Ertesi sabah, konakta alışılmadık bir sükunet hakimdi. Zehra, odasının penceresinden bahçeyi izlerken, gece boyu döndüğü düşüncelerle baş başa kalmıştı. Demir'in koridordaki telefon konuşması, hizmetçilerin fısıldaşmaları ve Berfin'in zehirli dokundurmaları zihninde dönüp duruyordu. Ancak en çok, Demir'in kitaplıktan çıkarken gözlerinde gördüğü o nadir kırılgan an aklına takılıyordu o an ki, sert kabuğunun altında bir çatlak gibi görünmüştü. Aşağı indiğinde, kahvaltı salonunda sadece Berfin'i buldu. Demir, erkenden şehre gitmişti. "Günaydın," dedi Berfin, gazetesini indirerek. "İyi uyuyabildin mi? Dün oldukça yorucu bir gündü senin için." Zehra, kibarca başını salladı. "Yeterince, sanırım." Berfin'in dudakları hafifçe kıvrıldı. "Bugün için küçük bir planım var. Köydeki yaşlılardan Hat

