Kahvaltı masasında sessizlik hüküm sürüyordu. Demir gazetesini okuyor, Zehra ise çayının buğusuna bakıp dalıyordu. Aklı, dün gece Berfin'in odasından gelen hıçkırıklarla, Demir'in yemekte Haydar'a karşı tutumuyla ve en çok da, Elif ile Celal hakkında bildikleriyle meşguldü. Demir, sayfayı çevirirken, sesini çıkarmadan konuştu: "Dün gece uyuyabildin mi?" Soru, bir nezaket sorusu değil, bir test gibiydi. Zehra başını kaldırdı. "Yeterince. Sen?" Demir gazeteyi indirdi. Gözleri, her zamanki gibi analiz edici ve kesindi. "Ben her zaman az uyurum. Aklımda tutmam gereken çok şey var." "Elif ve Celal de senin aklında mı?" diye sordu Zehra, beklenmedik bir cesaretle. Sesi sakin, ama kalbi güm güm atıyordu. Demir'in gözleri hafifçe kısıldı. Zehra, bu konuyu daha önce kapatmıştık. Onu tekrar açm

