21

206 Kelimeler
"Seninle uğraşamayacağım. Ben buraya bu kutuyu vermeye geldim." "İçinde bomba mı var?" "Oradan bakınca katile mi benziyorum?" Biraz düşünür gibi yapıp başımı olumlu anlamda salladığımda Arden dudaklarına yapmacık bir gülümseme yerleştirdi. "Belki de doğru düşünüyorsundur." "Geri zekalı." "Misafir olduğun ülkenin vatandaşıyla böyle konuşman ne kadar doğru?" "Misafirle böyle konuşman ne kadar doğruysa o kadar doğru." Küçümser gibi bakıp elindeki kutuyu bana doğru uzattı. Kutuyu açıklama yapmadığı müddetçe elime almayacağımı hareketlerimle belli ettim. Kısacası, karşısındaki konumumu bozmadan kutuya doğru hamle yapmadım. "Dün getirmişlerdi. Sen evde yoktun. Bende sevgili komşumun kutusu, geri gitmesin diye iyilik yapayım dedim ve aldım." "Doğruyu söyle." "Doğruyu söylüyorum." Bakışlarını gözlerimden ayırmadan kendisinden şüphe duymamam adına gözünü bile kırpmamıştı. "Neden dün vermedin?" Adem elmasının hareketlenmesiyle bakışlarım boynuna kaydı. "Müsait değildin?" "Pardon?" Söylediği şeyle bakışlarımın tek hedefi gözleri olurken kaşlarımın öfkeden çatıldığına emindim. Arden sıkıldığını belli eden bir yüz ifadesiyle bir kez daha kutuyu bana doğru uzattı. "Müsait değildin derken?" Konuyu açıklığa kavuşturması için ona baktığımda bakışları, ilk elindeki kutuda durup almam için işaret etmiş sonrasında kutuya doğru hamle yapmayınca bana kaymıştı. Ama çok oyalanmadı. Yani gözleri bende çok oyalanmadı. Yanımda bir yere bakmaya başladığında, başımı çevirip bakışlarındaki şaşkınlığı yakın mesafeden çok net bir şekilde okuyabildiğim Edward'a baktım. "Kuzen!" Ve ardından işittiğim o trajikomik kelime.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE