Son anda Norveç'de bir yere gelmiştik. Devamlı plan değişikliklerine bir anlam veremiyordum. Bir köy yeriydi, çok güzel manzarasın vardı. Uzun uzun ağaçlar, küçük küçük ırmaklar. Sanki cennetin içine düşüvermiştik. Demir'in yine beni hayallerimden bile öte bir yere getirmesine sevindim. Balkonda oturuyorduk, Demir bir fincan kahve koydu önüne. Yüzüne baktım, geçip karşıma oturdu. "Ben çay istiyorum, kahve çocuğumuz için değil." Demir yandan bir bakış attı. Başını iki yana salladı. Elini dizinin üzerine koydu. "Çay yok, Ezgi. Ne varsa onu getirdim. Yarın çalışanlar gelecek, zaten. Bugün olanlarla idare ederiz." fincanı önüne doğru ittim. "Ben çay istiyorum." Demir kaşının birini havaya kaldırdı. Bu şekilde çok karizmatik duruyordu. Daha fazla etkisi altında kalmamak için bakışlarımı

