Önümde yürüyen adamı takip ettim. Melis kolumu çekiştirip duruyordu. Dönüp de geri bakmadım. Kararımı vermiştim, bu adamla gidip Pelin hakkında gerçekleri öğrenmek zorundaydım. Bunu ailem için yapacaktım. Adam eski bir evin önünde durdu, arkasına dönüp bize baktı. "Pelin'in geçmişi bu evde buyrun." kapıyı açıp içeri girmemiz için elini öne doğru uzattı. Tedirginlikle yürüdüm, içimdeki korku çoktan baş göstemişti. Evdeki rutubet kokusu burnumun direğini sızlattı. Görünürde kimse yok gibiydi. İçeri girip etrafa baktım, kapı aniden kapanınca irkildim. "Kızlar karanlığa hoş geldiniz." gözlerimi kocaman açtım. "Pelin'in kaçıp da sizin buraya gelmeniz iyi oldu." Melis'le birbirimize baktık. "Ne diyorsun sen!" çantamda Demir'in silahlarından biri vardı. Onun kasada sakladığı silahı olduğunu

