Acı bazen bedeni değil, ruhu parçalar; insan ayakta durur ama içi çoktan enkaz altında kalmıştır. Yusuf o sabah tam olarak böyle bir haldeydi; gözleri açıktı ama hiçbir şey görmüyor, nefes alıyor ama yaşamıyordu. Ayhan, titreyen elleriyle telefonunu çıkardı ve Meryem’in numarasını buldu. Aramadan önce Yusuf’a baktı. Yusuf koltuğa çökmüş oturuyor, başını arkaya yaslamış tavana bakıyordu ancak hiçbir şeyi görmüyordu. Adeta donmuş, taş kesilmişti. Doktor çıkıp her şeyi anlattıktan sonra üç saattir bu haldeydi. Doktor konuşurken Yusuf her kelimeyi duymuştu ancak sanki başkasının hikayesini dinliyor gibiydi. “Ağır travma”, “çoklu kırıklar”, “iç kanama”, “rahimde yırtılma”… Bu kelimeler kulağından girmiş ama beyninde bir anlam kazanmamıştı. Ta ki doktor o son cümleyi söyleyene kadar: “Karınız

