"Kapıyı çalan kaderse, açmaya cesaretin var mı? "
Efe kapıya doğru yürürken göğsü hala inip kalkıyordu. Vücudu hala Miray'ın teninin sıcaklığını unutmamıştı. Ama düşüncelerinde bir karmaşa vardı.
"Tam her şey değişecekti" dedi içinden.
"Tabi ki tam o anda birşeyler olması gerekiyordu. "
Kapının önünde bir kaç saniye durdu. Sonra tokmağı çevirdi.
Kapıyı açar açmaz karşısında Mert'i gördü.
Üzerinde üniforma, yüzünde herzamanki güleç, goygoycu ifade yerine ciddiyet vardı.
-"Acil bir şey var" dedi Mert içeri adımını atmadan.
-"Üsteğmen, karargahtan bilgi geldi. Şüpheli dosyayla ilgili... Hem seni ilgilendiriyor hem onu"
Efe'nin yüzü bir anda gerildi. Bakışlarını yere indirdi. Sonra hafifçe başını salladı.
Arkasını dönmeden önce sordu:
-"O burada mı? "
Mert hafifçe başını eğdi.
-"O hala odada üstünü giymemişti... "
Sonra alttan alttan gülümsedi:
-"Ama sende pek vakit kaybetmemişsin komutanım. "
Efe Mert'in omzuna kısa ama anlamlı bir yumruk attı.
-"Kes lan! "
Mert gülümseyerek geri çekildi.
Efe içeri döndü.
Miray hala duvarın dibindeydi, gömleği biraz aceleyle üstüne geçirmişti. Saçları dağınıktı, yüzü hala yanıyordu ama bakışları daha netti.
Birşey söylemedi.
Sadece efe'ye baktı.
-"Gitmem gerekiyor"dedi Efe sesinde ciddi bir ton vardı.
-"Amaa... bu konuşma burda bitmedi, Miray"
Miray başini hafifçe salşadı.
Kırılmadı, küsmedi.
Çünki onun da içinde o cümle eksikti:
"Evet ,bu ...bitmedi"
Efe cebinden anahtarı çıkarıp bıraktı.
-"İstersen burada kal, rahatsız olursan mert seni evine bırakır. "
ve kapıyı çekip çıktı.
************