Bir yarim saat sonra artik yavasça konusabiliyor hale geldi. Bende sorabildim artik ne oldugunu.
" Daha iyimisiniz beyefendi?" dedim yavasça. Kafa kekti bana evet dercesine. Yatiyordu hala, ellerinden destek alarak kalkmaya basladi. Yardim ettim adama ve depodaki duvara yasli bir sekilde oturmaya basladi.
Rengi geri geldi iyi bari yanlis bir sey yapmadim. Nerden çikti bu adam?
Korktum.
Artik daha iyi gorünüyor ama. Ufff isimde daha bitmedi yemekde yiyemedim. Gelde anlat simdi bunu ofistekilere.
"Size su falan getirmemi istermisiniz? Aramami istediginiz biri varmi? Nasil oldu bu? Hastaniyeye gidelim isterseniz genede. Daha iyi gibisiniz ama pek emin olamadim. Baya kötü görünüyordunuz."
Aklimdaki sorulari sormaya basladiktan sonra duramadim hepsini ayni anda sordum suanda oturan adama.
Ilk basta cevap verecek gibi oldu ama ben sormaya devam edince önce sasirdi sonrada gülümsemeye basladi.
"En çok merak ettiginiz hangisi önce onu cevaplayayim." dedi gülerek. Ilk defa konustu, sesi derin ve alçak bir tondaydi. Insana güven veren erkeksi bir sesi var.
" Evet birden çok soru oldu haklisiniz, ozaman sira ile gidelim. Su veya baska birsey istemisiniz?"
"Hayir, tesekkürler."
" Aramami istediginiz biri varmi? Telefonunuzu vereyim ben hatta size."
"Hayir, tesekkürler."
"Tamam ozaman en önemlisi, ne oldu size?" diye sordu en son olarak.
Derin bir nefes aldiktan sonra anlatmaya basladi, " sirkete yeni geldim, toplantidan sonra sirket turu atmaya basladik. Uzun sürecegini bildigim için masadaki ikramlardan aldim. Içinde kuruyemis türlerinden varmis, benimde alerjim var."
Anlatirken lafini kestim, kendime hakim olamadim çünkü.
Sirketteki bütün atistirmaliklar paketli, isimleri ve içerikleri yazar hep. Bu akilli alerjisi oldugu halde yemis olamaz. Sormam lazim.
" Bütün atistirmaliklar paketli bu sirkette. Alerjin oldugu halde içindekileri okumadan yedinmi yani?"
"Okudum heralde, yazmiyor üstünde..." gene kestim lafini
" olmaz öyle sey! Paket yanindami hala? Hangisiydi yedigin ver bakayim!" dedim kizarak.
Inanamiyorum okuyamamis adam gibi, sirketi suçlayacak utanmasa.
Saskin saskin bakiyor bana nedense. Ama paket hala yanindaydi, yedikten hemen sonra bogazi kapanmaya baslamis bitirmemis bile keki.
Aldim hemen elinden sagina baktim, soluna baktim, bütün katlarini açip yazan herseyi okudum.
Ben deli gibi findik, fistik kelimelerini ararken o bana kafasi hafif saga yatik bir sekilde, agzinda ince bir gülümseme ile bakiyor.
.
Adam gibi okuyamamis kendini öldürecekti resmen. Böyle ciddi bir alerjin varda neden dikkat etmezsin be arkadas.
Suna bak birde siritarak bana bakiyor. Buda nerde yaziyor kardesim.
Adi burda, içerik burda, katlarin arasinda bir sey yok ...
Yazmiyor.
Bildigin yazmiyor.
Yok içerikte alerjen uyarisi. .....
Madem icerigi tam koymicaksiniz ne diye yazarsiniz buraya sorumsuzlar.
"Yazmamislar" gözlerim yerde, sesim kisik birsekilde söyledim bunu.
Agizindaki gülüseme artik daha büyük "biliyorum yazmadiklarini, bende okudum çünkü. Dogdugum günden beri bana hayati zorlastiran bir alerjim var, sence bununla nasil basa çikmam gerektigini ögrenmemismiyimdir?" dedi.
Sesindeki alayli ton hosuma gitmedi bende cevap verdim " belliki ögrenememisin. Yoksa neden nefes alamiyorken koca binadaki en issiz odayi seçtin girmek için?"
Önce sasirdi cevabima sonra inatlasircasina oda bana cevap verdi " suanda iyi olduguma göre dogru odayi seçmisim. Buda benim tecrübemi kanitliyor bence."
Gözleri artik gülmüyor aksine meydan okuyor.
.
Adam daha yeni ölümden döndü Gülsüm sen burda oturmus resmen hesap soruyosun.
Kendine gel kizim, derin bir nefes al sakinles ve yardimini ettikten sonra kendi isine geri dön.
Öglen paydosuda bitti sen daha yemek yemedin.
Hadi kizim isin dolu daha.
Örnekleride toplayamadin daha.
Oyalanma Gülsüm, oyalanma.
Bir saniye duraksadiktan sonra derin bir nefes aldim, saate baktim bir'e geliyor. Arkama döndüm sonra, toplamam gereken örneklerin yarisini bile bitiremedim daha.
"Haklisiniz pardon. Biraz teslaslandim sadece ne dedigimin pek farkinda degilim. Isterseniz sizi daha rahat edebileceginiz bir odaya götürebilirim. Veya bir taksi çagirayim eve veya hastaneye gitmek isterseniz."
Dedim kafami çevirirken adama dogru. Konusmamin sonuna dogru göz göze geldik adamla, dikkatle beni dinliyordu ama benim gözüme çarpan sey gözleri oldu.
Yaklasik yarim saatir basbasayiz ama gözlerini yeni fark ettim, çok canli bir yesil gözleri.
Farkli tonlarda yesiller göz bebegine dogru çizgi halinde duruyor.
Insan o yesilin derinliklerinde kayboluyor remen.
O canli, yesil gözün etrafini çok koyu siyah bir çember sariyor.
Gözlerini incelerken uzun süre bakmis olmaliyimki, o meydan okumanin yerini iddiali bir gülümseme aldi.
Bende tam o anda bakakaldigimi fark ettim.
"Önemli degil, siz beni yukardaki odalardan birine yönlendirirseniz yeterli. Ben kendim giderim daha iyiyim artik. Sizinde isinizi böldüm galiba, arkanizdaki yigina bakip duruyorsunuz?"
.
Bu adam benden ne bekliyordu bilmiyorum ama beni sinir etmeye basladi.
Tabikide isimi böldün yatmaya gelmedim heralde depoya.
Inanamiyorum gerçekten o kadar ugras, yemek saatini kaçir, tesekkür edecegine azarliycak utanmasa.
Gerçekten bu halinde onu yukariya yanliz göndericemimi düsünüyor bu?
"Yok olmaz öyle, aklim kalir sizde. Bulamaz kaybolursaniz kendimi suçlarim bide. Isimi sizi yerlestirdikten sonra devam edebilirim."
Her nekadar canim sikilmis, paniklemis ve aç olsamda hasta birini bilmedigi bir yerde yanliz birakacak degilim.
"Zahmet olmasin size, saate bakip duruyorsunuz bir yere yetismeniz lazim heralde?"
Bu adam beni sinamayami geldi ben anlamadimki.
Yardim edicem diyorum iste kardesim susup kabul etsene.
Sanane benim saatimden isimden.
"Ben kendi yolumu bulurum saolun, size daha fazla zahmet vermiyeyim."
Dedikten sonra ayaklanmaya basladi. Hala nefesi tamamen düzelmedi bile ve bana trip atiyor pasam.
Sesi bukadar kalin olmasa, vucududa saf kasdan olusmasa kadin diyecegim adama. Okadar nazli.
"Aaaaah yeter artik, ben okadar sabirli biri degilim.
Gelemem böyle naza, tripe. Evet isimin ortasinda geldiniz, müdürüm büyük ihtimalle suanda beni ariyor ofiste örnekler nerede diye.
Toplantida lazim herkes yeni gelen patron için kiçini yirtiyor. Örnekleri topladiktan sonra yemege çikacaktim ama çikamadim.
Ve ben aç kalmayi sevmem. Ister inan ister inanma gerçekten sagliginiz icin endiselendim.
Sadece bazen çabuk parliyorum, sizede ani çikistigim için özür dilerim. Simdi eger sizin içinde bir kusuru yoksa artik odaya çikalim bende dönüp isimi bitire bileyim.
Yemek zaten yalan oldu, bari isitecegim azar azalsin. Bugünün öneminden dolayi hiç kimse bana 'aaa aferin sen tanimadigin birinin hayatini kurtariyormusün, o yüzden patrona örnekleri sunamadik canin saolsun' demiyecek.
Eger biraz aceleci davraniyor ve sizin hosunuza gidecek kadar ilgi gösteremiyorsam özür dilerim. Düsünmem gereken çok sey var bugün."
Saymaya basladim adama, zaman zaman sesim yükseldi konusurken.
Ama hiç duraksamadim, yüzumdeki mimikler kizginlikta tut, pes etmeye kadar her duyguyu anlatti.
Konusmanin sonunda nefesim kesildi, ama hepsini bir cirpida söyledim. Bir rahatlama geldi, iyi hissettim konusmam bittikten sonra.
"ahahaha" Güldü, "haklisin pardon. Çantamida alayim çikabiliriz odaya."
Dedi ve ilerledi çantasini almaya.
Inanamadim okadar laftan sonra hiç birsey demedi.
Agzim açik bir sekilde izledim kapiya yönelmesini.
"Eger isin azsa istersen örnekleri topladiktan sonra çikabiliriz. Tasimana yardim ederim hem, senin içinde kolay olur."
Kapiyi araladiktan sonra dönüp bana bu teklifi sundu.
Zaten verdigi tepkiyi daha anlayamamistim sonrada bu teklifle gelince açik kaldi agzim, kapatamadim hemen.
.
Sen kimle ugrastigini bilmiyosun daha, madem israr ediyosun hodri meydan.
Sen benim kafami karistirirsan bende senin gibi olurum, hic önemli degil.
"Az kalmisti, siz yerdekileri toparlayin ben kalanlari bulup yaniniza gelirim. Sonra birlikte çikariz yukari." Deyip arkami döndüm ve evraklarin yanina döndüm. Kalan örnekleride aldiktan sonra asansöre yöneldik. Onun kucaginda topladim ilk yari ve çantasi, benim kucagimda ikinci yari bindik asansore.
"Kaçinci kat?"
"7"
Kapilar kapandi ve biz yukari çikmaya basladik.
"Ben Kadir bu arada."
"Gülsüm"
"Memnun oldum."
"Bende"
"Pek emin degilim ona" dedi fisildiyarak. Ama duydum ben.
Kafam karisikti dürüst olmak gerekirse. Anlamis degilim tam olarak ne oldu benim ani çikisimdan sonra.
Elimizdekileri toplanti salonuna koyduktan sonra Kadir'i bos odalardan birine yönlendirdim ve ayrildim yanindan.
Henüz daha öglen olmasina ragmen ben üstümden tir geçmis gibi hissediyorum.
Masama vardiktan sonra bana önce kim hesap soracak diye telasla beklemeye basladim. Gelen olmadi sadece müdür çok ters bir bakis attik ve kosarak toplanti salonuna gitti.
Toplantinin çoktan baslamis olmasi lazimken henüz baslamamisti, bütün tersliklere ragmen dönecekmi acaba talihim?
Kizanda olmadi henüz, neyse henüz toplanti bitmedi. Toplantidan sonra kasirga gibi esicek heralde, yüzü sinirden kizarmis bir sekilde patronun karsisina çikmak istemedi galiba.
Yarim saat sonra masama çayci Ayse abla bir sandiviç koydu.
"Seni öglen göremedim kantinde, aç kalmayi sevmezsin sen al ye bunu." Deyip arkasini dönüp gitti, ben cevap bile veremedim, tesekkür bile edemedim kadina.
Saskinlikla tavuklu sandivicimi yemeye basladim, yaninda çay bile getirmis.
Karnimi doyurduktan sonra kendimi çok daha iyi hissetmeye basladim, birden herkese ne oldu bilmiyorum ama sikayetci degilim.
.
Aha toplanti bitti, simdi baslicak benim haslama seansi.
Hiç olmazsa karnim tok artik, müdüre çikisma olasiligim ciddi bir sekilde azaldi.
Oturdugum yerden toplanti odasinin kapisi görünüyor, çikan herkesi görebiliyorum bu sayede. Bir kaç farkli bölümlerde çalisan müdürler çiktiktan sonra benim müdür kapida belirdi. Tam çikacakken içeri geri girdi, biraz sonrada çikti. Ben nefesimi tutup bana gelip köpürmesini bekliyorum sadece, hizli bitse bari diye dua ediyorum içimden.
Sok oldum, odadan çikti elindeki dosyayi kendi masasina birakti, yanima geldi ve, "örnekleri tekrar yerine koyabilirsin isleri bitti, tesekkür ederim." Dedi .... Ve kendi masasina geri döndü. Tam bir saat geç getirdim örnekleri, paydostan sonra herkes ise baslarken ben ofiste bile degildim. Neden geç kaldigimi bile sormadi resmen.
Hastamiki?
Agzim açik bir sekilde oldugum yere çakilmis gibi beklerken ben birden,"mesai saati bitmeden götürürsen iyi olur Gülsüm hanim." Diye sesledi kafasini bilgisayarindan kaldirmadan.
Hemen agzimi kapatip kafami bir salladikta sonra, örnekleri almak için toplanti salonuna gittim. Hepsini toplayip geri depoya indigimde, görmeyi hiç beklemedigim biri vardi içerde.
"KADIR!"
"Selam."
Ayaktaydi bu sefer kendini tamamen toparlamis görünüyor, ve hatta kiyafetleri düzenliyor. Henüz müdürümle yasadigim soktan cikamamisken, Kadir'i tekrar görmek ekstra bir sakinlik ekledi.
"Pardon, bagardim bir an size. Beklemiyordum sadece sizi burada tekrar görmeyi."
"Daha sakin görünüyorsun, çok kizmadi heralde müdürün?"
"Inanirmisin? Hiç kizmadi bana. Rüyada gibiyim, inanamiyorum.
Anlatamam ne kadar sasirdigimi, bu adam ofis koltugumun tekerleri dönerken ses yapiyor diye, ben yeni koltuk alana kadar beni sandalyede oturtdu.
Ve suanda bu ayin en önemli toplantilardan birine tam bir saat geç getirdigim örnekler için yorum bile yapmadi."
Yüzümde koca bir gülümseme ile anlatirken olanlari Kadir'e dogruda yürüyorum. Ben anlatirken elimdekileri alip depodaki tekerlekli masaya yerlestirdi hatta örnekleri.
Yüzünde imali bir gülümseme var Kadir'in, neden bilmiyorum. Bir gözü bende olanlari alatmami bekliyor. Diger taraftan kiyafetleri yerlerine yeslestiriyor.
Rüyadamiyim, gerçekmi ben anlamadim. Noluyor bügün etrafimdaki insanlara.
Öldümde haberimmi yok? Kendimi çimdiklesem çokmu belli olur acaba?
Yok yani ben rüyada olsam Kadir gibi birini hayal edememki.
Resmen Yunan tarih kitaplarindaki bir ilah gibi.
Saçlari kömür gibi, hele o gözler ... Kollari mermerden yapilmis sanki, damarlari sonradan eklenmis gibi.
"Dokunmak istermisin?"
"Hah???"
Kadir'i keserken öyle bir dalmisimki bana yaklasip soru sordugunda önce anlamadim bile ne dedigini.
Gözlerimi kolundaki damarlardan ayirip yüzüne baktigimda gülüsünden anladim yakalandigimi.
Domates gibi kizardim birden, gözlerimi kaçirdim panikliyerek. O telasla bir adim geri attim ve masanin ayagina takilip tökezledim. Arka üstü düserken ,zaten hemen önümde duran Kadir hizli bir tepki ile sol kolumdan tutup beni kendine çekti.
Yüzüm kirmiziydi zaten daha fazla kizaramadi oyüzden ama kalbim hizlanmaya basladi.
Göz göze geldik, onun gözleri sakin ve iddiali bakarken ben dilimi yutmustum. Utancimdan yerin dibine girdim, ama fiziken hala kollarinin arasindaydim.
Gögsüm onun gögsüne sürtüyor, ayagimin biri yerde biri havada.
Kadir'in sol eli beni sirtimdan destekliyor düsmiyeyim diye, sag eli benim sol kolumdan sikica tutuyor. Bende refleks olarak onun o kasli kollarina sikica tutunuyorum.
En son bana bukadar yakin olan kisi Serdar'di, onun üzerindende bir yil geçmisti.
Bacaklarimin arasindaki nemin hormonlardan kaynaklandigina kendimi ikna etmeye çalisiyordum. Ama kalbimin çarpintisina bir bahane bulamadim. Gözümü ayiramiyorum onunkilerden, hipnotize olmus gibiyim.
"Artik dokunduguna göre, tahmin ettigin gibimiymis?"