Meryem’in elleri titriyordu, masanın üzerindeki belgelere bakarken avuçlarının terli olduğunu hissediyordu, kalbi öyle hızlı atıyordu ki sanki göğsünden fırlayacaktı, ama yüzünde bir kararlılık vardı, çünkü bunu yapmalıydı, başka çaresi yoktu, kızını korumak için her şeyi göze almalıydı. Karşısında oturan avukat orta yaşlı bir adamdı, gözlüklüydü, saçları grileşmişti ama bakışları keskindi, tecrübeliydi, masasının üzerinde bir sürü dosya vardı, davalar, belgeler, insanların hayatlarının kağıt üzerindeki izdüşümleri, ve şimdi Meryem’in hayatı da bu masaya eklenecekti, bir belge olarak, bir dosya olarak. “Meryem hanım,” dedi avukat, sesi profesyoneldi ama bir yumuşaklık da vardı içinde, sanki anlıyordu Meryem’in halini, “belgeler tamam mı? Getirebildiniz mi hepsini?” Meryem başını salladı

