Yatak odamızın penceresinin önünde otururken, hafifçe yağan yağmuru izledim. Damlalar, camın üzerinde ince çizgiler oluşturuyordu ve bu manzara bana hep huzur verirdi. Ama şimdi, içimde huzurdan çok bir ağırlık vardı. Henüz iki günlük evli olmama rağmen, içimde beklediğim o heyecanı hissedememek beni derinden üzüyor ve hayal kırıklığına uğratıyordu. Azat’ı deliler gibi seviyorum. Onunla evlenmek benim için hayal gibiydi. Ancak içimdeki bu karamsarlığın, bu sevincin eksikliğinin sebebinin ne olduğunu biliyordum. Azat’ın ailesinin aniden değişen tavırları, beni sürekli bir şüphe ve belirsizlik içinde bırakıyordu. Hangi yönlerine inanacağımı şaşırmış durumdaydım. Dün sabah beni tehdit eden kayınvalidemin bugün bana bu kadar nazik ve sıcak davranması, görümcelerimin soğukluktan bir anda sıcak

