Şafak'ın eğlenceli bir kavga ile biten düğününün ertesi günü Gülsüm annemler, Hatice abla ve bıdıklar ile beraber piknik yapmaya geçen sefer gittiğimiz Sapanca'ya nazır, yeşilliğin içinde cennetten bir koy gibi duran gizli mabedimize gitmek için hazırlanıyorduk. Bu bir veda yemeğiydi ama herkes neşeli görünmeye ve bu davranışıyla etrafındakileri teselli etmeye çabalıyordu. Hepimizde yapmacık bir neşe vardı. Ne biz Hamza'yı üzmeye kıyabiliyorduk ne o bize kaygılarını yansıtabiliyordu. Ben yine kek ve börek yapmıştım piknik için. Hamza bu sefer itiraz etmedi. Geçen sefer en çok kendisi yemişti zaten. Şimdi de daha fırından çıkardığımda birkaç dilim tırtıklamıştı keki. Dağ gibi adam evlendiğimizden beri nur topu gibi minik bir çıkıntıya sahip olmuştu göbek bölgesinde resmen. " Böyle giderse

