Hâlâ elimde telefon donuk bir şekilde duruyordum. "Yedin mi? O pastadan yemedin değil mi?" diye üst üste telaşla soran Fırat'a,"Yemedim." dedim takatsiz çıkan sesimle. "Tamam ben şimdi geliyorum yanına. Hiçbir şeye dokunma bekle güzelim." Beni görecekmiş gibi başımı aşağı yukarı salladım yavaşça. Telefonun kapandığının farkına varınca da öylece önümdeki pastaya, halının üstündeki çatal ve yemek üzere olduğum pastanın kremasına baktım. Aklım durmuş gibiydi. Donuktum. Pastanın içinde ne olduğunu düşünmek dahi istemiyordum. Sadece o işlevini kaybetmiş beynimle bir heykel gibi durmaya devam ettim. Tüm bedenim tutulmuş bir tek gözlerim hareket ediyordu. Kaç dakika ya da kaç saniye geçti bilmiyordum kapım çaldı. Bir yandan zil bir yandan yumruklarla çalınan kapıya dönen bakışlarım, o kada

