"Selam yok mu?"
Kollarımı göğsümün altında birleştirip ona dik dik bakmaya başladım. Mavi gözleri ilk önce yüzümde kısa bir süre gezinmiş ardından vücudumdan aşağıya doğru kaymıştı.
Bakışları dizlerimde durduğunda gördüğü görüntü ona haz vermiş gibi gülümsedi.
"İyi görünüyorsun."
"Neden geldin?"
"Kabasın."
Yine olayı Türk'lere bağlayacağını anladığımda ne söyleyeceğini ya da elindekinin ne olduğunu umursamadan bir adım geri gidip kapıyı tutup yüzüne kapatmak adına ileriye ittim.
Kapının kapanmadığını fark edince bakışlarım neden kapanmadığını öğrenmek maksatlı alta kaymış, Arden'in ayağını kapı kapanmasın diye alt kısma yerleştirdiğini görmüştüm.
Ben hayatım boyunca istikrarlı bir insan olmuşumdur.
Bir şeyi istersem elde ederim mantığım vardır. O şey için uğraşırdım.
Kapıya doğru var gücümle baskı uyguladığımda acı dolu iniltisi kulağımı doldurup tatmin olmama neden olmuştu.
Ayağını bulunmaması gereken ama sırf zeka gösterisi yapmak adına yerleştirdiği yerden çektiğinde kapıyı kapattım.
Mutfağa gitmek için arkamı döndüğümde zil bir daha çalmıştı.
Ve bir daha.
Art arda zile basmaya başladığında derin bir iç çekip Edward'ın hatrına arkamı dönüp kapıyı tekrar açtım.
Arden'in bakışları sinirden koyulaşmıştı.
Onun bu haline gülmek istesemde onun herhangi bir zaman diliminde beni güldürmesine izin verme düşüncesi bile midemi bulandırdığında gülme arzumu içimde tutmuştum.
"Bir de sizin için komşu sever diyorlar."
"Vay canına. Bizim için iyi şeyler de mi deniyormuş? İlginç."