Hangi aralar vedaların siyah dumanı çöktü üzerimize? Soru sormadan sarf ettiğimiz kelamlar, dilimize iğne gibi saplanıp kalırken, bilmeliydik her cevapsız sorunun biraz daha ızdırab olacağını. Ey gökyüzü, onsuzluğun acısını çığlık çığlığa bağırmadım belki, peki sen hiç mi görmedin eriyen bedenimi? Her kalem ucu ruhumu sarmalayıp, siyah bir mürekkebin katranına boyarken neredeydi senin maviliğin? Kırmızılar bile karanlığa bırakırken cilvesini, yalnızlık denen illet, ne zaman bu kadar hapsetti bedenimizi? Sessizce fısıldamak zamanı şimdi; Çürüyen zihnim, bu satırlarım senin için... *** Şaşkınlıktan ve daha çok heyecandan tutulan nutkumdu, şu an bize eşlik eden misafirler. İkimizde suskun ikimizde uzun bir sabırla birkaç dakikadır karşımızda oturan Ozan Ağabey ile Zeynep Ablayı izliyordu

