Hikayesi Asel
author-avatar

Asel

HAKKINDAquote
❤️Instagram : yazarasel ❤️yorum yapmayı unutmayın!!!!
bc
KÜÇÜK AĞA [HALEF +21][KUMA]
Güncellenme zamanı Jan 15, 2026, 03:51
İçimde çürüyen her şey yılların yalanları, boğulmuş arzular, zehir gibi işleyen suçluluk bir anda patladı. Kontrol, elimden kayıp gitti. Onu yataktan kavradım, çevirdim, domalttım. Çığlığı, şaşkınlık ve bir parça korkuyla odanın sessizliğini yırttı. Biz hep yüz yüze yapardık. Gözlerin içine bakarak. Bugün o değildi. “Ateş, ne yapıyorsun?” Fısıltısı titriyordu; içinde hem ürperti hem de bilinmeyen bir şeyin çekiciliği vardı. Cevap vermedim. Kalçalarını öyle bir kavradım ki, parmak izlerim morluklara dönüşecekti yarın. Artık onun gözlerine bakmak zorunda değildim. Artık Mavi'yi değil, sadece bir ten, bir nefes, bir boşluk görüyordum. Sapkınca, adaletsizce, işe yarıyordu. Kafamın içindeki uğultu kesilmişti. Geriye sadece bir hayvanın hıncı kalmıştı. İçimdeki her şeyi Suna'ya duyduğum öfkeyi, hıncı, yakıcı açlığı ona, onun bedenine boşaltarak siktim. Her itiş, bir küfürdü. Her çıkış, bir intikamdı. İnlemeleri hazdan çok şaşkınlık, hatta acıyla doluydu. Duymak istediğim de buydu. Suna bana kendimi kaybettirmişti. Ben de şimdi, aynısını Mavi'ye yapıyordum. Adil mi? Sikimde değil. Boşaldığımda, üzerine bir ölü gibi yığıldım. Ter, günah ve pişmanlık kokuyordu her yer. Sessizlik, çığlıktan beter oldu. Seni bir sikim için kullandım. Ve en lanetlisi, ikimiz de bundan zevk aldık.
like
bc
Konağa düşen ateş +18
Güncellenme zamanı Jan 14, 2026, 03:39
"Ne olur etme Bedirhan! Karını pavyona nasıl satarsın? Hiç mi vicdan yok sende?" diye ağlarken, kocası ona nefretle baktı. "Ne kocası lan? Nikah sahteydi! Şimdi git ve layık olduğun şeyi yap!" Sonrasında ise onu, pavyon sahibinin kollarına attı. İçi yanarcasına ağlarken kalbi sıkıştı. Şimdi ne yapacaktı?
like
bc
AĞANIN SEÇİLMİŞ KADINI (+18)
Güncellenme zamanı Feb 2, 2026, 08:05
‼️‼️‼️UYARI ‼️ + 18 SAHNELER DETAYLI ANLATIMLIDIR‼️‼️‼️Hayat bazen bir sıfırdan başlar. Ama bazen, o sıfır, umudun tükenmiş, yolların kapandığı yerdir.Zehra, o sıfırın adı.Yetimhane soğuğunda büyüdü. On sekizine bastığı gün, elinde hayatından hafif bir zarf, kapıdan çıktı. Sokaklar, tek gerçek öğretmen oldu. Açlık, onu duvarların rengini solmuş, ışıkları fazla parlak bir kapıya sürükledi. Pavyondu orası. Hayatta kalma pahasına girilen bir liman.Burada, masaların arkasındaki gülüşler kadar sahte, arka odalar kadar gerçek bir düzen vardı. Zehra, bu düzeni sezmeye başladığı anda, onu izleyen gözlerle tanıştı.O, aşiretin ağasıydı.Gücü sessizliğinde, tehlikesi sakin bakışlarındaydı. Evliydi. Nüfuzluydu. Ve Pavyonda, herkesin fısıltıyla saygı duyduğu tek müşteriydi.Onun ilgisi bir lütuf değil, bir emirdi. Zehra için ise, hayatının en tehlikeli çapraz yoluydu.Arka odalardaki fısıltılar bir teklif miydi, yoksa bir hüküm mü?Parayla satın alınan bir gece mi, yoksa kırılacak bir zincirin ilk halkası mı?Sıfırdan Başlayanlar, bir kadının hayatta kalma içgüdüsüyle, güç ve gelenek labirentinde verdiği sessiz savaşın hikayesi. Bedelin ne olduğunu bilmeden, bedel ödemeye mahkum edilenlerin...Ve sıfırdan başlamak zorunda kalanların.Yol çizilmişti. Artık dönüş yoktu.
like
bc
KUMALARIN SAVAŞI [ TÖRE +21]
Güncellenme zamanı Feb 1, 2026, 14:51
‼️‼️‼️Dikkat +18 sahneler içerir yüksek dozda psikolojisi kaldırmayan okumasın‼️‼️‼️‼️ Ağa, karısının kız çocuk doğurmasından sonra soyunu devam ettiremediği için ona fiziksel ve psikolojik işkence eder. İki yıl boyunca karısı bir daha hamile kalamayınca, ağa evin içine "kuma" olarak genç bir kız getirir. Artık aynı çatı altında, ağanın zulmü altında iki kadının hırpalanmış eski eş ile korku içindeki yeni "oyuncağın" kaderi çarpışır. İkisinin de kaybedecek bir şeyi kalmamıştır ve artık aralarında veliaht verme savaşı başlarlar.
like
bc
KANLI TOHUM [KUMA+21]
Güncellenme zamanı Jan 31, 2026, 06:24
Gülizar Ana'nın demirden yumruğu aileyi esir almış! Tek kelime: "Töre!" Peki ya bu törenin bedeli? Volkan çıldırmak üzere; yengesiyle aynı yatağa girmek mi? Bu, ağabeyinin ruhuna ihanet! Ama Gülizar'ın acımasız mantığı: "Tufan'ın bebeğini doğuracaksın!" Ve Dilan... Ah o masum Dilan! Evin sessiz gelini, şimdi "kuma" yapılmak isteniyor! "Hiçbir şey değişmeyecek" diyor kaynana, ama her şey yerle bir olmak üzere. Çocuksuzluk acısı, şimdi ona karşı kullanılan bir silah! Peki ya Berivan? Talihsiz dul, bir tahta kukla! Kimse "İstemiyorum!" demesini beklemiyor bile. Onun sessizliği, çığlığından daha beter bir çaresizlik! Gerilim tavan yapmış! Sandıktan çıkan soluk gelinlik, bir idam giysisi gibi. Düğün hazırlıkları değil, bir ailenin infaz provası! Gülizar Ana, kayıp oğlunun intikamını alıyor ama farkında değil: Bu evi sevginin değil, NEFRETİN temelleri üstüne inşa ediyor! Sevgi mi? İhanet mi? Töre mi? Zulüm mü? Bu evde kimin kalbi kırılmayacak? Tufan'ın anısı böyle mi yaşatılır? Bu hikaye, size aşkı değil, yürek paralayan gerçekleri fısıldayacak. İçeridekiler hazır mı? Düğün zilleri, ağıt gibi çalacak!
like
bc
AĞANIN ATEŞLİ KADINI[+21]
Güncellenme zamanı Jan 26, 2026, 05:05
Boran, onu becermek için deliriyordu. Göz göze geldikleri an, Elif’in bütün soluğu boğazında düğümlendi. Ne öfkesine, ne korkusuna hâkim olabiliyordu; içi buz gibi kesiliyor, dizlerinin bağı çözülüyordu. Boran ağır ağır yürüdü. Adımlarının sesi bile tehdit gibi geliyordu. “Yaklaşma lan bana,” dedi Elif, sesi titrek ama delici. “Bir adım daha at, vallahi üstüne atlarım.” Boran’ın dudağının kenarı yukarı kıvrıldı; sinir bozan, iğrenç bir sırıtış. “Üstüme atlayacak kadar hevesli misin yoksa?” dedi, sesi laubali bir pislik tonu. “Ben anlamadım… Kaç diyorsun ama gözlerin başka şey söylüyor.” Elif’in içi kaynadı. “Defol git! Sana heveslenecek değilim, ölürüm daha iyi.” Boran kahkaha attı, kısa, keskin, sinir bozan bir kahkaha. “Ölmek kolay,” dedi. “Asıl zor olan… benimle aynı odada nefes almaya mecbur kalmak.” Tam o anda lamba çat diye söndü. Karanlık kör eder gibi üstlerine çöktü. Bir tek nefesleri vardı: onunki ağır, tehditkâr; Elif’inki kesik kesik, öfkeyle karışık korkulu. Elif o an anladı: Bu herifle kavga etsen de, kaçsan da, yol aynı boka çıkıyordu. Bu adam kaderi gibi peşine yapışmıştı. İçinden küfretti: “Lanet olsun, bu herifle aynı karanlığa hapsoldum. Ne yana kıpırsam bataklık… ama o bataklığa ben değil, o gömülecek.” Karanlığın içinde Boran’ın sesi tekrar duyuldu, alçak ve ayar bozan bir tonda: “Merak etme,” dedi. “Daha başlamadık bile. Sen nefes almaya devam et… Karanlıkta kim daha güçlü, birazdan anlarsın.” Elif dişlerini sıktı. “Karanlık seni saklamaz, Boran,” dedi fısıltıyla. “Beni değil, seni yiyip bitirir.”
like
bc
KARA DUVAK [TÖRE][+21]
Güncellenme zamanı Jan 25, 2026, 05:29
Devran, onu kolundan yakalayıp duvara sıkıştırdığında, Sahra’nın nefesi kesildi. Erkek kokusu, tütün ve güçlü bir parfümle karışmıştı, burnunu tıkıyordu. “Bırak beni!” diye inledi tüm gücüyle direnerek. “Ben senin yengenim! Bana nasıl o gözle bakıp dokunmaya cesaret edersin? Behram’ın, abinin kemikleri sızlayacak mezarında!” Gözlerinden sıcak yaşlar boşalıyor, çaresizliği boğazında düğümleniyordu. Devran’ın yüzünde en ufak bir pişmanlık, bir insanlık kırıntısı yoktu. Tam aksine, buz gibi bakışları daha da keskinleşti. Bir anda kolunu sımsıkı kavradı ve sert bir hareketle kendine çekti. Sahra’nın ince bedeni, Devran’ın düğmeleri açık gömlekle örtülü çıplak, sert göğsüne çarptı. Sıcaklığı ve gücü onu sarhoş etti. “Burada adetler böyledir Sahra!” diye hırladı kulağının dibinden sesi metalik ve duygusuzdu. “Abim hiçbir zaman gerçekten abim olmadığı için, sen de hiçbir zaman yengem olmadın! Kadınlık görevini yap. Sonra ne halt edersen et. Senden tek istediğim, bu soyu sürdürecek bir erkek evlat. Sana duygusal bir şeyler besleyeceğimi, aşk söz konusu mu sanıyorsun? Zaten! Sadece yatağımda karım olacaksın. Beni sevip sevmemem umurumda bile değil.” Sahra, bu sözlerin soğukluğu karşısında donakaldı. Tüm mesele bu muydu? Bir çocuk makinesi olmaktı ondan istediği? İğrenç bir tiksintiyle sarsıldı. “Gerçekten iğrençsiniz!” diye tükürür gibi söyledi. “Ama öyle olsun. Abinin siktiği kadını sikmeyi miden kaldırıyorsa, al bedenimi! İşte seninim!” Öfke ve çaresizlikle, üzerindeki ince elbisenin yakasını iki eliyle yırtarcasına aşağı çekti. Kumaş yırtıldı ve omuzlarından süzülerek yere düştü. Şimdi karşısında, sadece ince iç çamaşırlarıyla, titreyen bedeniyle duruyordu. Soğuk taş duvar sırtını yakıyordu. Devran’ın gözlerinde bir parıltı vardı ama zafer ya da arzudan çok, sahiplenmenin vahşi bir ifadesiydi. Hiç tereddüt etmeden elini uzattı, onun ince belini yeniden kavradı ve bedenini tekrar kendine çekti. Diğer eli sırtına kaydı, sütyenin kopçasını buldu ve tek bir becerikli hareketle çözdü. “Güzel,” diye mırıldandı sesi alçak ve tehditkârdı. “Hemen alışıyorsun.” Sütyen gevşeyip düştü. Sahra’nın dolgun göğüsleri açığa çıktı, soğuk havada ve onun bakışları altında diken diken oldu. Devran başını eğdi, dudakları neredeyse kulağına değecek kadar yaklaştı. Sıcak nefesi teninde yanık izi bırakıyordu. Bir eliyle de Sahra’nın iri memesini kavramıştı. “Ve evet,” diye fısıldadı her hecesi bir zehir gibi akıyordu kulaklarına. “Kardeşimin siktiği karıyı sikmeyi midem kaldırır. Hatta biraz sonra, canlı olarak buna şahit olacaksın.” Sahra gözlerini kapadı. Artık kaçış yoktu. Sadece, bu buz gibi adamın ve onun iğrenç isteğinin esiri olmuştu.
like
bc
MAFYANIN SÖZLEŞMELİ KARISI [+21]
Güncellenme zamanı Jan 15, 2026, 03:40
Kerem iyice yanaştı, çıplak göğsü Sibel'in sırtına yapıştı. Elleri memelerinden aşağı kaydı, karnında, kalçasında dolandı. Her yeri eliyor, her yerini okuyordu. Sıcak nefesi kulağının dibindeydi, Sibel'in bacaklarının titremesine neden oldu. "Yatağa yat," diye hırladı, sesi iyice kalınlaşmıştı. Sibel direnmeden sırtüstü uzandı, gözleri Kerem'de, bakışları korku ve azgınlıkla bulanık. Kerem yatağa çıktı, üstüne çöktü, ağırlığını tamamen hissettirdi. Göz göze geldiklerinde belliydi: Birinin gözlerinde tamamen zorbalık, diğerinde ezilme isteği vardı. "Benim malım olduğunu söyle," diye üsteledi Kerem, kalçasını ona dayayarak ama içine almadan. "Hadi söyle, Sibel." Sibel başını iki yana salladı, sanki ağzı dikişliydi. Kerem, poposuna öyle bir şaplak attı ki ses duvarı yıktı. Sibel'den yırtıcı bir çığlık koptu. "Söyle diyorum!" diye kükredi, sesi iyice sertleşmişti. Gözlerinde öfke ve iğrenç bir zevkin birleştiği yaşlar belirdi. "Seninim," diye inledi, sesi paramparça. "Kahrolası, seninim.
like
bc
KIRMIZI REÇETE [+21]
Güncellenme zamanı Dec 28, 2025, 09:55
Beni muayene masasına itti. Sert, soğuk yüzey sırtıma değdi. Üzerime eğildi, ağzıyla göğüs uçlarımı, ince tişörtümün üzerinden ısırarak, emerek keşfetti. Her dokunuşu elektrik çarpması gibiydi, her ısırışı beni daha da çıldırtıyordu. Eteğimi yukarı çektim, iç çamaşırımı bir hamlede aşağı indirdi. Ben de onun kemerini çözdüm, pantolonunun fermuarını açtım. Arzumuz o kadar acil, o kadar vahşiydi ki, giysilerimizi tamamen çıkarmaya bile gerek duymadık. Hazır olduğumu hisseder hissetmez, kalçalarımdan tuttu ve kendini içime attı. Bir çığlık attım, bu ani, sert girişin verdiği acı ve haz karışımı duyguyla. Beni masanın kenarına doğru iterek, içimdeki derinlikleri keşfetti. Her hareketi güçlü ve iddialıydı, kontrolü elinde tutmaya çalışıyordu.
like
bc
ASKERİ TEMAS [+21]
Güncellenme zamanı Dec 4, 2025, 06:03
Demir, kadının sırtına düşen gölgede bir an durdu. Parmak uçları, onun teninde gezinen rüzgâr gibi yavaş, ama niyetinden emin. Serra’nın omzundaki küçük beneğe dokundu, sonra alnından düşen kâkülü geriye itti. Kadın, uykunun içinde bile titredi; belli ki bedeni hâlâ o gecenin kalıntılarını taşıyordu. Battaniyenin altından yükselen sıcaklık, odanın havasına karışmıştı. Ter, sabaha karışmış bir sır gibi kokuyordu. Demir’in göğsüne yaslanmış o ince beden, yumuşak bir nefesle kıpırdandı. O an, geceyi değil, gecenin ağırlığını hatırladı. Teninin kokusunu, saçlarının karanlıktaki gölgesini, dudaklarının arasından çıkan yarım bir fısıltıyı. “Delirdin mi sen?” diye mırıldandı kendi kendine, ama sesi bile buhar gibi dağıldı havada. Parmağı, battaniyenin kenarından sızarak Serra’nın beline kadar indi. Kadın, uykusunda bir kez daha ona yaslandı; sanki bilmeden, o sıcaklığa çağrılıyormuş gibi. Demir, içinden gelen o dalgayı bastırmak istedi ama nafileydi. Her nefesinde, onun teninden gelen koku, yıllardır içine gömdüğü bir açlığı uyandırıyordu. Belki bu şehirde bin türlü günahın adı vardı, ama o an, hepsinin en sessizi, en yakıcısı buydu.
like