Akşam yemekleri bazen sadece mide doldurmaktan ibaret değildir; bazen ruhları birbirine bağlayan görünmez ipliklerin örüldüğü, sessiz anlaşmaların yapıldığı, bakışların konuştuğu anlardır. O gece Ayşe teyzenin sofrasında olan da tam buydu. Yusuf’un dönüşü kutlanıyordu belki, ama masanın altında akan bambaşka bir nehir vardı—korkular, umutlar, söylenmemiş sırlar, gizlenmiş gerçekler. Herkes bir şeyler biliyordu ama kimse tam olarak bilmiyordu. Ve bu yarım bilgiler havada asılı duruyor, yemeğe tuhaf bir tat katıyordu. Elif ise o sofrada hem vardı hem yoktu. Bedeni oradaydı ama zihni hâlâ parkta, ona dokunan o ellerde, ona yaşatan o korkuda, sonra Yusuf’un kollarında, o sıcaklıktaydı. Kelimeleri duyamıyordu ama yüzleri okuyordu—Ayşe teyzenin endişeli gülümsemesini, Meryem’in zorlama sükuneti

