Dört yıl önce: "Seni de mezun ettiler ya hiçbir şey demiyorum." Önümde bulunan küçük masadaki fırçalardan birini elimle kavrayıp kapımın önünde dikilen hanzoya yani abime fırlattım. Tavırları ve giyimleri tam olarak hanzo kelimesinin karşılığı olamasa da yine de öyle demek iyi geliyordu. Sonuçta o da bana değişik değişik hakaretlerle geliyordu. Ben ona öküz diye gitsem ayıp olurdu. Ortada bir düşünülmüşlük olmalıydı. Abim olacak çocuk başta bana kötü kötü baksada ikinci fırçayı elime aldığımda kapının önünden toz olmuş, koşa koşa odasına gitmişti. Kapısını kapatmadan önce de anneme seslenip 'kızın beni dövüyor' diye bağırmıştı. Sabır çekip önümdeki resme baktığımda hiç beklemediğim bir şeyle karşılaştım. Resmin üstü turuncu noktalarla dolmuştu. Hani az önce abime fırlattığım o fırç

