Demir, Berfin’in odasının önünde durdu, kapının ardından gelen boğuk hıçkırıklar taş koridorda yankılanıyordu. Avuçlarının içi hâlâ Zehra’nın ellerinin sıcaklığını taşıyor, yüreği ise verdiği kararın ağırlığıyla doluydu. Konağın sessizliği, her zamankinden daha derin, daha keskin hissediliyordu. Geri adım atmamıştı. Gerçekleri, tüm çıplaklığı ve acımasızlığıyla ortaya sermişti. Şimdi ise eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşme zamanıydı. İçeri girmeyecekti. Ona söyleyecek başka bir sözü yoktu. Zehra’nın odasına doğru döndü, ama tam adımını atacakken, arkasındaki kapı aniden açıldı. Berfin, kapının eşiğinde, gözleri kızarmış, yüzü süt gibi beyazdı. Saçları dağınık, elbisesinin düğmeleri yanlış iliklenmişti. Demir’in gördüğü en savunmasız, en dağınık haliydi. O dik, her zaman kontrollü ‘Berfin

