1 Bölüm
Hayatımda hiç evlilik planları yoktu her kız gibi bir gün evlenecektim bunu biliyordum ama evlilik bana göre değildi zaten bir adama ömür boyu katlanmak bana göre bile değildi çabuk sıkılan bir yönüm vardı her kız gibi koca meraklısı değildim hayatı dolu dolu yaşamak istiyordum daha hayatımın baharında evlenmek tam bir saçmalıktı zaten o yüzden şimdilik bekarlık sultanlıktı bunda evin tek kızı olmamın katkısı vardı tabi ama evin bütün işi bendeydi annemin dizleri ağrıdığı için evin işleri bendeydi babam ise artık yaşlandığı için tarla işleri bendeydi yani evin bütün yükü benim omuzlarımın üstündeydi yinede huzurlu mutluydum yoruluyor muydum evet ama değiyordu annem babam benim için çok kıymetli insanlardı yine o günlerden biriydi elimdeki küreği eski kerpiç evimizin köşesinde yasladım elimde ona yasladım ve derin bir nefes verdim çok yorulmuştum ayağımdaki sarı lastik çizmeleri çıkarıp köşeye koydum ve terliklerimi giyip biraz yukarda olan çeşmenin başında durdum
Başımdaki siyah oyalı şalımı çıkarıp omuzlarıma koydum ve açılan açık kumral saçlarımı tepeden at kuyruğu yaptım buralarda bizim evimiz dışında pek ev yoktu sadece iki sokak aşağıda olan bir ev vardı oda bu zamanlarda kimse uğramazdı havalar buz gibiydi çeşmeden akan suya baktım çok soğuk görünüyordu elimi önüne koyduğumda hemen geri çektim
"Üff çok soğuk."dedim kendi kendime mırıldanarak ama mecbur olduğum için ilk önce ellerimi yıkayıp ardından yüzümü en son ise ayak ve bacaklarımı yıkadım ve koşar adımlarla eve doğru koşmaya başladım omuzumda olan şalım rüzgarın sert etkisiyle üçüncü üfledim şimdi şal ile uğraşamazdım
Evin kapısını çalmadan kapı kendi kendine açılmıştı eski kapı olduğu için bazen açılıyordu en kısa zamanda tamir etmem gerekiyordu evin erkeği bendim maalesef babam evde yoktu gerçi evde olduğunda bile erkenden uyurdu yani işler yine bana kalıyordu
"Anne ben geldim."dedim ve lavabonun önünde olan havluyu alıp ellerimi ve yüzümü kurutup aynadan kızarmış yanaklarıma ve burun ucuna baktım çok üşümüştüm aynadan kaşlarıma baktım kenarları biraz çıkmıştı odama gidince alırım diyip aklıma kaydettim ve mutfağa girdim annem telefonda biriyle konuşuyordu bu yüzden sesi çıkmamıştı
"Sen mi geldin gülay."dedi aynur hanım göz ucuyla kızına bakıp komşuyla konuşmaya devam etti konuştuğu konu önemli bir konuydu o yüzden dikkatini kızına veremezdi eğer bu iş olursa kızı çok mutlu olacaktı ayağa kalktı şimdilik kızına bir şey çaktırmaması gerekiyordu yoksa gülay hanım yine vir vir edecekti
"Evet."dedi kısaca gülay buzdolabının kapağını açıp içindeki yiyeceklere baktı her şey vardı yumurta kendi tavuklarından geliyordu süt ise bir tane ineklerinden dün akşam kalan yaprak sarmasını ısıtıp yemeye karar verdi arkasını döndüğünde annesinin mutfaktan çıktığını gördü göz devirdi kim bilir yine kimle dedikodu yapıyordu
Kendine güzel bir kahvaltı hazırlayıp mutfakta ki küçük iki kişilik masaya koydu evleri küçük eski ama temiz bir evdi kendisi temizliğe önem verdiği için bir yerin pis olmasından nefret ediyordu köydeki en temiz ev onlarınki olabilirdi zaten yaşadıkları şehir küçük bir ildi Yalova'nın küçük bir köyünde yaşıyorlardı güzel bir köydü iti kopugu pek olmazdı buraların ama bir kaç it vardı tabi onlarında hakkından gelmesini çok iyi bilirdi evvel allah
Bir kaç sarma kırdığı yumurtayı doyana kadar yedi zaten pek iştahlı biri değildi kalan yemekleri geri buzdolabına koydu kirli bulaşıkları yıkadı ve mutfaktan çıkıp odasına girdi bugün pazar günüydü evde eksik gidik vardı yumurta ve sütü satıp evin ihtiyaçlarını alacaktı eski ahşap dolabını açıp içindeki çiçekli entarisini alıp tek kişilik yatağının üzerine bıraktı ve üzerindeki elbiseyi çıkardı aynadan kendine baktı bu aralar fazla zayıflamıştı göğüsleri vücuduna göre biraz dolgundu kalçası ise fena değildi uzun sütün gibi bacakları vardı boyu fazla uzun değildi ama kısada değildi 1.68 boyunda beyaz tenli biriydi kendini güzel buluyor muydu tabi ki evet
"Yemin ederim gelecekti kocam çok şanslı şu fiziğe şu güzelliğe bak Allah'ım yakıyorum resmen."diyip aynaya cilveli bir bakış attı ve gülümseyerek yataktan entarisini alıp boynundan geçirerek giydi sarı çiçekli elbiseydi geçen ay almıştı ikinci kez giyiyordu severek almıştı pazardan 2 litre süt fiyatına almıştı
Üzerine bir ceket alıp odadan çıktı ve oturma odasının kapısını açıp içeriye girdiğinde anasının sobaya odun attığını gördü kapıyı kapatıp hemen sobanın yanına koştu içerisi sıcacıktı annesi hayırdır bakışı atınca
"Bugün pazar var evde süt ve yumurta birikmiş onlarında satmam gerekiyor bozulmadan."dediğinde annesi
"İyi git bakalım akşam bir konu hakkında konuşacağız baban gelince pazardan kendine entari oya al."dedi aynur hanım iyice kafasına sokmuştu komşusu fatma gelecek olan kısmeti çok övmüştü iyi aileydi çok tanımazdı ama duymuştu namlarını toprakları vardı maddi durumları vardı ee iyi olduklarını da duymuştu bundan iyisini bulmazdı ya
"Hayırdır anne ne konuşucağız."dedi kaşlarını çatıp meraklı bir şekilde annesine baktı bu işte bir iş vardı hissediyordu inşallah dedi içinden hayırlı bir şey çıkar diyerek
"Baban gelince öğrenirsin."
"Burnuma pek güzel kokular gelmiyor."dedi gülay
"Aman kızım hadi hadi işine gücüne bak."diyip kibarca kovdu aynur hanım kızının hâlini tavrını bilirdi kesin evlenmek istemiyorum diyecekti ama onu ikna etmesini bilirdi evin tek kızıydı gülay bugün evlenmese yarın mecbur evlenecekti ölmeden önce kızının mürvetini görmek istiyordu beyaz gelinlikle babasının evinde belinde kuşağı namussu ile babasının evinden çıkması onu gururlandırdı zaten kızı bütün köyün dilindeydi güzelliği çalışkanlığı her şeyiyle mükemmel bir kızı vardı milletin daha fazla gözü kalmadan hemencecik evlenmesi en doğru olanıydı
"Gidiyorum ben."diyip kapıyı açtığında annesi
"Dikkatli ol kızım."demişti
"Olurum annem merak etme sen zaten Suna ile gideceğiz."dediğinde annesi kapıya kadar onu uğurlamıştı kenarda duran çizmelerinı ayağına geçirdi ve elini cebine koyup evden çıkmıştı iki elinde olan sepetler de süt ve yumurta vardı çok ağır değildi ama biraz yorulacaktı merkez köyün aşağısındaydı onların evleri ise köyün en yukarısında kalıyordu biraz yorulacaktı ama mecburdu eğer birikmiş süt biraz daha evde durursa bozulacaktı bozulursa çöpe gider israf olurdu ki bu isteyeceği son şeydi
Dudaklarındaki türkü ile yokuştan aşağıya inerken yorulmuştu Sunanın evleri az ötedeydi elindeki sepeti dikkatlice tutup çamurlu yoldan geçerken yan taraftan duyduğu ses ile kaşları çatılmış anında korku ile o yöne dönmüştü ne sesiydi o bu saatlerde yaban domuzu yada başka bir hayvan olmazdı kaç kere burdan geçip gitmişti olmazdı bu saatlerde emindi ama bu ses nerden gelmişti bu sefer diğer tarafa döndüğünde tam karşısında duran kişiye baktı ilk önce şaşkınlık ardından sinirle ile göz kapakları kapanmış dudaklarında küçük bir küfür kaçmıştı
"Gülay hanım."
"Allah'ın cezası ödüm koptu ne var Allah'ın belası ne istiyorsun."dedi sinirle yüzüne çemkirirken bu adamdan oldu olası nefret ederdi
"Kaç gündür gül cemalini görmedim özledim." dedi dudaklarındaki sinsi gülüş ile