Viktor’un ametist gözleri meydanın üzerinde dolaşırken, Justitia’nın eğilmiş heykelinin gölgesinde yeşil kalp yavaş yavaş ritmini düşürüyordu, her atışta sanki nefes alıyormuş gibi genişliyor, daralıyor, dallar gökyüzünü örten yapraklarını hafifçe sallıyor, rüzgârla birlikte milyonlarca insanın zihnine aynı anda o anıları gönderiyordu, çocukluk evlerinin bahçesindeki salıncak, annenin kucağında uyumak, ilk öpücüğün titreyen heyecanı, ve o anılar o kadar canlı, o kadar sıcak, o kadar gerçekti ki meydandaki insanlar birer birer dizlerinin üzerine çöküyor, gözlerinden yaşlar akıyor, elleri titreyerek telefonlarını yere bırakıyor, bazıları ise hâlâ direniyor, başlarını iki yana sallıyor, “bu benim anım değil, bu benim anım değil” diye fısıldıyorlardı çünkü ağaç öğrenmişti, öğrenmişti ki zorla

