Her şeyin iyi olması için ettiğim dua sonunda kabul olmuştu. Yoğun bakımın kapısının önünde saatlerce beklediğim babam şu an karşımda sapasağlam oturuyordu. Hala yüzünün solgun vücudunun sargılı olduğunu görmek beni üzse de hayatta olduğu için şükrediyordum. Babamı normal odaya almışlardı, gözlerini açmış hatta şu an bizimle konuşuyordu. Pelin'in hâlâ bizimle olması canımı sıksa da şu an ses etmiyordum. Koltuktan kalkıp babamın yanına ilerledim. Yatağın köşesine oturdum. Babam yüzüne kocaman bir gülümseme yerleşti. Uzanıp elini tutup öptüm. Elleri buz gibiydi, ilaç kokuyordu. "Öyle çok korktum ki, sana bir şey olsaydı ben ne yapardım." babam yavaşça yerinden doğruldu. Elimi sıkıca tutuyordu. "Bir gün elbette ben bu dünyadan göçüp gideceğim." bakışları arkamda duran Demir'i buldu. "A

