Dilem o gece heyecandan doğru düzgün uyuyamamış, bu yüzden de her sabah olduğu gibi erkenden uyanamamıştı. Efe de onun uykusuz bir gece geçirdiğinden bihaber olmasına rağmen çok yorulduğunu varsayarak karısını uyandırmaktan çekinmiş, yalnızca kendini tutamayıp gitmeden önce alnına minicik bir öpücük kondurmak için ona yaklaşmışsa da Dilem bunu bile hissetmeyip uyumaya devam etmişti. Dilem saat onu epeyce geçerken gözlerini açtığındaysa bir süre kendine gelemeyip şaşkın şaşkın yatağa ve odaya bakınmış, Efe’nin banyodan çıkmasını bekleyerek birkaç dakika öylece soluklanmış, nihayet duvarda asılı olan saate göz attığında hayretle yerinden doğrulmuştu. Herhalde saat bozulmuş olmalıydı. Dilem’in bu kadar uzun süre uyuyakalması mümkün müydü? “Efe,” diyerek birkaç kez kendi kendine seslense de

