NEDEN BÖYLE HİSSEDİYORUM

1607 Kelimeler
Karen evden getirilen sandıklardan birini açarak üzerine ne giymesi gerektiğini düşündü. Henüz eşyaları yerleştirilmemişti ve bu gördüğü şeylerle, Tanrım Sally diye bağırdı. Ne yaptın sen ? Kendi kıyafetleri Sally'ninkiler ile değiştirilmişti. Ahh hayır olamaz lütfen diye yakınarak sandıkta ki elbiseleri tek tek çıkarmaya başladı. Taşlarla bezenmiş renk renk elbiseler kendi sade elbiselerinin yanından dahi geçmezken elinde tuttuğu elbisenin göğüs dekoltesinin açıklığıda kendi elbiselerinin toplam açıklığı kadar ederdi. Tanrım bunları giymemi nasıl bekler benden diye kızgınlıkla konuşarak boy aynasının önüne gitti. Elinde tuttuğu elbise mat kırmızı renkteydi ve en sade olan elbiselerden biriydi. Kolları omuz kısmından kalın askıyla tutturulmuştu. Sadece boyun kısmı açıktaydı ve tanrıya şükür ki göğüslerini Vincent'in önüne sermek zorunda değildi. Galiba ibadet ederken giyiyordun bu elbiseyi kardeşim diyerek odada bulunan tahta paravanın arkasına geçti.Sally'nin bu tarz birşey giyebilmesi mümkün değildi çünkü. Bugünü ucuz atlatmıştı ve yarın için ne yapacağını da çoktan kara kara düşünmeye başlamıştı. Üzerini giyindikten sonra saçlarını açarak ortadan ikiye ayırdı. Doğal bir şekilde siyah dalgaların omzundan aşağıya doğru düşmesini izledikten sonra yanaklarına hafifçe dokunarak sakin kalmaya çalıştı. Birazdan kahvaltı için aşağı inecekti ve orada da Vincent ile karşılaşacaktı. Odadan çıkarak yavaş adımlarla merdivenlere doğru yürüdü. Bu kocaman evde daha ilk günden kaybolmak istemiyordu. Vincent'in kendisine söylediklerini hatırlamaya çalıştı. Merdivenlerden inince solda ki kapı demişti. Son basamağı da zarif bir şekilde indikten sonra kapıyı açarak içeriye girdi. Karen odanın içine doğru tereddütle yürüyerek etrafına bakındı. Burası yemek odası değildi. Aksine çok şık döşenmiş bir oturma odası gibiydi. Pembenin güzel tonunda koltuklar ve zarif küçük masalar vardı. Karen şömineye yaklaşarak üzerinde bulunan büyük resime baktı. Simsiyah saçları sağ omzundan güzel bir şekilde bırakılmış masmavi gözleri olan bir kadının portresiydi bu. Karen elinde olmadan portreyi hayranlıkla izlediğini farketti. Tahminince 30 larında olan kadının üzerinde gözleriyle uyum içerisinde olan taşlı bir elbise vardı. Çok güzel diye fısıldarken duyduğu sesle yerinden sıçradı. Sen burada ne arıyorsun ? Ben, ben yemek salonunu arıyordum ve , Ve Burası sana yemek salonu gibi mi göründü ? Genç kız hızla yürüyerek kapıya ulaştı. Özür dilerim solda ki kapı olduğunu sanmıştım sanırım sağa dönmem gerekirdi. Evet bir daha iznin olmayan odalara girme Sally. Peki.. Vincent ile birlikte yemek salonuna doğru ilerlerlerken aklında portrede ki kadının kim olduğu vardı. Masaya oturdukları zaman sessizce önünde ki tabağa bir kaç parça peynir koydu. Aynı zamanda Vincent'in kendisini arayıp aramadığını da merak ediyordu. Bir şey sorabilir miyim ? Vincent çatalını masaya bırakarak anlamsız bir şekilde Karen'a baktı. olur Portrede ki kadın ? Kimdi o ! Çok güzel ve.. Annem di. Beni doğurduğu zamanlarda çizilmiş bir resim. Büyüleyici bir güzelliği varmış. Vincent içinden aynı senin gibi diye düşündü. Karen'i annesinin portresi önünde gördüğü zaman sinirlenmesinin nedeni iki kadının birbirine çok benzemesiydi. Annesi de karısı gibi siyah saçlara ve pürüzsüz bir tene sahipti. Tek farklılık göz renkleriydi. Ve ikisi de çok güzeldi. Soruların bittiyse kahvaltıma devam etmek istiyorum.Seni aramak için yeterince vakit kaybettim zaten. Karen diğer sorusunun cevabını da istemeden de olsa almıştı. Vincent kendisini geciktiği için merak etmişti. Bu düşünce az da olsa sevinmesine sebep olurken Vincent'a bakmadan kahvaltısını yapmaya devam etti. Vincent kahvaltısını bitirdiğini belirterek ayağa kalktı ve odadan çıkmadan önce kızın duyacağı şekilde işlerini halletmek üzere dışarı çıkacağını söyledi. Karen sadece kafasını sallayarak cevap verdikten sonra tabağındakileri bitirmek üzere çatalını eline aldı. Bugün evde yalnız olacaktı ve Sally gibi davranmak zorunda kalmayacaktı. Masadan kalkarak yemek salonundan çıktı. Koridorda karşılaştığı bir kişiye kütüphanenin yerini sorarak odanın yerini öğredi. Kitap okumak en büyük zevkiydi ve evde kendisini kitap okurken görecek kimse yoktu. Hızla kütüphaneye yürüyerek sıcak odanın içine girdi. Şöminede yanan ateşle yüzünde ki gülümseme büyürken koşar adımlarla büyük raflara doğru yürüdü. Tanrım ne okumalıyım hepsi de harika görünüyorlar diyerek elini değdirdiği kalın kırmızı kapaklı kitabı eline aldı. Fransızca bir romandı. Aşk'ın en güzel hallerini sadece kitaplardan okuyan Karen eline aldığı kitapla kenarda duran koltuklardan birine doğru yürüdü. Bacaklarını altına toplayarak sırtını rahat edeceği şekilde yumuşak koltuğa yasladı.Okuduğu satırlarla büyüleniyor ve kendisini kadın karakterin yerine koyuyordu. Bir gün onlar gibi aşk yaşama isteği kalbinde yankılanırken saatlerin nasıl geçtiğini farketmeyerek kollarını esnetti. Yapacak bir işi olmadığını farkederek tekrar okumakta olduğunu kitabına başını eğdi. Kapının açılmasıyla hızla elinde ki kitabı kapatarak başını çevirdi. Vincent gelmişti ve anlam veremediği bakışlarla kendisine bakıyordu. Yakalandığını farkeden Karen kitabı saklamaya çalışsa da Vincent çoktan görmüştü ve meraklı bakışlarla kendisine doğru yürümeye başlamıştı. Karen yerinden kalkarak Vincent'a baktı ve geldiğini farketmedim dedi. Vincent'ın görmediğini umsa da genç adam çoktan kitabı görmüştü ve şaşırdığını belli edercesine de gözlerini kitabın üzerinde gezdiriyordu. Sen mi okuyordun yoksa ben yanlış mı gördüm. ? Hayır okumuyorum, kitap okumayı sevmem. Sadece bakıyordum öyle. Seneler önce ilk tanıştığımız da bana kitap okumayı sevmediğini söylemiştin. Bir an düşüncelerinin değiştiğini düşünsem de tahmin ettiğim gibi sadece bakıyormuşsun . Evet doğru hatırlıyorsunuz kitap okumak bir leydinin yapacağı bir aktivite değil bana göre. Bizler elbiselerden, balolardan ve kocalarımızı...Ah hayır ! Karen ezbere söylediği sözlerin nasıl devam ettiğini unutmuştu ve şimdi Vincent'in karşısında kıpkırmızı olmuştu. Evet sizler bizleri , Vincent'in gülümsemesi odayı aydınlatırken yüzünde oluşan garip ifadenin Karen ne olduğunu biliyordu. Kocası ahlaksız bir şekilde karısının vereceği cevabı bekliyordu. Karen Vincent'in devamında ne olduğunu bildiğinden emindi fakat kendisine söylettirmeye çalışacağından da emindi. Boşverin Lordum.. yalnızca sözler bir önemi yok diyerek sıyrılmaya çalıştı. Fakat Vincent'in boş vermeye niyeti yok gibi görünüyordu. Lütfen sözlerini tamamla Sally. Kesinlikle çok merak ediyorum. Karen o kadar kitap okumasına rağmen ve kelime bilgisi çok olmasına rağmen aklına hiç bir şey gelmiyordu. Bakışlarını kaçırmaya çalışarak kitabı aldığı rafa doğru yürüyerek yerine koydu. Kocalarımızın bizi beğenmesi gerektiğine dair sözlerdi Lordum diyerek geçiştirmeye çalıştı. Seni zaten beğeniyorum Sally, bunun için çabalamana gerek yok.. Vincent kendisine bu tarz sözler söyledikçe Karen içinde ki duygunun tesiri altına girdiğini farkediyordu. Hafif bir şekilde eliyle yelpaze yaparak serinlemeye çalıştıktan sonra saat çok çabuk geçmiş acıktım sanırım diyerek konuyu değiştirmeye çalıştı. Büyüm ihtimal Vincent'ta acıkmıştı ki genç kızın söylediği sözlere katıldığını belirterek kapıya doğru yürüdü. Akşam yemeğini yiyeceklerdi büyük ihtimal. Karen annesinin her zaman kendisine öğrettiği üzere yemeğe tüm gün üzerinde bulunan elbise ile gitmemesi gerektiğini biliyordu. Kapıdan çıkarlarken Vincent'a sesini duyurmaya çalışarak üzerimi değiştirmeliyim dedi. Siz kadınların elbise merasiminin yemeği geciktirmesini istemiyorum acele et o yüzden ! Karen merdivenlere yönelirken Vincent'in arkasından kaba adam diye söylenmeye devam ediyordu. Nezaket kurallarından haberi dahi yok. Özellikle de bir bayana nasıl davranması gerektiğinden. Ahh kesinlikle beni Karen olarak tanımalıydın bayım o zaman sana dersini verirdim ama mâlesef Sally siz erkeklere karşı çok nazik.! Karen'in kızkardeşi gibi davranmaktan başka çaresi olmadığından sessiz bir şekilde sözlerini içinde tutarak odasına yöneldi. Kendisine ayrılan büyük dolabı açarak gece kıyafetlerine baktı. Ne giymesi gerektiğini bilmiyordu. Aslında hiç bir elbise tarzını yansıtmıyordu fakat bir şeylerden kendisini değiştirmeye başlaması gerektiğini biliyordu. Eline aldığı bir elbiseyi üzerine tutarak aynada kendisine baktı. Kesinlikle bu akşam için uygun bir olacaktı. En önemlisi de elbisenin göğüs kısmı kapalıydı. Bu Karen için bulunmaz bir nimet gibi görünse de diğer tarzda ki elbiselere de alışması gerektiğini iyi biliyordu. Hızla elbiseyi üzerine geçirerek odadan çıktı. Saçlarını taramaya bile fırsat bulamamıştı. Dağınık bir şekilde omuzlarından dökülen saçları elleriyle düzeltmeye çalışarak yemek salonundan içeri girdi. Girdiği gibi de Vincent'in koca gövdesine çarpması bir oldu. Ahh ! Başım.. Alnını ovuşturarak başını yukarı kaldırdı ve sinirli bir şekilde kendisine bakan adamla göz göze geldi. Beni masanın başında bekletmek hoşuna gidiyor galiba ! İkidir seni aramak için yerimden kalkıyorum. Aynı zamanda da bakışlarını kızın üzerinde gezdirmekten geri kalmayan Vincent memnun olmuş bir şekilde arkasını dönerek tekrar odanın içine doğru yürüdü. Yaşlı bir uşak tabaklarına servis yaparken Vincent'da gözleriyle kızı süzmekten geri alamıyordu. Üzerine giydiği elbise teninde çok güzel durmuştu ve Vincent'da dokunma isteği uyandırıyordu. Fakat ne yazık ki karısına verdiği bir söz vardı ve bir daha o isteyinceye kadar ona dokunmayacaktı. Vincent sözünde durabileceğine pek emin olmasa da zamanın neler getireceğini bilmediğinden bu durumu kendi yararına kullanmaya çalışacaktı. Bir şekilde kendisine hakim olmaya çalışacaktı. Bakışları zarif bir şekilde yemeğini yiyen karısına kaydığında bunun çok zor olacağını düşündü. Şu an için bile karısını öpmemek için kendisini çok zor tutuyordu. Su bardağını sertçe masaya bırakırken çıkan sesin kızı korkuttuğunu farketmeyerek bakışlarını tabağının üzerinde dolaştırdı. Bu şekilde kendisini zorlaması çok saçmaydı. Hızla yerinden kalkarak kapıya doğru yürümeye başladı. Genç kızın da aynı şekilde kalktığını görse de yanından geçip gitmeyi düşündü fakat Karısının sözleri ile duraksadı. Vincent bir şey mi oldu ? Nereye gidiyorsun ? Vincent gözlerini kısarak kısa süreli bir sessizlikle birlikte genç kıza baktı. Sana hesap vermem gerektiğini bilmiyordum Sally ! Hayır, ben o yüzden sormadım.. neyse özür dilerim sormamam gerekirdi ! Vincent bu şekilde cevap verdiği için suçluluk hissettiğini farkederek odadan bir an önce çıkmak istedi. Odadan çıkmadan önce tekrar durdu ve arkasını dönmeden, kulübe gideceğim dedi. Karen ellerini elbisesinin iki tarafında tutarak tekrar yerine doğru yürüdü. Vincent'a soru sorduğu için azarlanmıştı. Bu hareket üzülmesine sebep olsa da umursamamaya çalışarak yerine oturdu. Kocasının ne düşündüğünü ya da neden birden masadan kalkıp gittiğini bilmiyordu. Bildiği tek şey bir daha kocasına soru sormaması gerektiğiydi. Aklını karıştıran düşünceler ile yemeğini yemeye çalışarak önüne döndü. Kendisini sevmeyen bir adam için fazla düşünüyordu. Bu düşünce ile sinirlenerek yerinden kalktı ve odasına gitmek üzere merdivenlere yöneldi. Vincent evin önünde ki at arabasına binerek Kulübe lütfen dedi ve arkasına yaslandı. Neden bir anda böyle davranmaya başladığını kendiside bilmiyordu. Rahatlamaya ihtiyacı vardı ve karısı kendisini rahatlatmak yerine keesinlikle geriyordu. Ani bir şekilde kararını değiştirerek arabacıya Leydi Cecil'in evine gidiyoruz dedi. Vincent neden böyle davrandığını biliyordu. Vücudunun rahatlamaya ihtiyacı vardı ve bunu başarmasını sağlayacak tek kişi de Cecildi. Karısını sadakatsizlikle suçlarken aslında şu an aynı şeyi kendisinin yaptığını içten içe bilen Vincent gömleğinin yakasını açarak pencereye doğru yaklaştı. Tanrım neden böyle hissediyorum ? . Evli olduğum için olmalı diyerek arkasına yaslandı. Vicdanının kendisini rahatsız etmesine izin vermeyecekti. Evlenmeden önce nasıl davranıyorsa bu saatten sonra da aynı şekilde davranacaktı. Karısı kendisini bazı şeylerden mahrum bırakacaksa sonuçlarına da katlanması gerekecekti..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE