Mayıs ortasında Boğaz'ın rengi değişti. Laciverdin içinden yeşil damarlar geçiyordu şimdi. Elif her sabah perdeyi açtığında önce suya bakıyor, rengini tartıyor, sonra mutfağa geçiyordu. Kahvaltıyı Kaan'la birlikte hazırlıyorlardı artık; servis gelmiyordu. Kaan çaydanlığı ocağa koyuyor, Elif peyniri tabağa diziyordu. Kimse konuşmadan, bir orkestra gibi. O sabah Kaan çaydanlığı ocağa koydu, kibriti çaktı, ateş yanmadı. Tekrar çaktı, yine yanmadı. Kibrit kutusunu tezgaha bıraktı, ellerini dayadı, başını eğdi. "Babam aradı." Elif peynir tabağını bıraktı. "Ne dedi?" "Yönetim kurulu toplanmış. Benim son dönem performansımı değerlendirmişler." Başını kaldırdı, gözleri Elif'i buldu. "Yetersiz bulmuşlar." Elif'in eli tezgaha gitti, kırıntıları topladı, lavaboya düşürdü. Musluğu açmadı. "Ne de

