oldu sana? Sana ne oldu Kenan?''
''Bana ne olabilir ki? Ben insan değilim, karımın beni ailesinden birisi gibi görmemesi neden yaksın ki canımı?''
Ellerimi göğsüne yaslayıp ittim, ''Sen az önce bir çalışanınla beni kıyasladın Kenan, beni karını! Yatağına girdiğin kadını! Buket de ikinci adayın mı?"
''Paronayak mısın Gülfem sen? 5 yıldır, seni o evde gördüğüm günden beri kimsenin teninde kaybolmadım! Ne yapmam lâzım bana inanman için? Sürekli şüphe ediyorsun benden! Güvenmiyorsun bile bana!''
''Neden peki Kenan, neden böyleyim? Uzaklaştın benden eve geç geliyorsun, konuşamıyoruz bile doğru dürüst.''
''İşlerime hiçbir zaman saygı duymadın, ben senin işine saygı duyarken sen duymadın.''
''Dünyayı mı satın alacaksın Kenan? Kazandığın para yetmiyor mu geçinmemize? Ne bu hırs?''
''Sen gerçekten... Kocanın başarısıyla mutlu olmak yerine beni kıskanıyor musun Gülfem?''
Sinirle gülümsedim, ''Evet tabii ya, ben önce o Buket'i sonra da sevgili kocamı kıskanıyorum. Çünkü mezun olduğumdan beri adam gibi bir yerde çalışamadım. Hiçbir başarım yok mezun olmaktan başka, tepebaşında çalışıyorum ideallerim yok! Bir robot gibiyim! Belki bedenimden soğudun.''
Sinirle gözlerine bakıp öfkemi kusmaya devam ediyordum. Elimi kalbinin tam üzerine koyup ittim.
''Kalbinden soğuyalı uzun zaman oluyor zaten.''
Sözlerime itiraz etmedi ben de hırsla devam ettim, ''5 yılda yaşadıklarımızdan pişmanım. Görüyorum ki sen de pişmansın. Bitsin o zaman.''
Son sözlerimi söyleyip bir cevap dilenir gibi baktım yüzüne. Tutup öpmesini, saçmalama demesini bekledim. Yapmadı.
Odasından çıkmak için arkamı döndüğümde buz gibi sesini duydum, ''Bana fikrimi sormadın bile, ben seninle yaşadığım hiçbir andan pişman değilim.''
Sinirle baktım yüzüne, ''Sana Buket'in yanına gitme fırsatı veriyorum, neyin itirazı bu?''
''Beni aldatan adam olmakla suçlamayı kes Gülfem! Senin kuruntularından çok sıkıldım!''
''Bugünü, bana söylediğin hiçbir sözü unutmayacağım. Beni o kadınla kıyaslayışı da unutmayacağım. Aynı bana derin bir kadın değilsin dediğin günü unutmadığım gibi. Sen de unutma Kenan.''
Bu kez odadan çıktığımda hızlı adımlarla sekterinin yanına adımlamaya başladım. Üzerimdeki bakışlar az önceki kavgamızın sesine binaen değildi, bu ofistekiler beni pek sevmezdi.
Sekterin masasından evrak çantamı aldığımda koluma dolanan el Kenan'a aitti, başımı çevirip gözlerine ulaştım. Öyle delici bakıyordu ki bakışlarıyla kalbimi delip geçiyordu. Ama sevgiden değil öfkeden. Az önce sözleriyle delip geçtiği gibi şimdi de gözleriyle kalbimi delik deşik ediyordu.
''Gitme, böyle olmaz.''
Kolumu elinden kurtardım hırçınca, ''Gidiyorum, böyle olsun bu kez.''
Arkamı döndüğümde sesini duydum, duyduğum cümle canımı çok acıtmıştı...
''Gülfem! Gitme, bitmesin!''