bc

AĞANIN SEÇİLMİŞ KADINI (+18)

book_age18+
586
TAKİP ET
4.5K
OKU
billionaire
revenge
dark
forbidden
love-triangle
one-night stand
family
fated
forced
opposites attract
second chance
curse
badboy
stepfather
mafia
heir/heiress
drama
tragedy
sweet
bxg
lighthearted
serious
kicking
city
mythology
office/work place
lies
secrets
musclebear
affair
friends with benefits
addiction
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

‼️‼️‼️UYARI ‼️ + 18 SAHNELER DETAYLI ANLATIMLIDIR‼️‼️‼️Hayat bazen bir sıfırdan başlar. Ama bazen, o sıfır, umudun tükenmiş, yolların kapandığı yerdir.Zehra, o sıfırın adı.Yetimhane soğuğunda büyüdü. On sekizine bastığı gün, elinde hayatından hafif bir zarf, kapıdan çıktı. Sokaklar, tek gerçek öğretmen oldu. Açlık, onu duvarların rengini solmuş, ışıkları fazla parlak bir kapıya sürükledi. Pavyondu orası. Hayatta kalma pahasına girilen bir liman.Burada, masaların arkasındaki gülüşler kadar sahte, arka odalar kadar gerçek bir düzen vardı. Zehra, bu düzeni sezmeye başladığı anda, onu izleyen gözlerle tanıştı.O, aşiretin ağasıydı.Gücü sessizliğinde, tehlikesi sakin bakışlarındaydı. Evliydi. Nüfuzluydu. Ve Pavyonda, herkesin fısıltıyla saygı duyduğu tek müşteriydi.Onun ilgisi bir lütuf değil, bir emirdi. Zehra için ise, hayatının en tehlikeli çapraz yoluydu.Arka odalardaki fısıltılar bir teklif miydi, yoksa bir hüküm mü?Parayla satın alınan bir gece mi, yoksa kırılacak bir zincirin ilk halkası mı?Sıfırdan Başlayanlar, bir kadının hayatta kalma içgüdüsüyle, güç ve gelenek labirentinde verdiği sessiz savaşın hikayesi. Bedelin ne olduğunu bilmeden, bedel ödemeye mahkum edilenlerin...Ve sıfırdan başlamak zorunda kalanların.Yol çizilmişti. Artık dönüş yoktu.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
HAYATA İLK ADIM
Yetimhane duvarlarının rengi yıllar içinde solmuştu ama kokusu hiç değişmemişti. Sabun, nem ve terk edilmişlik. Zehra on sekiz yaşına bastığı sabah o kokuyla vedalaştı. Kapıdan çıkarken eline verilen zarf hafifti; içindeki kâğıtlar kadar hayatı da hafifti artık. “Bundan sonrası senin hayatın” demişlerdi. Ne yol göstermişlerdi ne de kalacak bir yer. İlk geceyi bir bankta geçirdi. Sonraki geceler terminalde, merdiven altlarında. Açlık, insanın düşünme biçimini değiştiriyordu. İş sordu, temizlik dedi, depolarda çalışmayı teklif etti. Hep aynı cevapları aldı. Kimse geri dönmedi. Bir akşam yağmurdan kaçarken ışıkları fazla parlak bir kapının önünde durdu. Camdan içeri baktı. Masalar vardı, insanlar vardı, müzik vardı. Korkutucu değildi. Kapıdaki kadın onu süzdü, sonra içeri çağırdı. Zehra bunu bir teklif gibi değil, yönlendirme gibi algıladı. Zaten başka yönü yoktu. İçeri girince kulakları uğuldadı. Müzik yüksek ama sert değildi. Kimse ona dokunmadı. Kimse bağırmadı. Kadın onu kenara alıp oturttu. “İş mi arıyorsun?” Zehra başını salladı. “Önce bakarsın. Kimseyi zorlamayız.” Bu cümle onu rahatlattı. “Bakmak” güvenli bir kelimeydi. İlk saat sadece izledi. Masalara giden kadınlar vardı. Oturuyorlar, konuşuyorlar, içki söylüyorlardı. Zehra’nın kafasındaki korkuyla gördükleri örtüşmedi. Bu da onu gevşetti ve işe başlamaya karar verdi paraya ihtiyacı vardı çünkü Sonra bir elbise uzatıldı. “Bunu giy. Masaya gideceksin. Konuşacaksın. O kadar.” “Başka bir şey yok mu?” diye sordu. “Şimdilik yok.” O an “şimdilik” kelimesine takılmadı. İlk masada ne yapacağını bilemedi. Ellerini nereye koyacağını, gözlerini nereye çevireceğini. Adamlar ona alışkanlıkla baktı. Aç bir bakış değildi bu; daha çok sıradan. İçki geldi, sorular soruldu. Zehra cevap verdi ama kendini açmadı. Saatler geçti. Yoruldu ama rahatladı. Sokaktan iyiydi. En azından sıcaktı. Tuvalette aynanın karşısında bir kadın ona bakmadan konuştu. “Masaya fazla alışma. Burada her şey masayla bitmez.” Zehra ne demek istediğini sormadı. Sormamayı öğrenmişti. Arka taraftaki kapılar dikkatini çekmeye başladı. Girenler, çıkanlar. Kadınların yüzleri masadan kalkınca değişiyordu. Gülümseme geride kalıyordu. “Ben oralara gitmem,” dedi bir ara, kime dediğini bilmeden. “Bugün gitmezsin,” dediler. “Ama burası uzun vadeli.” O gece parasını aldığında elleri titredi. Henüz hiçbir şey yapmamıştı ama bir şeylerin yaklaştığını hissediyordu. Para ağır değildi; anlamı ağırdı. Günler geçti. Zehra pavyonun ritmini öğrenirken, oradaki düzeni de fark etmeye başladı. Kimlerin daha çok saygı gördüğünü, kimlerin sözünün geçtiğini. Ve bir akşam, kalabalığın içinde tek başına duran adamı gördü. Konuşmuyordu. Yanındakiler ona “ağa” diye hitap ediyordu. Üzerindeki takım elbise pahalıydı ama asıl ağırlık duruşundaydı. Evli olduğu fısıltıyla biliniyordu. Gücü, bakışından anlaşılıyordu. Zehra masaya çağrıldığında kalbi hızlandı. Adam adını sordu. Cevap aldı. Daha fazlasını istemedi. O gece sadece baktı. Dinledi. Sustu. Arka odalarda fısıltılar dolaşmaya başladı. “Özel müşteri.” “Yüklü para.” “Kabul ederse hayatı değişir.” Zehra aynaya baktığında artık ne yetimhanedeki kızdı ne sokaktaki. Hayatta kalmaya çalışan biriydi. Ve hayat ona yine aynı soruyu soruyordu: Ne kadarını feda edebilirsin? Cevap henüz yoktu. Ama yol çizilmişti.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

HÜKÜM

read
227.2K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
535.3K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
72.7K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
50.0K
bc

AŞKLA BERDEL

read
85.0K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
30.9K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook