bc

Gecemin Zehri (+18)

book_age18+
174
TAKİP ET
2.5K
OKU
billionaire
dark
badgirl
mafia
billionairess
bxg
disappearance
cruel
naive
seductive
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

ilk yazım tarihi 28 Ocak 2022.Revize tarihi ise 9 Ocak 2026.Bir gecede hayatı altüst olan Leyal, kanlı ellerinin ardındaki gerçeği hatırlamaya çalışırken, bilinmeyen birinden gelen tehditkâr mesajlarla daha da karanlığa sürüklenir. Masumiyetle suçluluk arasında sıkışıp kalan Leyal, kimin kurduğu bu tuzağın içinde nefes almaya çalışırken en büyük düşmanının kendi zihni olup olmadığını sorgular. Gecenin zehri bir kez bedenine işledi… Peki, kurtuluş mümkün mü?'Bu bir sır olarak kalacak, merak etme.''Mesajıma nereye kadar cevap vermeyeceksin, Leyal?''Katilsin; bunu artık kafana yerleştir.''Sessizliğe bürünmeye devam et.''Yarın seni Galata Kulesi'nin orada bekliyor olacağım.''Bu gece neler yaptığını tekrar gözden geçir :)'

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
-1-
Hoş geldiniz. Gecemin Zehri'nin ilk yazım tarihi 28 Ocak 2022, revize tarihi ise 9 Ocak. Siz de başladığınız tarihi yazmayı unutmayın. Keyifli okumalar diliyorum! ~~~ O gece, kanlı elleriyle eve dönen Leyal, olanlara anlam verememişti. Sessizce kapıyı açıp içeri girdi; elleri titriyordu. Annesinin uyuduğundan emin olduktan sonra, yavaş adımlarla lavaboya ilerledi. Aynadaki yansımasına baktığında neye uğradığını şaşırdı. "Bilerek yapmadım ki, bakma bana öyle!" diyerek kanlı ellerini yıkadı; parmak aralarına kadar yıkarcasına sertçe bastırıyordu. Sabunun yavaş yavaş eridiğini fark etmedi bile. Çehresine yapışan saçlarını arkaya attı. Cebindeki telefona gelen mesaj bildirimini duyduğunda kendine geldi, elindeki sabunu bıraktı. Islak elleriyle telefona baktığında, 'Artık sen de bir katilsin.' mesajını okudu. Sadece telefon ekranına bakabildi; cevap verecek kadar cesareti yoktu. Büyük bir tuzağın içine düştüğü için kendini affedemeyecekti. En kötüsü de, annesinin onun ne kadar masum biri olduğunu sanmasıydı. Her annenin dilinde 'O karıncayı bile incitmez' cümlesi vardır ve her insan bir gün katil zanlısı olabilir ya da olmak zorunda kalabilir. Birkaç dakika sonra kendine gelmeye çalışan Leyal, ıslak ellerini kıyafetine sürdü ve ardından üst üste mesaj bildirimi gelmeye devam etti. 'Bu bir sır olarak kalacak, merak etme.' 'Mesajıma nereye kadar cevap vermeyeceksin, Leyal?' 'Katilsin; bunu artık kafana yerleştir.' 'Sessizliğe bürünmeye devam et.' 'Yarın seni Galata Kulesi'nin orada bekliyor olacağım.' 'Bu gece neler yaptığını tekrar gözden geçir :)' Leyal, mesajdaki sözcüklerin yankılarını kafasında defalarca tekrarlıyordu. Aklında cevaplanmamış sorular dönüp dururken, sakinleşmek için gözlerini kapattı. Yaşananlar, bir film şeridi gibi zihninde canlandı. Yazılanları düşünmek istemese de gözlerini açtı ve telefonunu lavabonun aynasına bıraktı. Aynada yansıyan korku dolu yüzüne baktı. Gece yaşananlar, aklından silinmek bilmeyen sahnelerle birleşerek zihnini meşgul ediyordu. "Kendine gel Leyal, sadece bir mesaj," diyerek kendini teselli etti. "Her şeyi atlatabilirsin." Bileğindeki tokayı çıkarıp saçlarını topuz yaptı. Kısa kahküllerini düzeltip, lavabonun aynasından telefonunu aldı. Ekranı ıslak olduğu için pantolonuyla sildi. Son kez lavaboya baktı; annesi çok titiz olduğu için hiçbir iz bırakmak istemiyordu. Odasına sessizce ilerleyerek annesini uyandırmamaya dikkat etti. Kapkaranlık odada komidinin üzerindeki lambayı açtı. Sarı ışık tüm odayı aydınlattı. Yatağındaki yorganı açtıktan sonra telefonunu tamamen kapatıp lambanın yanına koydu. Aydınlıkta kıyafetine bakınca tişörtünün yarısının kanlı olduğunu görünce hemen çıkarıp yatağa attı. Gardırobundan mavi bir pijama takımı aldı. Pantolonunun temiz olması içini rahatlattı. Pijama takımını giydikten sonra kanlı tişörtü ve pantolonu gardıroptan aldığı alışveriş poşetine koydu. Sabah erkenden kalkıp çöpe atacağı için, annesinin görmemesi için poşeti gardıroba sakladı. Derin bir nefes alarak yatağına yattı ve yorganı ayak parmaklarına kadar çekti. Bu gece, onun için hiç bitmeyecek gibi uzun bir gece oldu. Unutulmaz bir şey yapmıştı. Tavanın sarı ışık yansımasına dakikalarca, belki de saatlerce bakakaldı. Uyumak istese de gözleri bir türlü kapanmadı. Kendi kendine fısıldamaya başladı: "Sen artık katilsin Leyal. Bir insanı kendi ellerinle öldürdün. Annenin o masum kızı değilsin artık. Sen katil oldun." Sağ tarafına dönerek lambanın ışığını kapatıp gözlerini yumdu. Güneş, perdelerin arasından inatla sızıp Leyal’in yüzüne vurduğunda dünya her zamanki gibi dönmeye devam ediyordu; ama Leyal için zaman, dün gece o lavabonun önünde, kanlı ellerini yıkarken durmuştu. Zihni, karanlık sahnelerin pençesinde yorgun düşmüştü. Gözlerini ağır ağır araladığında, annesini pencerenin önünde, güneş ışığını içeri davet eden perdeleri sonuna kadar açarken gördü. Annesi, bir şefkat sarmalı gibi yatağa yaklaşıp elini Leyal’in alnına yasladı. "Günaydın masum kızım," dedi sesi her zamanki yumuşaklığıyla. "Çok solgun görünüyorsun, iyi misin?" Leyal, annesinin o her şeyi iyileştireceğine inanan sıcak elini sertçe itti. Tenine değen her temas, sanki üzerindeki görünmez kan lekelerini gün yüzüne çıkaracakmış gibi geliyordu. "Hayır anne, hasta falan değilim," diyerek üzerindeki yorganı bir hışımla attı. Göğüs kafesi, bir sırrı saklamanın verdiği ağırlıkla sıkışıyordu. "Bugün hafta sonu... Neden erkenden kalkıyoruz?" Annesi, yüzünde şaşkın ve biraz da endişeli bir ifadeyle kızına baktı. Dudaklarında buruk bir tebessüm belirdi. "Erken mi kızım? Saat 13.27 oldu. Neredeyse gün bitti, sen hâlâ uykunun derinliklerindesin." Leyal, annesinin cevabıyla sarsıldı. Saat 13.27 Zaman, onun için dün gecenin karanlığında asılı kalmışken, dünyanın bu kadar hızlı akıp gitmesi dehşet vericiydi. Komodinin üzerinde, bir bomba gibi cansız duran telefonuna baktı. Cihaz kapalıydı ama açtığı an dün geceki o kâbusun, ekranı bildirim yağmuruyla sarsacağını biliyordu. Şimdilik o sessizliğe ihtiyacı vardı. "Hadi canım, madem iyisin kalk da bir yüzünü yıka," dedi annesi kapıya doğru yönelirken. "Ben mutfağa geçiyorum, kahvaltıyı hazırlarım. Bugün en sevdiğin krep yığınını yapacağım." "Tamam anne, geliyorum hemen," dedi Leyal, sesi çatallı çıkmıştı. Annesi odadan çıkar çıkmaz Leyal bir hışımla yatağından fırladı. Kalbi, boğazında atıyordu. Annesinin titizliğini biliyordu; eğer birazdan odaya geri dönerse gardırobun içindeki poşeti ya da çarşaftaki en ufak bir kusuru fark edebilirdi. Parmakları titreyerek yorganı düzeltti, yastıkları her zamanki simetrisiyle dizdi. Her hareketi mekanik ve aceleciydi; sanki yatağı değil de, işlediği suçun izlerini örtbas ediyordu. Yatağını alelacele topladıktan sonra gözü komodindeki telefona kaydı. Onu açmak, dün geceki o gizemli şantajcıyla yeniden yüzleşmek demekti. Telefonun ekranındaki kendi yansımasına baktı; gözaltları çökmüş, feri sönmüş bir çift göz... "Kendine gel Leyal," diye fısıldadı. "Daha hiçbir şey bitmedi." Derin bir nefes alıp telefonun güç düğmesine bastı. Cihaz titreyerek açılırken, Leyal sanki o an evin kapısı çalınacak ve polisler içeri girecekmiş gibi bir korkuya kapıldı. Ekran ışığı yüzünü aydınlattığı an, beklediği o tiz bildirim sesi odayı doldurdu. Bildirim sesi, odanın ölümcül sessizliğini bir bıçak gibi yardı. Leyal, telefonun avucundaki o sarsıcı titremesiyle yerinden sıçradı. Ekran kilidini açmaya çalışırken parmakları birbirine dolanıyor, soğuk ter damlaları telefonun camına düşüyordu. Sonunda ekran aydınlandı. Rehberinde kayıtlı olmayan, sadece rakamlardan oluşan o numara yine oradaydı. Mesaj, tahmin ettiğinden çok daha kısa ve keskindi "Saat 15.00. Galata Kulesi'nin altına gel." Leyal, mesajı okuduğunda nefesinin boğazında düğümlendiğini hissetti. Dün geceye dair zihninde uçuşan bölük pörçük görüntüler, bu kısa cümleyle birer birer yerine oturdu. Elleri öyle şiddetli titriyordu ki telefonu yatağın üzerine bırakmak zorunda kaldı. "Leyal! Çay demlendi, hadi kızım soğutma!" Annesinin mutfaktan gelen neşeli sesi, odadaki bu karanlık havayla korkunç bir zıtlık oluşturuyordu. Leyal, aynada kendi yansımasına baktı; bembeyaz yüzü ve feri sönmüş gözleriyle tanınmaz haldeydi. Derin bir nefes alıp yüzüne sahte bir sükunet yerleştirmeye çalıştı. Telefonu cebine attı ve odadan çıkmadan önce gardırobunun kapalı olduğundan son kez emin oldu. Koridorda yürürken attığı her adım, onu Galata’daki o meçhul randevuya biraz daha yaklaştırıyordu. Mutfağa girdiğinde annesi neşeyle masayı donatıyordu, ama Leyal için masadaki hiçbir şeyin tadı yoktu. Artık masumiyet, o mutfak kapısının ardında kalmıştı. Leyal, mutfağın eşiğinde öylece durdu. Burnuna dolan taze demlenmiş çay kokusu ve kızarmış ekmeğin sıcaklığı, normal bir cumartesi sabahı için huzur verici olabilirdi; ancak onun için bu kokular, az önce okuduğu mesajın soğukluğuyla birleşince midesini bulandıran bir kokuya dönüştü. Annesi neşeyle tabakları yerleştirirken ona bakıp gülümsedi. "Hadi canım, geç otur. Krepler tam istediğin gibi oldu," dedi annesi, elindeki servis tabağını masanın tam ortasına bırakırken. Leyal, masanın üzerindeki örtünün beyazlığına baktı. O kadar temiz, o kadar lekesizdi ki... Kendi varlığının o masayı kirleteceğinden korktu. Boğazı kurumuştu, konuşmak için yutkunmaya çalıştı ama boğazına bir yumru oturmuştu. "Ben... Elimi yıkamayı unuttum anne. Hemen geliyorum," diyebildi kısık bir sesle. Bakışlarını annesinin gözlerinden kaçırarak hızla arkasını döndü. Annesinin, "Az önce yıkamadın mı kızım?" diye arkasından seslenişini duymazdan gelerek kendini banyoya attı. Kapıyı kapatıp kilidi sessizce çevirdiğinde sırtını soğuk kapıya yasladı. Göğsü, kapalı bir alana hapsedilmiş bir kuş gibi hızla inip kalkıyordu. Adımları onu lavabonun önüne sürükledi. Titreyen ellerini mermer tezgaha dayayıp aynadaki yansımasına baktı. Gördüğü yüz ona ait değil gibiydi; elmacık kemikleri belirginleşmiş, gözlerindeki o çocuksu parıltı yerini karanlık bir uçuruma bırakmıştı. Musluğu açtı. Suyun şırıltısı, zihnindeki o uğultuyu bastırmaya yetmiyordu. Avuçlarını suyla doldurup yüzüne çarptı; soğuk su tenine değdiği an ürperdi ama bu bile kendine gelmesini sağlamadı. Ellerine baktı; görünürde hiçbir iz yoktu, tırnak araları temizdi, sabun kokuyordu. Ama o, parmak boğumlarında hâlâ dün geceki o yapışkan, sıcak ıslaklığı hissediyordu. Bir kez daha ellerini yıkamaya başladı. Sabunu avuçlarında öfkeyle köpürttü, parmaklarını birbirine kenetleyip derisini soyarcasına ovdu. Musluktan akan su, sanki dün geceyi alıp götürebilecekmiş gibi boş yere akıp gidiyordu. Leyal, aynadaki yansımasına bakarak fısıldadı "Sakin ol... Sadece bir saat sonra Galata'da olacaksın. Sadece yüzleşeceksin." Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı ama burnuna gelen tek şey, sabunun yapay kokusunun altına gizlenmiş olan o hayali kan kokusuydu. Leyal, musluğun altındaki ellerine son bir kez baktı. Gözlerini kapatıp açtığında, suyun berraklığı bir anda zihninin bir oyunuyla bulanmaya başladı. Gümüş rengi musluktan akan suyun rengi, saniyeler içinde koyulaştı; önce hafif bir pembelik, ardından ise koyu, pıhtılaşmış bir kırmızıya dönüştü. Lavabonun beyaz porseleni, hayali bir kan gölüne ev sahipliği yapmaya başlamıştı. Leyal, dehşet içinde geri çekilmek istedi ama ayakları yere çivilenmiş gibiydi. Avuçlarının içinde hissettiği o kaygan sabun köpüğü, bir anda dün geceki o yapışkan, metalik kokulu ıslaklığa dönüştü. Parmaklarının arasından süzülen şey artık su değil, sanki bir yaşamın son kırıntılarıydı. "Hayır, hayır... Temizim ben," diye fısıldadı sesi titreyerek. Bakışlarını aynaya çevirdiğinde, yansımasındaki Leyal’in yüzüne kan sıçradığını gördü. Alnından aşağı süzülen o kırmızı şerit, gözpınarından bir yaş gibi akıyordu. Çığlık atmamak için dudaklarını ısırdı; dişlerinin baskısıyla canı yandığında bir anlık bir sessizlik oldu. Gözlerini sıkıca yumup üç saniye bekledi. Kalbi, kulaklarında zonklayan bir davul gibiydi. Gözlerini tekrar açtığında su yine berraktı. Porselen yine bembeyazdı. Ellerinde sadece beyaz sabun köpükleri vardı. Ancak zihni, gördüğü o sahte görüntünün gerçekliğine o kadar inanmıştı ki, elleri gerçekten yanıyormuş gibi sızlamaya başladı. Bu bir halüsinasyon değildi; bu, vicdanının derisinin altına sızmış haliydi. ~~~ Evet, burada bitirmek istedim. Yeni bölümler; Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri gelecektir.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

AŞKLA BERDEL

read
95.9K
bc

MENZİL 🧭🧭🧭

read
4.7K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
99.5K
bc

ÖTEKİNİ SEVMEK

read
1.7K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
582.0K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
78.5K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
62.7K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook