Sabahın ilk ışıkları, maun masanın üzerindeki beyaz evraklara vurduğunda, Havin gözlerini açtı. Üzerinde Azad’ın ağırlığı, sıcaklığı ve kokusu vardı. Gece boyunca onun kolları arasında, Zehra’nın yatağında uyumuşlardı. Bu düşünce, hâlâ uykulu bedeninde bir ürperti yarattı. Azad, Havin’in kıpırdanışıyla uyandı. Gözlerini açtı, ona baktı. Yüzünde geceki o vahşi tutkunun izi yoktu sadece sakin sahiplenici bir ifade vardı. Eliyle Havin’in çıplak sırtını okşadı. “Günaydın,” diye mırıldandı sesi sabahın boğukluğuyla kalınlaşmıştı. “Günaydın, Ağam,” diye fısıldadı Havin, yüzünü Azad’ın göğsüne gömdü. Bir süre öyle kaldılar koridordaki sessizlik ve evin diğer sakinlerinin henüz uyanmamış olmasının verdiği geçici bir barış içinde. Ancak bu barış, kırılgandı. Azad yataktan kalktı. Çıplak vücudu

