Aksine asansör gelip kapısını açana kadar sustu.
Ne zaman ben asansöre girip ona doğru dönerek zemin katın düğmesine basıp havayı içime soludum işte o zaman Arden'in yüzünde tatmin olmuşcasına bir ifade belirdi.
Asansör şey kokuyordu...
Her şey o kadar hızlı oldu ki. O havayı soluduğum gibi asansörden inip koridorda ki havayı içime çekmeye başladım.
Bu apartmanda bir vatandaşın ciddi manada sağlık sorunları vardı.
Ben de akıl olsa ilk başta Arden'in binmeyip yürümeyi tercih ettiği merdivenlere yönelirdim.
"Neden bu kadar tepki verdin ki? Geldiğin yerde bu kokudan fazlası vardır."
Evinin içine girmiş son lafı kendisinin söylediğini fark edince derin bir haz hissiyle kapıyı üstüne kapatmıştı.
Bir merdivenlere bir de Arden'in kapısına baktım.
Sadece bir anlık gafletle kapısının önüne kadar gidip zili çalmaya başladığımda aklımda sadece ona Türkler'in pis insanlar olmadığını söylemek vardı.
Çok geçmeden kapıyı açıp bana bakmaya başladı.
Tam dudaklarımı aralamış ona ders vermek adına konuşmaya başlayacakken insanların her zaman her şeyin farkında olduğunu kendime hatırlatıp sustum.
Arden farkındaydı. Psikoloji bozmak için yapıyordu. Söylediklerinin benim üstümdeki etkisi onu tatmin ediyordu.
"Bekliyorum?"
"Sen... Sen hayatımda gördüğüm en..."
"En sinir bozucu?"
Ne söyleyeceğimi kendim bile bilmiyordum. Başımı olumsuz anlamda salladığımda kolunu kapının kenarına yaslayıp düşünmeye başladı.
"En gıcık?"
"Bu az önceki söyleminle aynı anlama geliyor."