Yusuf spor salonunun kapısından çıkarken elindeki telefona şöyle bir kez daha göz attı. Elif'ten hâlâ ne bir arama ne de bir mesaj vardı. "Hayret bir şey," diye geçirdi içinden. Her 14 Şubat'ta Elif mutlaka daha öğle saatleri bile gelmeden bir şeyler yazardı; bolca kalp emojisi, şakayla karışık bir sitem ya da sadece "seni seviyorum" yazan sıcacık bir mesaj... Ama bugün telefonda derin bir sessizlik hâkimdi, sanki Elif bugün takvime hiç bakmamıştı. Arabanın koltuğuna yerleştiğinde, trafik ışıklarının kırmızıya dönmesini beklerken aklından binbir tane düşünce geçti: Acaba bir şeye mi kırılmıştı? Geçen hafta eve geç kaldığı için miydi bu tavır? Yoksa dün gece televizyonda maçı izlerken elindeki telefonla fazla uğraşıp onu ihmal mi etmişti? Yok canım, Elif öyle çocuk gibi küsecek biri değil

