Okula döndüğümüzde, her şey biraz daha farklıydı. Sanki Kapadokya’dan sadece bir tatil anısıyla değil, içimize yerleşmiş bir dinginlikle dönmüştük. Can’la aramızda görünmeyen bir bağ kurulmuştu. Önceden var olan o bağ, artık daha sessiz ama daha sağlamdı. Konuşmadan bile anlaşıyorduk bazen. En çok da bu hissi seviyordum: Konuşmadan anlaşabilmek. Zeynep bizi yurda girerken görünce kahkahalarla yanımıza koştu. “İşte o meşhur çift döndü!” dedi. “Anlatın her şeyi, bir saniyesini bile kaçırmak istemiyorum.” Mert de biraz sonra Can’la tokalaşıp, “Umarım bu tatil işe yaramıştır,” dedi gülümseyerek. Yurda çıkar çıkmaz eşyaları bıraktım, yatağa uzandım ve tavanı izlemeye başladım. Zeynep hemen yanıma uzandı, başını ellerinin arasına aldı. “Ciddi ciddi soruyorum, barıştınız mı yoksa hâlâ pamuk ipl

