59. Bölüm: Küller ve Özlem Demir'in çadırdan çıkışı, arkasında fiziksel bir boşluktan daha derin bir şey, sanki havayı içine çeken bir girdap bırakarak gerçekleşti. Serra, olduğu yerde çakılı kaldı, sırtı hâlâ tahta direğe dayalı, parmakları dudaklarında titriyordu. Orada, onun acımasızca ısırdığı yerde, derisinin üzerinde hâlâ Demir'in baskısının sıcaklığı, ağzının içinde hâlâ çelik ve tuz karışımı bir tat duruyordu. Zafer, beklediği gibi tatlı ve zafer dolu değildi. Daha çok, kalbine saplanmış, her attığında onu daha da derine iten bir bıçak gibiydi. "Kazandın," diye fısıldadı karanlığa, sesi boğuk ve titrek. Ama bu zafer neye yarıyordu? Onu kışkırtmış, içindeki canavarı azıtmış ve sonra onu, kendi yarattığı bu vahşi sahnenin ortasında, yalnız ve titreyerek bırakmıştı. Yaman'nın nazik

