Mahir bugün neye uğradığını şaşırmıştı. Zeynep ona ne yapıyordu böyle? Sabah boynuna atlamış, yol boyu ona gülümsemiş, aldığı elbiseyi giyip fotoğraf atmış, onu evine davet etmiş, ona yemekler yapmış, bir sürü hediye almış ve bunlar yetmiyormuş gibi Mahir’e âşık olduğunu söylemişti. Çay içerek tatlı yerlerken dahi sakinleştiğini hissedemiyordu. Bunu hayal dahi edemiyordu. Aklını kaçıracaktı. Ne yapıyordu böyle? Mahir bunları hak etmiyordu. Bu kadarını hayal bile edemezdi. Bir gün için bunlar çok fazlaydı. Kalbi delice atıyor, yüzü yanıyor, nefes almakta zorlanıyor ve konuşmak için ciddi bir çaba harcıyordu. Beyni, ruhu, kalbi... Sanki hepsi donmuştu yahut kaybolmuştu. Kendine, sakinliğine, sükûnetine geri dönemiyordu. Oysa en çok Zeynep’in yanındayken bunlara ihtiyaç duyuyordu. Ama be

