Üç gün sonra... Alaz uyandığı gibi bütün çabalarıma rağmen çekip gitti. Sadece bir kaç cümle konuşabilmek için kapıda önünü bile kesmeye çalışmıştım ama beni kenara ittirip yoluna devam etmişti. Ne o an ne de daha sonrasında konuşmak mümkün olmadı. Konuşmak için ondan randevu bile alamadım. Mafyacılığın sekreteri olsaydı belki randevu şansım olurdu ama artık öğrenmiştim ki yoktu. Zaten mesai saati de yoktu. Mafya olmak günde 24 saat ölüm ya da öldürme ihtimaliyle yaşamak demekti. Anlamını bile bilmediğim günleri çok özlüyordum. Ama o günler üzerinden çok zaman, ruhumun üzerinden çok acı geçmişti. Geriye dönüp baktığımda bile göremiyordum artık o Beril' i. Bugün Alev eve dönüyordu. İyiyim diyordu ama değildi. Zaten kendi de konuşmasını o gün o hemşire odaya girmese daha iyi olabilirdim d

