30

260 Kelimeler
"Seni de mezun ettiler ya hiçbir şey demiyorum." Önümde bulunan küçük masadaki fırçalardan birini elimle kavrayıp kapımın önünde dikilen hanzoya yani abime fırlattım. Tavırları ve giyimleri tam olarak hanzo kelimesinin karşılığı olamasa da yine de öyle demek iyi geliyordu. Sonuçta o da bana değişik değişik hakaretlerle geliyordu. Ben ona öküz diye gitsem ayıp olurdu. Ortada bir düşünülmüşlük olmalıydı. Abim olacak çocuk başta bana kötü kötü baksada ikinci fırçayı elime aldığımda kapının önünden toz olmuş, koşa koşa odasına gitmişti. Kapısını kapatmadan önce de anneme seslenip 'kızın beni dövüyor' diye bağırmıştı. Sabır çekip önümdeki resme baktığımda hiç beklemediğim bir şeyle karşılaştım. Resmin üstü turuncu noktalarla dolmuştu. Hani az önce abime fırlattığım o fırça var ya... İşte o fırça turuncu akrilik boyaya batırılmıştı ve sanırım kendime doğru hızla çekip abime fırlatırken yanlışlıkla resmin içine etmeme neden olmuştu. Normal şartlarda yerimden kalkıp abime sebep olduğu şeyi anlatmak için odasına gidebilirdim ama suç yarı yarıya benim olduğu için yerimde oturmayı tercih ettim. Bir de resim içime sinmemişti zaten. O yüzden önümdeki tuvali kaldırıp ayağa kalkarak yeni ve temiz bir tuval yerleştirdim karşıma. Turuncu boya beyaz ahşap zemini de lekelemiş olsa da orayla sonra ilgilenebileceğim için çok takmamıştım. Tam yeni bir resme başlamak için tuvalin altına imzamı atarak fırçayı elime almıştım ki kapıda bir karartı belirdi. Kafamı kaldırıp gelen kişiye baktığımda kendimi istemsizce gülümserken bulmuştum. Babamın kapıya yaslanmış olduğu omzu benimle göz göze gelince oradan ayrılmıştı. Bana doğru gelip sıkıntılı bir yüz ifadesiyle sürekli gözlerini kaçırmaya başladığında elimdeki fırçayı yandaki masaya koyup tuvalin önündeki sandalyede, yatağımın üstüne saniyeler içinde oturup ellerini izlemeye başlamış babama doğru döndüm.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE