Bir ay geçmişti Elif’in Yusuf’un evine yerleşmesinin üzerinden, ve bu bir ay sanki bir ömür gibiysi, çünkü her gün aynı döngüydü, sabah uyan, pencereden sokağı izle, annesinin gelip gitmesini bekleme, Ayhan’ın saçmalıklarıyla gülerken bir köşede içindeki endişenin büyüdüğünü hisset ve gece yatağa uzanıp tavana bakarken düşünmek: ne zamana kadar böyle devam edecekti, ne zamana kadar bu dört duvar arasında saklanacaktı, ne zamana kadar kendisini bu kadar yük gibi hissedecekti. Mehmet ve Hasan hâlâ mahallede dolaşıyorlardı, Ayşe bunu biliyordu, Meryem de biliyordu, her gün birileri onları görüyordu, bir köşede sigara içerlerken, bakkalın önünde beklerlerken, sokakta gezinirlerken, ve mahalleli artık alışmıştı onlara, “Şu adamlar hâlâ burada, kız burada değil işte” diye konuşuyorlardı araları

