✓ Benim paramı ya getireceksin, yada getireceksin.. ✓

2328 Kelimeler
Kalander Karadağlı, önündeki bilgisayardan izlediği görüntünün her saniyesi ile daha fazla sinirleniyor ve sinirlendikçe yumruklarını daha fazla sıkıyordu.. İstanbulun göbeğinde, herkes tarafından popüler olan otelinden yüklü miktarda parası çalınıyordu.. Ama adamlarının hiç birinin ruhu bile duymuyordu.. Ne hikmetse adam elindeki kocaman çantayla ön kapıdan kayıplara karışırken, kendisine bu sabah haber veriliyordu.. " HAMZA.. " diye kükrediğinde, ofisin camları bile yerinden oynamıştı.. " Buyur abi.. " diyerek yanına sokulmuştu Hamza, Karadağlının.. Sabah yediği dayağın etkisinden dolayı, hareket etmekte zorluk çekiyordu.. Hatta kaburgalarından bir ikisinin çatladığından çok emindi.. Korkak adımlar ile yaklaştı patronunun yanına.. Kendinden uzun olan iri yarı adamın yanında, etkisiz eleman gibi hissediyordu kendini.. Başını dik tutuyordu ama korkudan ellerinin titremesine mani olamıyordu.. Çünkü Kalender Karadağlı çok acımasız bir adamdı.. Hele ki ihmalkârlığa ve ihanete hiç bir şekilde tahammülü yoktu.. Bunu İstanbuldaki sokak köpekleri bile, çok iyi bilirdi.. " Ben sizi buraya neden diktim Hamza.. " dedi Kalender, bir elini Hamzanın omzuna atarken.. Büyük eliyle karşısında titreyen adamın, kemiklerini kırmak istiyormuş gibi sıkıyordu omzunu.. Burnuna hiç iyi kokular gelmiyordu ve yanıldığı nadir olmuştu bu yaşına kadar.. " Abi, yeminle çok dikkatliydik.. Kaç aydır yanımızda çalışıyordu bu itin dölü.. Hiç bir yamuğuna tanık olmadık.. Kumarhanede çalışan sayılı güvenilir elemanlardan.. " diye devam ediyordu ki, burnunun üzerine inen yumruk ile iki metre geriye doğru savrulmuştu.. Çıkan çatırtıdan burnunun kırıldığını anlamaması aptallık olurdu, ki zaten oluk oluk akan kanı durdurmak şu anda umursadığı son şey bile değildi.. Odada ki diğer adamlardan çıt çıkmıyor, Kalander Karadağlının iki dudağı arasından çıkacak tek bir kelimeye bakıyorlardı.. Yerde haşatı çıkmış arkadaşlarına bakarlarken, sadece içten içe Karadağlıya dayanabilme gücü diliyorlardı.. " Ulan göt.. 60 milyon doları götürmüş adam.. Hemde ön kapıdan çıkıp gitmiş, sen hala neden bahsediyorsun.. Seni ibreti alem için, otelin önünde sikerim Hamza.. Benim paramı ya getireceksin, yada getireceksin.. " Hamza hemen dizleri üzerine oturacak şekilde toparlandı patronunun önünde.. Eğer Karadağlı'yı ikna edemezse, bu odadan sağ çıkamayacağının gayette farkındaydı.. " Hemen evine gideriz abi.. Sen hiç merak etme, ben halledicem yemin ederim halledicem.. Kumarhane bu hafta gece gündüz full çekti, o yüzden anlayamadık nasıl olduğunu.. Bak bana akşama kadar zaman tanı, yeminle önüne atıcam o itin leşini.. " Kalander yerde ona yalvaran adamın tepesine eğildi ve büyük eliyle ensesinden sımsıkı tutarak adamı dahada yaklaştırdı kendine.. Sinirinin boyutunu, derin derin aldığı nefesinden dolayı büyüyen burun deliklerinden ve kaşının üzerindeki morarmış kalın damardan anlayamamak aptallık olurdu.. Hamza köpek gibi korktuğu patronunun, dişlerinin gıcırtısını bile duyabiliyordu şimdiki yakınlığından dolayı.. " Halletsen iyi edersin Hamza, yoksa benimle değil Haydar'la muhatap olursun. " Haydarın ismini duyunca, emekleyerek ayağa fırladı Hamza.. Haydar, demek ölüm demekti.. Haydar Kalander beyin bir numaralı has adamı olmasının yanı sıra, tüm pis işlerini bilen tek adamdı.. Aynı zamanda, adam doğramaktan aşşırı zevk alan bir psikopattı.. Kalander Karadağlının canı sıkılırsa, Haydar'ında sıkılırdı ve bu sıkıntısı da kan dökmeden geçmezdi.. " Haydar abiyi meşgul etmeyelim abi.. Ben akşama önüne atıcam o iti, sen hiç merak etme.. " Kalander kaçar gibi odadan çıkan adamın arkasından baktı uzunca.. Ferit ile göz göze geldiklerinde, bir bakışıyla aklından geçeni anlatmıştı hemen sadık olduğundan şüphesi olmadığı adamına.. Ferit, Karadağlıya başını sallamış ve yanına bir iki kişiyi daha alıp, Hamzanın peşine düşmüşti bile.. Kaldırılan para, az buz bir şey değildi.. Gerçi hala aklı almıyordu, paraların hangi odada olduğunu nasıl anlamıştı o şerefsizde çalmaya cesaret edebilmişti.. Cevizden yapılmış büyük masasının arkasına geçtiğinde, üzerindeki ceketini çıkarttı ve koltuğunun arkasına astı.. Tüm kasları sinirden kasılıyor ve başı düşünmekten olacak ki, deli gibi ağrıyordu.. Hamza arayıpta, " Abi kumarhanenin hasılatı çalındı.. " dediğinde, otele nasıl geldiğini anlayamamıştı.. Otelin alt katında sadece VIP müşterilere hizmet veren kumarhaneye indiğinde, Karadağlıyı gören herkes kıyametin yakın olduğunu anlamıştı yüz ifadesinden.. Öldürecekmiş gibi bakan gözleri ve heybetli bedeninin yaydığı o hissi anımsayan kim olsa anlardı, ters giden bir şeyler olduğunu.. Zaten sonrası ise kıyametti.. Adamlarından üçünü döve döve haşat etmişti ki, bunların içinde Hamzada vardı.. Ne demek Kalander Karadağlı'dan çalmak.. Hemde ekmeğini yerken bunu yapmak.. Kim cesaret ettiyse, ya çok taşşaklı biriydi.. Yada çok ciğer yemişti.. Kalanderin asla affedemeyeceği şey, ekmek yediğin kapıya yapılan ihanetti.. Madem ki cami duvarına işemeyi seçmişti o şerefsiz hırsız, sonuçlarınada katlanmasını bilecekti.. Masasının üzerindeki sigarasından bir dal çekip, kalın dudakları arasına aldığında korumalardan birisi hızla çakmağını ateşlemiş ve patronunun sigarasını yakmıştı.. Nikotini derince içine çekerken, sağ gözü hafifçe kısılmıştı.. Onu iyi tanıyanlar, kafasının içinde büyük bir patlama olduğunu ve yapacaklarının planlarını sıraya soktuğunu çok iyi bilirdi.. Çünkü o Kalander Karadağlı'ydı.. Eskiler için İstanbulun namı değer ağır abisi ve kabadayısı iken, yeni yetmeler için eli kanlı mafya babasıydı.. Karadenizliydi Kalander Karadağlı.. Kırk yaşlarında olmasına rağmen, GQ dergilerinden fırlamış gibiydi.. Duruşu, bakışı ve giyim tarzı ile sanki ilahi bir güç tarafından çizilip dünyaya gönderilmiş gibi bir ağırlığı ve aurası vardı.. İri yarı bedeni ile girdiği her yerde ilk saniyeden farkedilir, kadınların beş dakika sohpet edebilmek için birbiriyle girdikleri yarışları görmezden gelirdi.. Aynı zamanda çok acımasızdı Kalander.. Babası gözleri önünde kurşuna dizildiği günden beridir, anası hariç hiç bir Allahın kuluna eyvallahı olmamıştı.. Karadenizde büyüttüğü işleri İstanbula kadar uzanınca, 15 - 16 yıldan beridir memleketinden uzakta bu şehri bağrına basmıştı.. Sayısız evleri, sayısız mülkleri ve sayısını hatırlamadığı kadar çok emrinde çalışan adamları vardı.. Dostlarının sayısı bir elinin parmağını geçmesede, düşmanlarının sayısı buradan Karadenize kadar yol olurdu.. Haklıya hakkını, haksıza ise haddini bildirecek kadar görmüş geçirmişti sizin anlayacağınız.. Şimdi ise sigarasının son nefeslerini içine çekerken, son model telefonunu eline aldı ve Haydarın numarasının üzerine tıkladı.. Telefon üç kere çaldı, dördüncü çalışında açılmayacak derken karşı taraftan hırıltılı bir ses duyuldu.. Anlaşılan Haydar iş üzerindeydi, yada başkasının üzerinde de olabilir diye düşünerek bıyık altı bir gülüş ile konuştu Kalander her şeyini bilen adamıyla.. " Nerdesin lan puşt.. Saat kaç oldu, hala senden haber bekliyorum.. " Haydar, yıllardır ekmeğini yediği adamın sesindeki huysuzluğu hissetmişti.. Bu dalga geçer üslubuna aldanıp gevşerse, çene kemiğinden mahrum olabileceğini çok iyi bildiği için iki kez düşünerek konuştu.. " Abi sabah dörtten beridir depodaydım.. Eve geçtim şimdi, duş alıp hemen otele geçicem.. " " Ses tonun adam tokatlar gibi değil de, başka bir şey tokatlar gibi geliyor Haydar.. İşleri boşlayıp sikinin derdine düştüysen, kökünden hadım ederim seni.. " Haydar sonlara doğru tıslamaya benzer konuşan Karadağlı ile başını arkaya çevirdi ve yatakta çırılçıplak yatan sarışın hatununa baktı yutkunarak.. Kadın bacaklarını iki yana iyice ayırmış, yarıda kalan zevkine biran önce devam edebilmek için Haydarın konuşmasının bitmesini bekliyordu.. Adamın bakışları kendisine döndüğünde, büyük memelerini avuçları içine alıp sertçe sıktı ve adamı azdıran inlemelerinden birini gönderdi dudakları arasından.. Haydar kadının ıslak kadınlığına doğru inen parmakları gördüğünde, kalp krizi geçireceğini düşünüyordu.. Telefonun karşısında Karadağlı olmasa, gelen aramaları umursamadan kadınını düzmeye devam ederdi.. Kadının iki parmağını vajinasına soktuğunu gördüğünde ise, hızla arkasını döndü sarışına ve hala hattın karşısında cevap bekleyen adamı cevaplamaya çalıştı.. " Kendimi unuturum, yinede işleri unutmam abi.. Verdiğin emirleri yerine getirmemem, ölmüş olmam demek.. Sadece yeni duşa girmiştim, senin arayacağını bildiğimden.. " " Tamam Haydar kısa kes.. Otele gelmek için 15 dakikan var.. " Haydar suratına kapanan telefona baktı uzun bir süre.. Karadağlının canı düşündüğünden de çok sıkkındı anlaşılan.. Yerdeki baxer'ını alıp bacaklarına geçirirken, yatakta onu bekleyen kadının sinirli ses tonu yankılandı odanın içerisinde.. " Beni bu halde bırakıp gitmiyeceksin heralde değil mi Haydar.. " Haydar zonklayan erkekliğinin acısını görmezden gelmeye çalışırken, sağa sola attığı kıyafetlerini hızlıca giymeye çalışıyordu.. Biran önce otele gitmeliydi, yoksa Karadağlı'nın tehditlerinin altının boş çıktığı hiç görülmemişti.. " Hale, sonra hasret gideririz güzelim.. Otelde işler karışmış, geç kalırsam Karadağlı tepeme ekşir biliyorsun.. " Kadının dudaklarına hızlı bir öpücük bırakıp arkasını dönmüştü ki, Hale'nin dudaklarından çıkanlar ile bedeni kaskatı kesilip kalmıştı.. " Şu Kalander'de sen olmadan hiç bir bok yiyemiyor sanki.. İmkanın varken icabına bak diyorum sana, hep anlamazlıktan geliyorsun.. Yoksa böyle kapısında köpeklik etmeye devam edersin ömür boyu.. " Haydar ne ara geri döndü, yatağın içerisinde oturan Hale'nin boynuna ne ara sardı parmaklarını anlayamamıştı genç kadın.. Soluğu kesilmeye başladığında, Haydarın gözlerinde gördüğü tek ifade nefret'ti.. Az önce deliler gibi seviştiği kadına, şimdi düşmanıymış gibi bakıyordu.. " Senin o uzayan dilini keser, götüne sokarım Hale.. Sen kimsin de, benim can borcum olan adamın adını diline dolama cesaretinde bulunursun.. Seni bulduğum yeri, çabuk unuttun sen sanırım.. Ama merak etme, bugün gönderirim iyice hasret giderirsin.. " derken artık iyice nefessiz kalan kadını yatağa fırlattı yeniden.. Hale deliler gibi öksürüyor, elleriyle boğazındaki baskı hala varmış gibi kurtulmaya çalışıyordu.. Haydarın sözleri beyninin içinde yeniden yankılanmaya başladığında, yaptığı hatanın ancak farkına varabilmişti.. " Ö-zür di-lerim.. Affet Haydar, biran ağzımdan kaçtı.. Seninle daha fazla vakit geçirmek istediğim için.. Yoksa Karadağlı'nın senin için ne kadar kıymetli olduğunu, bilmiyor muyum ben.. " Haydar ise hiç bir yumuşama belirtisi göstermeden son kez baktı Halenin gözlerine.. " Karadağlı olmasa, hala o çöplükte hala binbir çeşit pezevengin altında orospuluk yapıyor olacaktın.. Ama rahata çabuk alışınca, ilk ısıracağın adam gene Karadağlı oldu.. Tehammül edemediğimiz tek şeyin ne olduğunu bile bile hemde.. Seni öldürmediğime şükret Hale, şimdi pılını pırtını topla çocuklar ait olduğun yere bırakacak seni.. " Odadan çıkıp kapıyı sert bir şekilde çarptığında, Hale hala ağlıyor ve Haydardan af diliyordu.. Ama biliyordu ki, söz konusu Kalander Karadağlıysa hiç bir şeyin geri dönüşü yoktu.. Biranlık boş boğazlığı yüzünden, asla geri dönmek istemediği o bok çukuruna yeniden dönecekti.. Odanın kapısı tıklandığında, hala çırılçıplak olan bedenine yatak örtüsünü sardı.. " Kim o.. " derken, aslında kimin olduğunu çok iyi biliyordu.. " Hale, kapıda bekliyorum acele et.. Haydar bey yarım saat içinde, ait olduğu yere bırakılacak dedi.. " Artık ağlamaktan ölecek duruma gelse bile, Haydarı ikna edemezdi.. Tüm hayatını, sonsuza dek mahvetmişti.. ✓✓✓ Kalander elindeki tespihi sabır çekermiş gibi yavaş yavaş çekiyordu.. Saat gecenin dokuzu olmuştu ve Hamza ancak yeni geri dönebilmişti.. Peşine taktığı Feritten saat başı rapor alıyordu, ama sabırsız bir adamdı ve artık sabrının son demlerini bile tüketmişti.. Karşı koltukta oturan Haydar geldiğinden beridir yerinde duramıyordu.. Paranın çalındığını elbette biliyordu, ama bu kadar büyük bir miktar olduğunu otele girdiğinde öğrenmişti.. Karadağlının adamlarının başında olduğu için, abisinden hatrı sayılır bir ayar yemişti gelir gelmez.. Adam ne dese haklıydı, canını malını kendisine emanet etmek büyük bir güven demekti.. Halenin yanında beyni işlevini kaybediyor ve belden altıyla iletişime geçtiği için işleri birbirine karıştırdığı oluyordu elbette.. Neyseki artık Hale gibi bir derdide kalmadığından, komple işlerin takibine daha çok özen göstereceğine dair telkinler veriyordu kendine.. Artık hiç bir adamının sözüne itimat edecek kadar, kafasının karışmasına izin vermeyecekti.. Kapı tıklandığında, herkes içinde bulunduğu ruh halinden sıyrıldı.. Hamza ofise girdiğinde, ardından birlikte gittiği adamlarda onu takip etmişti.. Hamza öğrendiği bilgilerin Karadağlıyı sakin tutması için yeterli gelceğinden emindi.. Ama genede kapıya biraz daha yakında durmakta fayda vardı.. Çünkü patronunun bu saate kadar, hiç aramadan beklemiş olması bile kıyamet alameti gibi bir şeydi.. " Abi, şerefsizin evini öğrendik.. Mahallesinde bir kaç kişiye sorduk, pek sevilen güvenilen bir tip değilmiş.. " Kalanderin son cümlede gülümsemesi Hamzanın ara vermesine neden olmuştu.. Bu gülüşü biliyordu.. " Tüh, bak görüyor musun.. Halbuki biz, güvenilir diye adamı kumarhaneye sokmuşuz.. Oda yetmemiş paraları emanet etmişiz.. Hangi şerefini siktiğim götleği işe aldıysa artık bu Fatihçiği.. " Haydar sessizce olayları uzaktan izliyor ve Hamzanın korkudan titreyen bedeninden ve ara sıra kendisine kayan gözlerinden yalan söylemediğini düşünüyordu.. Hamza ise Karadağlının koyu kahve gözlerinden alevler çıkacakmış gibi kendisine bakmasını normal karşılamaya çalışıyordu.. Biran önce herşeyi anlatıp, artık akıbeti ne olacaksa biran önce öğrense iyi olacaktı.. Yoksa Karadağlının kurşunundan önce, strese bağlı kalp krizi geçirip öleceğinden korkuyordu.. " Abi yemin ederim ben tanımıyorum adamı.. Nasıl işe girmiş öğreniriz, ama biran önce evine baksak iyi olur.. Çünkü evliymiş ve yeni doğmuş bir kızı varmış.. Komşularından yaşlı bir kadın marketten çıkarken görmüş karısını.. Demek ki hala İstanbulda ve belkide evinde saklanıyor olabilir.. " Karadağlı elini o kadar sert vurdu ki masanın üzerine, Haydar bile yerinden sıçrayacaktı neredeyse.. " Sen 60 milyon dolar çalsan, direk evine mi gidersin Hamza.. Ben bunu düşünmemiş olabilir miyim sence.. " " Abi kızı daha iki aylıkmış, kaçacak olsa bile ailesinide yanında götürmek isteyecektir.. Evinde olmasa bile, illaki gelcektir.. " diyebilmişti Hamza nasıl olduysa hiç kekelemeden.. Haydar ve Karadağlı göz göze geldiğinde, bakışları ile anlaşıyorlarmış gibi bir halleri vardı.. Haydar oturduğu yerden doğrulduğunda, odada ki adamlarına " dört araba hazırlayın, fazlasına gerek yok.. Ferit, en iyi adamlarını al yanına, bizde geliyoruz.. " demiş ve her birini ofisten göndermişti.. İki adam başbaşa kaldıklarında, Haydar senelerdir tanıdığı adamın aklından geçenleri öğrenmek istiyordu.. " Abi, aklından neler geçiyor.. " " Aklımdan geçen, bu işin tek başına yapılamayacağı Haydar.. İçeriden yardım aldıysa, hala içimizde bir köstebek var demektir.. O yüzden adamların yanında dikkatli ol.. Paramı istiyorum, ama önceliğim Karadağlıdan çalma cesareti gösteren o adam.. Benden bile çalınabildiyse, bunu başkalarıda yapmak isteyecek Haydar.. Sağlam adamlarımızı da, acaba mı şüphesiyle heba etmeyelim.. Gözünü dört değil, on aç o yüzden.. " Beklenen iki adam arabalara bindiğinde, dört araç ardı ardına hareket etmişti otelin önünden.. Hamzanın öğrendiği adrese vardıklarında, Karadağlı camın ardından mahallenin vasat ve perişan haline bakıyordu soğuk bakışlarıyla.. Çoğu evin ışığı yanmıyordu.. Sokak lambaları bile bir yanıp, bir sönüyor ve ucuz yapım türk filmlerindeki görüntüler gibi bir hava veriyordu ortama.. " Abi işte burası.. Mavi boyalı ev, ışığı da yanıyor.. " Karadağlı Haydara başıyla işaret verdiğinde Haydar ve adamları arabalardan inmişti bir bir.. Küçük evin etrafına etten bir duvar örüldüğünde, Haydarın evin kapısına iki kere yumrukla vurduğunu görebiliyordu Kalander.. Kapı yavaşça aralandı ve Haydarın kapıdan içeride gördüğü ile bir iki adım gerilediğini farkedince, kalın kaşları katılmıştı yavaşça.. Merakına mani olamamıştı çünkü Haydar hala hayalet görmüş gibi karşısına bakıyor ve hiç kıpırdamıyordu.. Kalander sıkıntılı bir nefes bıraktı ve arabadan indi.. Büyük adımları Haydarın yanına ilerlediğinde, varlığını farkeden adamının gözlerinin baktığı yere çevirdi gözlerini.. " Ne oluyor lan.. " diyebildi sadece şok ile.. Kapıda bir kadın duruyordu.. Su gibi güzelliğini gölgelemeye çalışan bir bitkinlik ile iki adama bakıyordu merakla.. Kucağında ise pembe giysiler içinde minicik bir bebek vardı.. Kadın kahverengi saçlarını tepesinde rast gele bir topuz yapmıştı.. Göz altları mosmordu.. Kadın bir şeyler söylüyordu, ama iki adamında düşüncelerinin önüne geçemiyordu.. Kalander bir adım gerilediğinde, Haydar tek eliyle omzuna destek vermişti.. " Beyefendi polisi aramak zorunda bırakmayın beni, ne arıyorsunuz gecenin bu vakti kapımda.. " " Abi, ses tonu bile aynı.. " diye fısıldadı Haydar.. Karşısında ayakta durmaya çalışan Karadağlı'nın büyük bir yıkım içinde olduğunun farkındaydı.. Çünkü karşılarındaki kapıda dikilen kadın, Kalander Karadağlı'nın beş yıl önce intihar ederek canına kıyan karısının tıpa tıp aynısıydı.. Didem Karadağ, sanki dirilip karşılarına dikilmişti..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE