Kapı Açıldığında

706 Kelimeler
Kapı sessizce açıldı. Sekreter masasının arkasından kalktı. Elindeki dosyaya bir kez daha baktı. Yüzünde alışılmış, nötr bir ifade vardı ama zihni başka yerdeydi. Akın Bey bu görüşmeye neden girecek ki? diye düşündü. Normalde asistan alımlarına insan kaynakları bakar. Kendisi sadece son imzayı atar. Ayla’ya doğru baktı. Sade giyimliydi. Göze sokulan bir tarafı yoktu ama garip bir şekilde dikkat çekiyordu. Bu kızda bir şey var, diye geçirdi içinden. Ama ne? “Ayla Güngör,” dedi profesyonel bir ses tonuyla. “Buyurun, sizi içeri alacağız.” Ayla ayağa kalktı. Kalbi hızlandı ama yüzüne yansıtmadı. Dosyasını göğsüne bastırarak kapıya doğru yürüdü. Kapıdan içeri adımını attığı an, sanki başka bir dünyaya girmiş gibiydi. Oda genişti. Camlar yerden tavana kadar uzanıyordu. Şehir ayaklarının altındaydı. Masanın arkasında oturan adam ise… Ayla bir an duraksadı. Akın Karahan. Takım elbisesi kusursuzdu. Omuzları geniş, duruşu sakindi. Yüzünde ne sert bir ifade vardı ne de gülümseme. Bakışları derindi; bakmıyor, tartıyordu. Ayla, o bakışların altında bir an için nefes almayı unuttu. Patron bu mu? diye geçti içinden. Bu kadar genç mi? Akın ayağa kalkmadı. Sadece başını hafifçe kaldırdı. “Hoş geldiniz Ayla Hanım,” dedi. Sesi ne çok yumuşaktı ne de soğuk. Kontrollüydü. Sekreter, kapının yanında durdu. İçinden geçeni kimse duymuyordu: Bu adam bugün tuhaf. Sabah toplantısını iptal etti. Bu görüşmeyi özellikle istedi. Sanki bu kız için… Akın, sekretere kısa bir bakış attı. Bu bakış çıkabilirsin demenin en sessiz hâliydi. Sekreter kapıyı kapatırken son kez Ayla’ya baktı. Bu kız buraya girerken başka, çıkarken başka biri olacak, diye düşündü. Oda sessizleşti. Akın ve Ayla karşı karşıyaydı. Akın konuşmadan önce birkaç saniye geçti. O saniyeler Ayla’ya dakikalar gibi geldi. “Özgeçmişinizi okudum,” dedi Akın sonunda. “Ama ben kağıtları değil, insanları dinlemeyi tercih ederim.” Ayla omuzlarını dikleştirdi. “Hazırım,” dedi. Sesi beklediğinden daha net çıktı. Akın ilk kez, çok belli belirsiz gülümsedi. Ve Ayla bilmeden, hayatının ekseninin o anda kaydığını hissetti. Akın dosyayı masanın üzerine bıraktı. Parmakları kağıdın kenarında bir an durdu. Gözleri Ayla’daydı ama bunu belli etmemeye çalışıyordu. “Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?” dedi. Ayla başını salladı. Ezberlediği cümleler vardı. Okulu, stajı, çalıştığı işler… Hepsini sırayla anlattı. Sesini dengede tutmaya çalışıyordu. Akın dinliyordu. Fazla soru sormuyordu. Bu da Ayla’yı tedirgin ediyordu. “Peki,” dedi Akın kısa bir sessizlikten sonra, “bu zamana kadar en zorlandığınız şey neydi?” Ayla bir an durdu. Bu soru listelerde yoktu. “Hayat,” demek istedi. “Yokluk,” demek istedi. “Babam,” demek istedi. Ama kelimeler boğazında düğümlendi. “Çalışmak,” dedi sonunda. “Okurken çalışmak.” Akın’ın bakışları o anda Ayla’da takılı kaldı. Gözlerindeki kısa tereddüdü, dudaklarının arasına sıkışan nefesi fark etmişti. Yıllar önce, arka sokaklarda kendine baktığı hâli görür gibi oldu. Bu kız güçlü, diye geçirdi içinden. Ama farkında değil. Kendini ele vermemek için başını hafifçe eğdi. Not alıyormuş gibi yaptı. Konuşmadı. Ayla bu sessizliği yanlış anladı. “Bu pozisyon için neden başvurdunuz?” diye sordu Akın bu kez. “Çünkü çalışmam gerekiyor,” dedi Ayla dürüstçe. “Ve yapabileceğimi biliyorum.” Akın’ın parmakları kalemin etrafında sıkılaştı. Bu kadar net bir cevap beklemiyordu. Yine de yüzünde tek bir ifade değişmedi. Görüşme uzamadı. Akın dosyayı kapattı. “Biz size geri dönüş yapacağız,” dedi resmî bir tonla. Bu cümle Ayla’nın içini boşalttı. “Teşekkür ederim,” dedi Ayla. Ayağa kalktı. Omuzları istemsizce düşmüştü. Kapıya yürürken kalbinin hızlandığını hissetti. Olmadı, diye düşündü. Kesin olmadı. Kapı kapandı. Ayla çıktı. Akın birkaç saniye yerinden kıpırdamadı. Sonra telefonu eline aldı. “İnsan Kaynakları,” dedi. “Az önce görüşmeye giren kız… Ayla Güngör.” Kısa bir duraksama. “Onu alın,” dedi net bir sesle. “Ne olursa olsun. Benim talimatım.” Telefonu kapattı. Ayla akşam eve döndüğünde ayakkabılarını kapının önünde çıkardı. Yorgundu. Umutsuzdu. Bilgisayarını açtı. Yeni ilanlara baktı. Başvuru yaptı. Bir tane daha. Bir tane daha. İki gün sonra telefonu çaldı. “Merhaba Ayla Hanım,” dedi karşıdaki ses. “Şirketimizde yaptığınız görüşme sonucunda olumlu değerlendirildiniz. Evraklarınızı cuma gününe kadar teslim etmenizi rica ediyoruz,böylece pazartesi işbaşı yapabilirsiniz.” Ayla bir an konuşamadı. “Gerçekten mi?” diyebildi sadece. “Evet,” dedi ses. “Aramıza hoş geldiniz.” Telefon kapandığında Ayla uzun süre ekrana baktı. O an bilmediği tek şey vardı: Bu iş, onun için sadece bir başlangıçtı. Ve Akın için çoktan başlamış bir hikâyenin devamı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE