Fırat hastaneye girdiği gibi soluğu karısının yanında almıştı. Günlerdir hasret kaldığı hüzünlü kahvelere doyasıya bakmak içindi bu sabırsızlığı. Odanın kapısına geldiğinde derin bir soluk alıp, yavaşça girdi odaya. Olurda uyuyorsa sevdası, uyandırmamak için ağır ağır ilerledi odanın içine. “Fırat..” diye işittiği, hasret kaldığı o ses ile dünyalar onun olmuştu sanki. “Fırat kurban olsun sana..” derken engel olamamıştı titreyen sesine. “Mühürlüm.. Sevdam..” diyip çöktü yatağın dibine, aldı Mevânın buz kesmiş ellerini avuçlarının içine.. Avuç içlerine dudaklarını bastırırken, gözünden şükür niyetine dökülen yaşlara engel olamamıştı adam. Mevâ ellerinde hissettiği ıslaklık ile, sevdiği adamın ağladığını anlayıp, sildi yavaşça o yaşları. “Ağlama.. Akmasın benim yüzümden gözünden bir da

